Ana içeriğe geç
Sözlük

yağ ile cümle

yağ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ne kadar şiddetle kar yağarsa yağsın gitmek zorundayım.No matter how heavily it snows, I have to leave.
Ne kadar şiddetli kar yağarsa yağsın yolculuğuma başlamak zorundayım.No matter how hard it snows, I have to begin my trip.
Kışın burada nadiren kar yağar.It rarely snows here in the winter.
Kışın burada neredeyse hiç kar yağmaz.It hardly ever snows here in the winter.
Makinenin yağlanmaya ihtiyacı var.The machine needs oiling.
Tom yağmur yağmıyorsa genellikle okula yürür.Tom usually walks to school if it's not raining.
Yağmur yağmadan önce Tom gitmeli.Tom should leave before it rains.
Tom yağmur yağmadan önce gitmek zorunda.Tom ought to leave before it rains.
Tom en güzel yağlı boyayla resim yapıyor.Tom paints best in oil.
Yüksek yağış olasılığı var.There is a high chance of precipitation.
Bana sirke ve yağ getirin lütfen.Bring me vinegar and oil, please.
Geçen hafta için yağmur bekliyorduk.We've been expecting rain for the past week.
Yağmur yağabilir gibi görünüyor bu yüzden şemsiyeni unutma.It looks like it might rain, so don't forget your umbrella.
Yağmurun yağması ihtimaline karşı bir şemsiye almalısın.You should take an umbrella in case it rains.
Geçen yaz çok yağmur yağdı.It rained a lot last summer.
Yağlı yiyecekleri sevmiyorum.I don't like fatty foods.
Yağın sıcaklığı 165 dereceye kadar çıktı.The temperature of the oil went up to 165 degrees Celsius.
Yağın sıcaklığı 165 santigrat dereceye yükseldi.The temperature of the oil went up to 165 degrees Celsius.
Burada nadiren kar yağar.It rarely snows here.
Yağmur durduğunda köpeği yürüyüşe çıkaracağım.When the rain stops, I'll take the dog out for a walk.
Bu öğleden sonra yağmur yağacağını düşünüyor musun?Do you think it'll rain this afternoon?
Şiddetli yağmurun ardından büyük bir sel baskını oldu.In the wake of the heavy rain, there was a major flood.
Yoğun yağış ardından büyük bir sel vardı.Following the heavy rainfall, there was a big flood.
Kar yağarsa uçaklar havalanamaz.If it snows, airplanes won't be able to take off.
Yağmur çiseliyordu.It was drizzling.
Yağmur yağmaya başlayıncaya kadar ne kadar zaman alacağını düşünüyorsun?How much longer do you think it'll be until it starts raining?
Etna dağı püskürdü, Sicilya'ya volkanik kaya yağdırıyor.Mount Etna has erupted, showering Sicily in volcanic rock.
Tom yağmuru dinleyerek yatakta uyanık yatıyordu.Tom lay awake in bed, listening to the rain.
Yavru kedi yağmurdan saklanmaya çalışıyor.The kitty is trying to hide from the rain.
Yağmur ve kar yağmıştı.It had rained and snowed.
Tom'un bizi her ziyaret edişinde yağmur yağıyor gibi görünüyor.It seems to rain every time Tom visits us.
Tom'un her gelişinde yağmur yağar.Every time Tom shows up, it rains.
Oraya bisikletle gitmeyi planlıyordum ama yağmur yağdı.I was planning to go there by bike, but it rained.
Arabamın yağ değişikliğine ihtiyacı olduğunu nasıl anlarım?How do I know when my car needs an oil change?
Umarım yarın yağmur yağmayacak.I do hope that it won't rain tomorrow.
Tom ve Mary John'u konfeti yağmuruna tuttu.Tom and Mary showered John with confetti.
Tom yağ seviyesini kontrol etti.Tom checked the oil level.
Tom bisiklet zincirini yağladı.Tom oiled his bicycle chain.
Tom benim için patenlerimi yağladı.Tom oiled my roller skates for me.
Sadece birkaç damla yağmur düştü.Only a few drops of rain have fallen.
Sabahleyin sert yağmur yağdı.It rained hard during the morning.
Hafif bir yağmur kaldırımları ıslattı.A light rain made the sidewalks wet.
Yanan evden caddeye kıvılcımlar yağdı.Sparks rained on the street from the burning house.
Orada çok sık yağmur yağar mı?Does it rain there very often?
İngiltere'de ne sıklıkta yağmur yağar?How often does it rain in England?
Seni çöllerin yağmuru özlemesi gibi özlüyorumI miss you like the deserts miss the rain.
Boston'da ne sıklıkta yağmur yağar?How often does it rain in Boston?
Burada ne sıklıkta yağmur yağar?How often does it rain here?
Sokaklarda kar yağıyor.It's snowing on the streets.
New York'ta sert yağmur yağıyordu.It was raining hard in New York.
Tom, Mary'nin evine geldiğinde yağmur sert yağıyordu.It was raining hard when Tom arrived at Mary's house.
Tom, Mary'yi arıyordu ama sert yağmur yağıyordu ve onu görmedi.Tom was looking for Mary, but it was raining hard and he didn't see her.
Dün gece bir meteor yağmuru görmek için iyi bir fırsat sağladı.Last night provided a good opportunity to see a meteor shower.
Ben yağmurda dişçiye bisikletimle gittim.I rode my bike to the dentist in the rain.
Kendi yağıyla kavrulmak güzeldir.An axe in the house keeps the carpenter away.
Bu öğleden sonra yağmur yağabileceğini düşünüyorum.I think it might rain this afternoon.
Onlar bu gece yağmur yağacağını söylüyorlar.They say it's going to rain tonight.
Kova yağmur suyuyla doluydu.The bucket was full of rainwater.
Yağmur durmuyor.The rain's not letting up.
Yağmur yağdıktan sonra havanın çok taze ve temiz olması durumunu seviyorum.I love the way the air is so fresh and clean after it rains.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod