Ülkenin bu kısmında nadiren kar yağar.It seldom snows in this part of the country.
Yoğun kar yağışı trenimizin zamanında kalkmasını önledi.The heavy snowfall prevented our train from leaving on time.
Öğretmen soru yağmuruna tutuldu.The teacher was deluged with questions.
Parti başlar başlamaz yağmur yağmaya başladı.The party had no sooner started than it began to rain.
Şişede hiç salata yağı var mı?Is there any salad oil in the bottle?
Eski İtalyan yağlı boya resim hiç halkın içinde sergilenmedi.The old Italian oil painting was never exhibited in public.
Orada neredeyse hiç yağmur yağmaz.It hardly ever rains there.
Biz oraya varır varmaz yağmur başladı.As soon as we reached there, it began to rain.
Yakında yağmur yağarsa, memnun olurlar.They'll be glad if it rains soon.
Yakında yağmur yağmazsa, ciddi kuraklık problemleri olabilir.Unless it rains in Ethiopia soon, there could be severe drought problems.
Kısa sürede soğuk yağmur indi.Soon the cold rain came down.
Koşarken sağanak yağmura yakalandım.I was caught in a shower while I was jogging.
Gömleğindeki o yağlı şey nedir?What is that greasy stuff on your shirt?
Muhtemelen yakında yağmur yağacak.It is likely to rain soon.
Şikago çevresinde yağmur yağıyordu.It was raining around Chicago.
Daha da kötüsü, yağmur yağmaya başladı.To make matters worse, it began to rain.
Daha da kötüsü kar yağmaya başladı.To make matters worse, it began to snow.
Daha da kötüsü, kar yağmaya başladı.To make matters worse, it began snowing.
Salata yağı kalmadı.There's no salad oil left.
Yağ çeşitli makinelerin çalıştırılabilmesi için gereklidir.Oil is necessary to run various machines.
Bildiğiniz gibi, şiddetli yağmurun sonucu olarak geç kaldık.As you know, we were late due to the heavy rain.
Eğer kolesterolü önlemek istiyorsanız yanında yağ olmadan yağsız et yiyin.If you want to avoid cholesterol, eat lean meat with no fat.
Bu şu ana kadar gördüğümüz en yoğun kar yağışı.This is the heaviest snowfall we have ever had.
Böylesine şiddetli bir kar yağışı asla olmadı.We have never had such a heavy snowfall.
Bu yağlı boya tablo 17. yüzyıldan kalma.This oil painting dates from the 17th century.
Bazen buralarda nisan ayında bile kar yağar.At times, it snows even in April around here.
Bu kış, kar yağışı rekoru kırıldı.This winter the record for snowfall was broken.
Bu bölge yağışlı olmaya devam edecek.This area will continue to be rainy.
Bu palto yağmur geçirmez.This coat is rainproof.
Bu bisikleti yağla.Oil this bicycle.
Yağmur bu ülkede seyrektir.Rain is scarce in this country.
O, böyle bir yağmurda gelmeyecektir.He won't come in a rain like this.
Gökyüzünün görünüşüne bakılırsa, öğleden sonra yağmur yağabilir.From the look of the sky, it may rain in the afternoon.
Bu Yaz çok az yağmur yağdı.This summer it has rained very little.
Bu yağışlı havadan bıktım.I am fed up with this wet weather.
Bu yağışlı havadan usandım.I'm fed up with this wet weather.
Bu yağmurda dışarı çıkmak söz konusu değil.Going out in this rain is out of the question.
Bu yağmurda tüm yolu geldiğiniz için teşekkür ederim.Thank you for coming all the way in this rain.
Yağmur dinince dışarı çıkacağız.We'll go out when this shower is over.
Bu soba yağ yakar.This stove burns oil.
Burada son birkaç gün sel gibi yağmur yağdı.It's been pouring here for the last few days.
Burada temmuz için ortalama yağış nedir?What is the average rainfall for July here?
Yağmurdan buraya sığınalım.Let's shelter here from the rain.
Son üç aydır hiç yağmur yok.There hasn't been any rain for the past three months.
Bu sabah uyandığımda, yağmur kara dönmüştü.When I woke up this morning, the rain had turned into snow.
Bu sabah kalktığımda ağır biçimde yağmur yağıyordu.It was raining heavily when I got up this morning.
Hava bulutlanıyor. Yakında yağmur yağabilir.It's getting cloudy. It may rain soon.
Dün yağmur yağdı.It rained yesterday.
Hava kesin yağışlı olacak.The weather is sure to be wet.
Kesin yağmur yağacak.It's going to rain, for sure.
Yağmur yağması kesin gibi.It's bound to rain.
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıkmak zorundaydım.Although it was raining, I had to go out.
Perdeyi açtığımda kar yağıyordu.When I opened the curtains, it was snowing.
Öğle civarında yağmur yağabilir.It may rain around noon.
Müşteriler birkaç saat dışarıda yağmurda bekletildi.The customers were made to wait outside in the rain for several hours.
Yağ, zeytinden elde edilir.Oil is extracted from olives.
Korkarım ki öğleden sonra yağmur yağacak.I am afraid it will rain in the afternoon.
Muhtemelen yağmur yağacağını gözlemledi.He observed that it would probably rain.
Yağı kontrol edeyim mi?Shall I check the oil?
Emily şiddetli yağmurda üzerinde mont olmadan beklemeye devam etti.Emily kept on waiting in the heavy rain with no coat on.