Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Capabilitatea soarelui să strălucească, a vântului să bată şi a ploii să cadă pur şi simplu nu e suficientă.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.De hoeveelheid zonneschijn, wind en regenval, leveren eenvoudig niet genoeg op.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Die Leistung von Sonnenschein, Wind und Niederschlag ist einfach nicht groß genug.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Điện dung của ánh nắng , gió thổi và mưa rơi đơn giản là không đủ.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Kapacita svítícího sluníčka, foukajícího větru a padání deště prostě nebude stačit.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Kapaciteten för solljus, vind och regn är helt enkelt inte tillräckligt stor.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Kapaciteten i solen, der skinner; vinden, der blæser og regnen, der falder, er simpelthen ikke nok.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Kemampuan matahari bersinar, angin berhembus dan hujan jatuh, tidak cukup untuk memenuhi semuanya.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.일조량과 풍량, 강우량이 그닥 충분치 않다는 겁니다.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.la capacidad de que el sol brille, el viento sople y la lluvia caiga, sencillamente no es suficiente
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Η ικανότητα του ήλιου να λάμπει, του ανέμου να φυσά και της βροχής να πέφτει, απλά δεν είναι αρκετή.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Способността на слънчевото греене, духането на вятър и падането на дъжда просто не е достатъчна накуп.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.Суммарного потенциала солнечного света, силы ветра и объёмов дождя просто недостаточно.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.התפוקה של השמש הזורחת, הרוח המנשבת והגשם המומטר, פשוט אינם מספיקים.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.مقدرة شروق الشمس، وهبوب الرياح وهطول الأمطار، ببساطة ليست كافية لتضيف شيئاً.
Güneşin parlamasının, rüzgarın esmesinin ve yağmurun düşmesinin toplam kabiliyeti buna yeterli değil.全て足し合わせても 十分ではありません 従って電気を絶やさない為には
Havada yüksek düzeylerde kükürt ve azot oksit olduğunda ‘asit yağmuru’ oluşur.Agricultura şi transportul sunt principalele surse ale poluării cu azot.
Havada yüksek düzeylerde kükürt ve azot oksit olduğunda ‘asit yağmuru’ oluşur.A „savas eső” akkor jön létre, ha a levegőben magas koncentrációban van jelen kén- és nitrogén-oxid.
Havada yüksek düzeylerde kükürt ve azot oksit olduğunda ‘asit yağmuru’ oluşur.En concentraciones muy altas,
Havada yüksek düzeylerde kükürt ve azot oksit olduğunda ‘asit yağmuru’ oluşur.L’odore pungente è causato da circa 40 sostanze chimiche diverse emesse
Havada yüksek düzeylerde kükürt ve azot oksit olduğunda ‘asit yağmuru’ oluşur.Poľnohospodárstvo a doprava sú hlavnými zdrojmi znečistenia dusíkom.
Havada yüksek düzeylerde kükürt ve azot oksit olduğunda ‘asit yağmuru’ oluşur.Yksi niistä on haihtuva rikkidioksidipäästöjen erittäin merkittävä väheneminen.
Havada yüksek düzeylerde kükürt ve azot oksit olduğunda ‘asit yağmuru’ oluşur.Ωστόσο, η περίσσεια του αζώτου μπορεί να προκαλέσει σοβαρά περιβαλλοντικά και υγειονομικά προβλήματα.
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?Al doilea sarut. Nu a fost cel in ploaie, a fost la pensiune, nu-i asa?
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?Ciuman kedua. Dalam hujan itu, bukanlah yang kedua, bukan?
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?Den andra kyssen. Istället i regnaet, så var det i pensionatet eller hur?
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?Der zweite Kuss.Statt in dem Regen,war es in der Pension,stimmts?
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?De tweede kus. Het was niet die ene in de regen, het was bij de pension, toch?
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?Drugi pocałunek. On nie był w deszczu, tylko w pensjonacie, prawda?
