Sen Tokyo'da yaşıyorsun, değil mi?You live in Tokyo, don't you?
Şehirde mi yaşıyorsunuz?Do you live in the city?
Bayan Nakano'nun kaç yaşında olduğunu biliyor musun?Do you know how old Miss Nakano is?
On yaşında mısın?Are you ten years old?
Gelirine göre yaşamalısın.You must live according to your income.
Sasayama'da mı yaşıyorsun?Do you live in Sasayama?
Kendi geçimini yapacak kadar yaşlıdır.You are old enough to make your own living.
Nerede yaşadığımı biliyor musun?Do you know where I live?
Geçen yıl Sasayama'da yaşadın mı?Did you live in Sasayama last year?
Geçen yıl nerede yaşadın?Where did you live last year?
O bana kaç yaşında olduğumu sordu.She asked me how old I was.
Geçen yıl niçin Kyoto'da yaşadın?Why did you live in Kyoto last year?
Yakında kırsal yaşama alışacaksın.You will soon be used to rural life.
Sanki yaşlı bir adammış gibi, niçin onun hakkında konuşuyorsun?Why do you talk about him as if he were an old man?
Ne kadar süredir Sasayama'da yaşamaktasın?How long have you lived in Sasayama?
Kobe'de ne kadar yaşadın?How long have you lived in Kobe?
Yeni yasayı onaylıyor musunuz?Are you in agreement with the new law?
Ne kadar süredir Sanda'da yaşamaktasın?How long have you lived in Sanda?
Artık on sekiz yaşında olduğunu daha iyi bilmelisin.You should know better now you are eighteen.
Irkın ya da yaşın ya da dinin umurumda değil.I don't care about your race or age or religion.
Büyük oğlun kaç yaşında?How old is your elder son?
Kasabanda kaç kişi yaşıyor.How many people live in your town?
Yaşam tarzınıza dikkatle bir göz atın.Take a fresh look at your lifestyle.
Bir insan gibi yaşamanı daha fazla istiyorum.I want you to live more like a human being.
Baban kaç yaşında?How old is your father?
Hayatı yaşamaya değer hale getir.You make life worth living.
Amcan kaç yaşında?How old is your uncle?
Büyük baban kaç yaşındadır?How old is your grandfather?
Yaşlı insanları küçük görmemelisin.You must not look down on old people.
Senin yaşındaki insanların genellikle bu sorunu vardır.People of your age often have this problem.
Senin yaşındaki insanlar, sık sık bu problemle karşılaşır.People of your age often have this problem.
Yaşlandığında sana bakacağım.I will take care of you when you are old.
Uzun yaşamak istiyorsan sigarayı bırak.Give up smoking if you want to live long.
Yaşamın hakkında düşünmen gereklidir.It is necessary for you to think about your life.
Beklentilerinize uygun yaşamaya çalışacağım.I will try to live up to your expectations.
Bana kırsalda yaşamak istemenin nedenini söyle.Tell me the reason why you want to live in the countryside.
Orada araba park etmek yasal değildir.It is illegal to park a car there.
Birçok halklar Asya'da yaşar.Many peoples live in Asia.
Sakalı onu on sene daha yaşlı gösteriyordu.His beard made him look older by ten years.
Yazık, o genç yaşta öldü.Alas, she died young.
Az sayıda kişi doksan yaşına kadar yaşar.Few people live to be ninety years old.
Sekiz yaşında bir araba neredeyse değersizdir.An eight-year-old car is almost worthless.
Birçok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.Not a few people live to be over eighty.
Yetmiş ya da seksen yıl bir insanın normal yaşam süresidir.Seventy or eighty years is the normal span of a man's life.
Yetmiş yaşındaki bir adam için o hala şaşırtıcı bir enerjiye sahip.For a man of seventy, he still has surprising vigour.
Altı yaş ve üstü çocukların okula gitmeleri gerekir.Children of six and above should attend school.
5 yaş altı çocuklar için giriş ücreti yoktur.There is no admission fee for children under five.
Beş yaşındayken bir otobüs sürücüsü olmak istiyordum.I wanted to be a bus driver when I was five.
O, 54 yaşında öldü.He died aged 54 years.
Bu, elli yıl içinde yaşadığımız en sıcak yaz.This is the hottest summer we have had in fifty years.
O, elli yaşın üzerinde olmalı.He must be over fifty.
Üç yaşındaki oğlum için bir randevu almak istiyorum.I'd like to make an appointment for my three-year-old son.
İki çocuğun yaşları toplandığında babalarınkine eşit oluyordu.The ages of the two children put together was equivalent to that of their father.
İki yaşındaki kızım için tıbbi bir muayene olmak istiyorum.I'd like to get a medical examination for my two-year-old daughter.
İki yaşındaki bir çocuk bu kadar hızlı koşabilir mi?Can a two-year-old boy run that fast?
İki aile aynı evde yaşamaktadır.Two families live in the same house.
O, 25 yaşına kadar beş farklı ülkede yaşadı.By the age of 25, she had lived in five different countries.
Yirmi yaşında olsam oy verebilirim.If I were twenty, I could vote.
O yirmi yaşına ulaşıncaya kadar bir şarkıcı olmaya karar vermedi.She did not decide to be a singer until she reached the age of twenty.
2030'a kadar onun nüfusunun yüzde yirmi biri altmış beş yaşından büyük olacak.By 2030 twenty-one percent of its population will be over sixty-five.