yıldır ile cümle

yıldır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yaklaşık 2500 yıldır bilinen bir şey aslındaWell, it's been around for 2,500 years.
Biz yaklaşık bir kaç yıldır bunun üstünde çalışıyoruz, bu da lab'ımız.So we've been doing this for a couple of years, and that's our lab.
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.then you scare me with dreams, and terrify me through visions:
Tanrı sopasını üzerimden kaldırsın, Dehşeti beni yıldırmasın.Let him take his rod away from me. Let his terror not make me afraid;
Onun görkemi sizi yıldırmaz mı? Dehşeti üzerinize düşmez mi?Shall not his majesty make you afraid, And his dread fall on you?
Elini üstümden çek Ve dehşetinle beni yıldırma.withdraw your hand far from me; and don't let your terror make me afraid.
Acı ve sıkıntı onu yıldırır, Savaşa hazır bir kral gibi onu yener.Distress and anguish make him afraid. They prevail against him, as a king ready to the battle.
Tanrı cesaretimi kırdı, Her Şeye Gücü Yeten beni yıldırdı.For God has made my heart faint. The Almighty has terrified me.
Yağmura kural koyduğu, Yıldırıma yol açtığı zaman,When he made a decree for the rain, and a way for the lightning of the thunder;
Onun için dehşetim seni yıldırmasın, Baskım sana ağır gelmesin.Behold, my terror shall not make you afraid, neither shall my pressure be heavy on you.
Kim sellere kanal, Yıldırımlara yol açtı;Who has cut a channel for the flood water, or the path for the thunderstorm;
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.He gave over their livestock also to the hail, and their flocks to hot thunderbolts.
Orada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın vardı.A certain woman, who had an issue of blood for twelve years,
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Şeytanın gökten yıldırım gibi düştüğünü gördüm.He said to them, "I saw Satan having fallen like lightning from heaven.
Orada otuz sekiz yıldır hasta olan bir adam vardı.A certain man was there, who had been sick for thirty-eight years.
Haksızlıklarından dolayı derhal onları yıldırım gürültüsü yakalamıştı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Ölüm korkusuyla yıldırımların sesini duymamak için parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar.They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death.
Melekler ve Ruh, kendilerine emredilen yere çıkarlar bir günde ki miktarı elli bin yıldır.To whom the angels and the soul take a day to ascend, whose length is fifty thousand years.
Yıldırımlar yüzünden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar.They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death.
Bunun üzerine zulümlerinden ötürü kendilerini yıldırım çarpmıştı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar.They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death.
Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar.They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death.
Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, Allah'ı yıldıracak değilsiniz.If you do not, remember that you cannot elude (the grip of) God.
Nuh dedi ki; "Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O'nu yıldıracak değilsiniz."He replied: "Only God will bring it on you if He please, and you cannot prevail against Him.
Yıldırımların verdiği dehşetle, ölüm korkusundan, parmaklarını kulaklarına tıkarlar.They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death.
Böyle sınırı aşmalarından ötürü onları yıldırım çarptı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar.His praise, and the angels, in awe of Him.
Demişlerdi ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı.And the thunderbolt took them for their evildoing.
O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar.His praise, and the angels, in awe of Him.
O, yıldırımları gönderir ve dilediğini onlarla çarpar.His praise, and the angels, in awe of Him.
Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz.But you were seized with a thunderbolt (lightning) while you were looking.
Derken bakınıp duruyordunuz, bir yıldırım düşmüş de sizi yakıvermişti.But you were seized with a thunderbolt (lightning) while you were looking.
Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz.But you were seized with a thunderbolt (lightning) while you were looking.
Bunun üzerine derhal sizi yıldırım çarptı, siz de bakakaldınız.But you were seized with a thunderbolt (lightning) while you were looking.
Bakınıp dururken size yıldırım çarpmıştı.But you were seized with a thunderbolt (lightning) while you were looking.
Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azab yıldırımı onları yakaladı.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı.But they defied the command of their Lord, so the lightning struck them as they looked on.
O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar.And He sends the thunderbolts, striking with them whomever He wills.
Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Ancak Rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp-dururlarken, onları yıldırım çarpıp-yakaladı.But they defied the command of their Lord, so the lightning struck them as they looked on.
Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Bunun üzerine, kazandıkları yüzünden, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Onlar, Allah hakkında mücadele edip dururken O, yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar.And He sends the thunderbolts, striking with them whomever He wills.
Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.But they defied the command of their Lord, so the lightning struck them as they looked on.
Bunun üzerine kazandıkları kötülük yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarpıverdi.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Sonunda, kazandıklarına karşılık, onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakaladı.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Rab'lerinin emrine karşı geldiler. Bunun üzerine bakınırlarken onları bir yıldırım çarptı.But they defied the command of their Lord, so the lightning struck them as they looked on.
Yüz çevirirlerse de ki, "Sizi Ad ve Semud yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım."But if they turn away, say, ‘I warn you of a thunderbolt, like the thunderbolt of ‘Ad and Thamud.’
Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.So a blast of sound struck them and they were unable to do anything but stare.
Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.So a blast of sound struck them and they were unable to do anything but stare.
Bunun üzerine bakınırlarken onları bir yıldırım çarptı.So a blast of sound struck them and they were unable to do anything but stare.
Yıldırım KarslıoğluEMAIL OF TRANSLATORSYour names
Yıldırım Karslıoğlu, Uğur ÇetinEMAIL OF TRANSLATORSYour names
YILDIRIMConstellation name (optional)THUNDERBOLT
GÖK GÜRÜLTÜSÜ VE YILDIRIMConstellation name (optional)THUNDER AND LIGHTNING

İlgili Sayfalar