yaşında ile cümle

yaşında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O yalnızca 26 yaşında ve şimdiden birkaç şirket yönetti.She is only 26 years old but has already managed several companies.
Mary 14 yaşında hamile oldu.Mary became pregnant at the age of 14.
Mary on sekiz yaşından beri aynı erkek arkadaşa sahip.Mary has had the same boyfriend since she was eighteen.
O on sekiz yaşından beri aynı erkek arkadaşa sahip.She has had the same boyfriend since she was eighteen.
O bu kitabı yirmi yaşındayken yazdı.He wrote this book as he was twenty years old.
O o zaman 19 yaşındaydı.He was 19 at the time.
O, o zaman 19 yaşındaydı.She was 19 at the time.
Sadece 15 yaşındayken bir madalya kazandı.She won a medal when she was just 15 years old.
Yetimlerin yüzde doksan beşi 5 yaşından büyüktür.Ninety-five percent of orphans are older than 5 years old.
Annem bana bu oyuncağı ben sekiz yaşındayken satın aldı.My mom bought me this toy when I was 8.
Ben sekiz yaşındayken, annem bana oyuncaklar alırdı.When I was eight, my mom bought toys for me.
Dokuz yaşındayken Almanya'dan İngiltere'ye taşındım.I moved to England from Germany when I was nine.
O yaklaşık yirmi yaşındadır.She is around twenty years of age.
Bence sen yirmi yaşındasın.I think that you are twenty years old.
Çocuklar kaç yaşında?How old are the kids?
Çocuklarınız kaç yaşında?How old are your kids?
Ben senin yaşındayken zaten evliydim.When I was your age, I was already married.
Laurie kaç yaşında?How old is Laurie?
Laurie yirmi yaşındadır.Laurie is twenty years old.
22 yaşındaki bir kızın hiç erotik rüya görmemiş olması mümkün mü?Is it possible that a 22 year old girl never had erotic dreams?
50 yaşında yaşlı bir kocakarı bana şehvetli teklifler yaptı; beni öpmek istedi.An old hag of 50 years made me lustful propositions; she wanted to kiss me.
Kuzenim halen dört yaşında.My cousin is already four years old.
O 14 yaşındayken, çilek ekmeye başladı.When he was 14, he started to plant strawberries.
Benim kız kardeşim üç yaşında.My sister is three years old.
O hemen hemen altmış yaşında.She is almost sixty years old.
On beş yaşındayken araba kullanmayı öğrendim.I learned to drive when I was fifteen.
Yaklaşık senin yaşındayım.I am about your age.
O yaklaşık olarak senin yaşında.She is about your age.
Yaklaşık olarak senin yaşındayız.We are about your age.
Takriben senin yaşındayız.We are about your age.
"Tom otuz yaşında." O gerçekten o kadar yaşlı değil, değil mi?"Tom is thirty years old." "He's not really that old, is he?"
Kız kardeşin kaç yaşında?How old is your sister?
Tom'un kaç yaşında olduğunu bilmiyorum bile.I don't even know how old Tom is.
Kaç yaşında olduğumu bilmiyorum.I don't know how old I am.
O köprünün kaç yaşında olduğunu bilmiyorum.I don't know how old that bridge is.
Tom'un kaç yaşında olduğunu bilmiyorum.I don't know how old Tom is.
Tom'un kaç yaşında olduğunu biliyorum.I know how old Tom is.
Ben on iki yaşındayken kaçırıldım.I was kidnapped when I was twelve years old.
Bir zamanlar senin yaşındaydım.I was your age once.
Biz o zaman on sekiz yaşındaydık.We were eighteen at that time.
Tom'a ilk rastladığımda on sekiz yaşındaydım.When I first met Tom, I was eighteen.
Bütün bildiğimiz, Tom'un otuz yaşından büyük olabileceğiydi.For all we know, Tom could be over thirty.
Ben beş yaşındayken ebeveynlerimin her ikisi de öldü.Both of my parents died when I was five.
Onun 40 yaşında olduğuna inanıyorum.I believe she's 40 years old.
Bu küçük çömlek tarihidir; o seksen yaşından daha fazladır.This little jug is historic; it's more than eighty years old.
Sen otuz yaşında olamazsın.You can't be thirty years old.
Kendimi bir gemide hatırlıyorum, daha beş yaşında değildim.I remember being on a ship when I was only five years old.
25 yaşındayım ve hiç kız arkadaşım olmadı.I'm 25 years old and I've never had a girlfriend.
Ben yaklaşık senin yaşında olduğum zamanı hatırlıyorum.I remember when I was about your age.
34 yaşındayım.I'm thirty-four.
Japonya'da insanlar yirmi yaşında yasal olarak yetişkin olurlar.In Japan, people legally become adults at the age of twenty.
Bu ev beş yüz yaşında.The house is five hundred years old.
On yaşındayken, ne zaman on altı yaşımda olacağımı, hayatımın harika olacağını düşünürdüm.When I was 10 years old, I thought that when I would be 16, my life would be cool.
Dokuz yaşında daktilo ile yazmayı öğrendim.I learned to type at the age of nine.
Kendi ayakkabılarını bağlamayı öğrendiğinde kaç yaşındaydın?How old were you when you learned to tie your own shoes?
Bisiklete binmeyi öğrendiğinde kaç yaşındaydın?How old were you when you learned to ride a bicycle?
On iki yaşındayım.I'm twelve years old.
12 yaşındayım.I'm twelve years old.
Arabası iki yaşında.His car is two years old.
Büyük olasılıkla insanlardan hiçbiri 25 yaşından daha fazla değil.Presumably, none of the people are more than 25 years old.

İlgili Sayfalar