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?Drugi poljub. Ni bil v dežju, ampak v penzionu, kajne?
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?Il secondo bacio, invece che sotto la piogga è stato alla pensione, non è così?
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?Le deuxième baiser. Il n'a pas eu lieu sous la pluie, mais à la pension, non ?
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?Nụ hôn thứ 2, không phải trong mưa mà là ở khu nghỉ đúng không?
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?Το δεύτερο φιλί. Δεν ήταν την μέρα στη βροχή, ήταν στην πανσιόν, έτσι δεν είναι;
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?Второй поцелуй. Он произошел не под дождем, а у пансиона, не так ли?
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?القبله الثانيه , عدا قبلت المطر كانت في رحله المهاجع اليس كذلك ؟
İkinci öpücük, yağmurun altında değil de, aslında gittiğimiz pansiyondaydı, öyle değil mi?寝てるときにセコいったら
İnsanlar yağmuru sokaklara çıkarak karşılıyor.La gente da la bienvenida a las lluvias saliendo a las calles.
İnsanlar yağmuru sokaklara çıkarak karşılıyor.Les gens célèbrent la pluie en se rendant dans les rues.
İnsanlar yağmuru sokaklara çıkarak karşılıyor.Lidé vítají déšť v ulicích.
İnsanlar yağmuru sokaklara çıkarak karşılıyor.Mensen zijn blij met de regen en gaan de straat op.
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.A kameňovali Štefana, ktorý volal na Pána a hovoril: Pane Ježišu, prijmi môjho ducha!
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Apedrejavam, pois, a Estêvão que orando, dizia: Senhor Jesus, recebe o meu espírito.
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Chúng đang ném đá , thì Ê - tiên cầu_nguyện rằng : Lạy_Ðức_Chúa_Jêsus , xin tiếp lấy linh_hồn tôi .
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Chúng đang ném đá, thì Ê-tiên cầu nguyện rằng: Lạy Ðức Chúa Jêsus, xin tiếp lấy linh hồn tôi.
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.E così lapidavano Stefano mentre pregava e diceva: «Signore Gesù, accogli il mio spirito»
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Et ils lapidaient Étienne, qui priait et disait: Seigneur Jésus, reçois mon esprit!
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.I kamenovali Štěpána vzývajícího Boha a řkoucího: Pane Ježíši, přijmi ducha mého.
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.I kamionowali Szczepana modlącego się i mówiącego: Panie Jezu! przyjmij ducha mojego!
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Ja niin he kivittivät Stefanuksen, joka rukoili ja sanoi: "Herra Jeesus, ota minun henkeni!"
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.저희가 돌로 스데반을 치니 스데반이 부르짖어 가로되 주 예수여 내 영혼을 받으시옵소서 하고
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Megkövezék azért Istvánt, ki imádkozik és ezt mondja vala: Uram Jézus, vedd magadhoz az én lelkemet!
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Og de stenede Stefanus, som bad og sagde: "Herre Jesus, tag imod min Ånd!"
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Og de stenet Stefanus, mens han bad og sa: Herre Jesus, ta imot min ånd!
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Så stenade de Stefanus, under det att han åkallade och sade: »Herre Jesus, tag emot min ande.»
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Sementara mereka melempari Stefanus, Stefanus berseru, "Tuhan Yesus, terimalah rohku!
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Şi aruncau cu pietre în Ştefan, care se ruga şi zicea: ,,Doamne Isuse, primeşte duhul meu!``
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Terwijl de stenen hem troffen, bad Stefanus: "Here Jezus, neem mijn geest bij U."
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.und steinigten Stephanus, der anrief und sprach: HERR Jesu, nimm meinen Geist auf!
İstefanos taş yağmuru altında, ‹‹Rab İsa, ruhumu al!›› diye yakarıyordu.Y apedreaban a Esteban, mientras él invocaba diciendo: --¡Señor Jesús, recibe mi espíritu