Yağmur yağdıktan ve zemin nemlendikten sonra yabani otları çekmek daha kolaydır.After it rains and the ground is damp, it's easier to pull weeds.
Dün hava yağmurluydu.It was rainy yesterday.
Yağmur yağarsa evde kalacağım.If it rains, I'll stay at home.
Tam evden ayrılırken yağmur yağmaya başladı.It started raining just as I was leaving home.
Çatı içeriye yağmur sızdırıyor.The roof lets in rain.
Dün yoğun bir yağmur vardı.There was a heavy rain yesterday.
Dün çok yağmur yağdı.It rained heavily yesterday.
Yakında yağmur yağacağını düşünüyorum.I think that it's going to rain soon.
Yağmur diniyor.The rain is letting up.
Her an aşırı yağmur başlayacak gibi görünüyor. Şemsiye alsan iyi olur.It looks like it will start pouring any second now. Better take an umbrella.
Günlerce yağmur yağdı.It rained for days.
Bahçede yağmur çiseliyordu.It's drizzling out in the garden.
Tom, yarın yağmur yağacağını düşünüyor.Tom thinks it will rain tomorrow.
Tom yağmur başlamadan önce hemen terk etmemizi önerdi.Tom suggested that we leave right away before it started to rain.
Tom bir şemsiye almalıdır, çünkü yağmur yağacak gibi görünüyor.Tom should take an umbrella because it looks like rain.
Tom yağmur duruncaya kadar burada kalmayı planlıyor.Tom plans to stay here until it stops raining.
Tom yeni bir yağmurluk almalı.Tom needs to buy a new raincoat.
Tom eve yürümek zorunda kalmadan önce yağmurun duracağını umuyordu.Tom hoped the rain would stop before he had to walk home.
Tom teneke çatıdaki yağmurun sesini duyuyordu.Tom heard the sound of rain on the tin roof.
Yağmur yağsa bile Tom gitmek zorundadır.Tom has to go even if it rains.
Tom soğuk yağmuru yüzünde hissetti.Tom felt the cold rain on his face.
Tom yağmur yağıp yağmayacağından şüpheli.Tom doubts if it will rain.
Tom yarın yağmur yağacağını düşünmüyor.Tom doesn't think that it'll rain tomorrow.
Tom yağmur yağacağını düşünmüyor ama her ihtimale karşı bir şemsiye taşımayı planlıyor.Tom doesn't think it'll rain, but he plans to carry an umbrella just in case.
Tom'un yağmurdan dolayı içeri gelmeye niyeti yoktu.Tom didn't have the sense to come in out of the rain.
Tom ve diğer çiftçiler yağmur için dua etti.Tom and the other farmers prayed for rain.
Yağmur yağmıyorsa, Tom her zaman okula kadar yürür.Tom always walks to school if it isn't raining.
Tom Mary'nin dışarı çıkmasına ve yağmurda oynamasına izin vermeyi reddetti.Tom refused to let Mary go out and play in the rain.
Tom Mary'nin yağmurda dışarı çıkmasına izin vermedi.Tom didn't let Mary go out in the rain.
Tom ve Mary yağmurda yürümekten zevk almadı.Tom and Mary didn't enjoy walking in the rain.
Tom ve Mary yağmur yağdığı için pikniğe gidemediler.Tom and Mary couldn't go on a picnic because it was raining.
Yağmuru sevmeyiz.We don't like rain.
Ben güneşi sevmiyorum, yağmuru ve onun altında dans etmeyi seviyorum.I don't like the sun, I prefer the rain and dance under it.
Mademki yağmur yağıyor, evde kalsan daha iyi olur.Since it's raining, it would be better if you stayed at home.
Yağmur yağıyor, bu yüzden evde kalmalısın.It's raining, so you should stay at home.
Yağmura rağmen bu yolculuk beni çok memnun etti, genel olarak.In spite of the rain, this trip very much pleased me, on the whole.
Hava bulutlu, yağmur yağacak.The sky is cloudy and it will rain.
Yağmurda yürümek beni rahatsız etmez.It doesn't bother me to walk in the rain.
Odamda çalışırken yağmuru severim.I love the rain while I'm studying in my room.
Tom bana yarın yağmur yağmasa Mary ile birlikte bisiklet sürmeye gideceğini söyledi.Tom told me that if it didn't rain tomorrow he'd go cycling with Mary.
Tom yarın yağmur yağmayacağını umuyor.Tom hopes it won't rain tomorrow.
Tom yağmurda yürümeye aldırmaz.Tom doesn't mind walking in the rain.
Tom yağmurda yüzmeyi aldırmaz.Tom doesn't mind swimming in the rain.
Tom yağmurda bisiklet sürmeye aldırmaz.Tom doesn't mind cycling in the rain.
Tom yağmurun o kadar uzun süreceğini düşünmedi.Tom didn't think the rain would last so long.
Hem Tom hem de Mary yağmurluk giyiyorlardı.Both Tom and Mary were wearing trench coats.
Yağmur yağacağını söylüyorlar.They say it will rain.
Eğer yağmur yağacaksa sahile gitmenin bir anlamı yok.There's no point in going to the beach if it's going to rain.
Çok şiddetli bir şekilde yağmur yağmadıysa oyunu iptal etmezlerdi.They wouldn't have cancelled the game if it hadn't rained so heavily.
Hava tahminine göre yarın yağmur yağacak.According to the weather forecast, it is going to rain tomorrow.
Kesinlikle yağmur yağacak gibi hissettiriyor.It certainly feels like it's going to rain.
Yağmurlu günler beni mutsuz eder.Rainy days make me unhappy.
Tüm toplantı boyunca yağmur yağdı.It rained during the whole meeting.
Karı ve koca arasındaki kavga, bir bahar gününün yağmuru gibidir.A quarrel between husband and wife is like a spring day's drizzle.
Bu öğleden sonra yağmur yağmayacağını sanıyorum.I think it won't rain this afternoon.
Yağmur yağmaya başladığı için, eve doğru koştum.Since it began raining, I ran into the house.
Yağmur yağmaya başladığı için eve doğru koştum.I ran into the house because it started to rain.
Yağmur yağdığı için, gitmedim.Because it rained, I didn't go.
Yağmur durdu, bu yüzden onlar oyuna devam etti.It stopped raining, so they went on with the game.
Yağmur durduğu için, oyuna tekrar başladılar.Since the rain stopped, they resumed the game.