yağmurlar ile cümle
yağmurlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Afrika'nın güneyinde yaz yağmurları var.Nyári csapadék Dél-Afrikában.
Afrika'nın güneyinde yaz yağmurları var.Ploi de vara in Africa de Sud.
Afrika'nın güneyinde yaz yağmurları var.Sommerregen in Südafrika.
Afrika'nın güneyinde yaz yağmurları var.Sommer regnen i det sydlige Afrika.
Afrika'nın güneyinde yaz yağmurları var.Zomerregens in Zuidelijk Afrika.
Afrika'nın güneyinde yaz yağmurları var.Καλοκαιρινές βροχές στη νότια Αφρική.
Afrika'nın güneyinde yaz yağmurları var.Летни дъждове в южна Африка.
Afrika'nın güneyinde yaz yağmurları var.Сезон дождей в южной Африке.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Az történik ugyanis, hogy az itteni monszunesőben szaporodnak.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Ce qu'il se passe, c'est qu'elles se reproduisent dans la mousson ici.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Ce se intampla este ca se inmultesc in ploile musonice de aici.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Chúng đang sinh sản trong mưa gió mùa ở đây.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Čo sa deje, je že sa rozmnožujú v monzúnových dažďoch.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Det der sker er at de formerer sig i monsun regnen.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Es ist so, dass sie sich hier mit Hilfe des Monsunregens fortpflanzen.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.In realtà si stanno riproducendo qui, durante le piogge monsoniche.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.인도에서는 몬순 비가 올 때 번식을 합니다.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Lo que pasa es que se están reproduciendo en las lluvias del monzón aquí.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Ne lisääntyvät monsuunisateissa täällä.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Wat er gebeurt, is dat ze zich voortplanten in de moessonregens hier.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Αυτό που συμβαίνει είναι πως αναπαράγονται στις βροχές των μουσώνων εδώ.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Они размножаются здесь в муссонных дождях.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.Онова, което се случва, е, че се размножават в мусонните дъждове тук.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.מה שקורה זה שהן מתרבות בגשתי המונסון כאן.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.ما يحدث هو أنها تتزاوج في الأمطار الموسمية هنا.
Asıl olay ise, yusufçukların burada muson yağmurlarında üremesi.そして今日外で目にする
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.(83:7) Проходя долиною плача, они открывают в нейисточники, и дождь покрывает ее благословением;
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Autuaat ne ihmiset, joilla on voimansa sinussa, joilla on mielessänsä pyhät matkat!
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Beato chi trova in te la sua forza e decide nel suo cuore il santo viaggio
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Blahoslavený člověk, jehož síla jest Hospodin, a v jejichž srdci jsou stezky kroků jejich,
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Blahoslavený človek, ktorý má svoju silu v tebe; blahoslavení, v ktorých srdci sú urovnané cesty.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Błogosławiony człowiek, który ma siłę swoję w tobie, i w których sercu są drogi twoje.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.die durch das Jammertal gehen und machen daselbst Brunnen; und die Lehrer werden mit viel Segen geschmückt.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Ðương khi đi qua trũng khóc lóc. Họ làm trũng ấy trở nên nơi có mạch; Mưa sớm cũng phủ phước cho nó.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Ðương khi đi qua trũng khóc_lóc . Họ làm trũng ấy trở_nên nơi có mạch ; Mưa sớm cũng phủ phước cho nó .
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Gelukkig zijn de mensen die Uw kracht kennen en ervaren; zij weten hoe zij op Uw weg moeten blijven.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Gredé po Solzni dolini, si jo obračajo v kraj studencev; saj tudi rani dež jo pokriva z blagoslovi.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.저희는 눈물 골짜기로 통행할 때에 그 곳으로 많은 샘의 곳이 되게 하며 이른 비도 은택을 입히나이다
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.ldog ember az, a kinek te vagy erõssége, [s] a te ösvényeid vannak szívében.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Når de går gennem Bakadalen, gør de den til Kildevang, og Tidligregnen hyller den i Velsignelser.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Passando pelo vale de Baca, fazem dele um lugar de fontes; e a primeira chuva o cobre de bênçãos.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Saliga äro de människor som i dig hava sin starkhet, de vilkas håg står till dina vägar.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.עברי בעמק הבכא מעין ישיתוהו גם ברכות יעטה מורה׃
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.عابرين في وادي البكاء يصيرونه ينبوعا. ايضا ببركات يغطون مورة
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.他 們 經 過 流 淚 谷 、 叫 這 谷 變 為 泉 源 之 地 . 並 有 秋 雨 之 福 、 蓋 滿 了 全 谷
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.他 們經過 流淚谷 、 叫 這谷變為 泉源 之地 . 並有 秋雨 之福 、 蓋滿 了 全 谷
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Albowiem oto minęła zima! deszcz przeszedł, i przestał.
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Căci iată că a trecut iarna; a încetat ploaia, şi s'a dus.
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Car voici, l`hiver est passé; La pluie a cessé, elle s`en est allée.
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Denn siehe, der Winter ist vergangen, der Regen ist weg und dahin;
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,For se, nu er vinteren omme, regnet har draget forbi og er borte;
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Kijk maar, de winter is voorbij en ook de regentijd is over.
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,겨울도 지나고 비도 그쳤고
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Lebo hľa, zima pominula, pŕška prešla, už prešla.
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Lihat, musim dingin sudah lewat, musim hujan sudah berlalu
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Mert ímé a tél elmult, az esõ elmult, elment.
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Nebo aj, zima pominula, prška přestala a odešla.
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Perché, ecco, l'inverno è passato, è cessata la pioggia, se n'è andata
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Pois eis que já passou o inverno; a chuva cessou, e se foi;
Bak, kış geçti, Yağmurların ardı kesildi,Sillä katso, talvi on väistynyt, sateet ovat ohitse, ovat menneet menojaan.
İlgili Sayfalar