Ana içeriğe geç
Sözlük

yıldırı ile cümle

yıldırı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Veya yıldırım arama denilen şey için sekiz kat arama hesabı öderdiniz.Or you could pay eight times the going rate for something called a lightning call.
Yaratıkların kendileri oldukça yıldırıcı.The creatures themselves are very intimidating.
Çok yıldırım gibi, Bu açıklaştırır söyleyebiliriz Ere sona erdirmez.Too like the lightning, which doth cease to be Ere one can say It lightens.
Ama yeni intikam entertain'd Ve yıldırım gibi gitmek to't vardı kimler;, ere IWho had but newly entertain'd revenge, And to't they go like lightning; for, ere I
Mutlu olmuştur! O, nasıl May I: kalecilerden ölümünden önce bir yıldırım diyoruzHave they been merry! which their keepers call A lightning before death:
Bu bir yıldırım Çağrı - my love Ey! karım!Call this a lightning?--O my love! my wife!
Bir ağaca yıldırım isabet etmeden önce... ...bizden 20 adım uzaktaydı.And early on, a lightning bolt hit a tree 20 paces away from us.
Beni Rama'ya geri ver yoksa Indra'nın yıldırımı gibi ses çıkaran güçlü okunu duyarsınız!Give me back to Rama, or you shall soon hear his mighty bow that resounds like Indra's thunderbolt!
Yıldırım nikahı?Shotgun wedding?
"Thunder ve yıldırım! kadar yakın!"Thunder and lightning! so near!
Korkunç henüz parlak, yıldırım benim Kurtarıcı Tanrı'nın yüzü parlıyordu.Awful, yet bright, as lightning shone The face of my Deliverer God.
Yıldırım olup çıkıyorlardı veya elektriksel güç kaynakları olarak.They turned out to be lightning or sources of electrical power.
Deneyler yıldırımların gelecekte GPS'lerin yerini alabileceğini söylüyor.Experiments suggest that lightning could be the next GPS.
Yıldırıcı sorunlarla dolu bir zamanda yaşıyoruz.We live in an age with daunting problems.
İlk bakışta yıldırıcı görünebilir.So at first. This looks like a pretty daunting equation.
Beni düşlerle korkutuyor, Görümlerle yıldırıyorsun.then you scare me with dreams, and terrify me through visions:
Acı ve sıkıntı onu yıldırır, Savaşa hazır bir kral gibi onu yener.Distress and anguish make him afraid. They prevail against him, as a king ready to the battle.
Yağmura kural koyduğu, Yıldırıma yol açtığı zaman,When he made a decree for the rain, and a way for the lightning of the thunder;
Kim sellere kanal, Yıldırımlara yol açtı;Who has cut a channel for the flood water, or the path for the thunderstorm;
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.He gave over their livestock also to the hail, and their flocks to hot thunderbolts.
İsa onlara şöyle dedi: ‹‹Şeytanın gökten yıldırım gibi düştüğünü gördüm.He said to them, "I saw Satan having fallen like lightning from heaven.
Haksızlıklarından dolayı derhal onları yıldırım gürültüsü yakalamıştı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Ölüm korkusuyla yıldırımların sesini duymamak için parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar.They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death.
Yıldırımlar yüzünden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar.They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death.
Bunun üzerine zulümlerinden ötürü kendilerini yıldırım çarpmıştı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar.They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death.
Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar.They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death.
Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Yıldırımların verdiği dehşetle, ölüm korkusundan, parmaklarını kulaklarına tıkarlar.They thrust their fingers into their ears for safety against noise and death.
Böyle sınırı aşmalarından ötürü onları yıldırım çarptı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar.His praise, and the angels, in awe of Him.
Demişlerdi ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı.And the thunderbolt took them for their evildoing.
O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar.His praise, and the angels, in awe of Him.
O, yıldırımları gönderir ve dilediğini onlarla çarpar.His praise, and the angels, in awe of Him.
Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz.But you were seized with a thunderbolt (lightning) while you were looking.
Derken bakınıp duruyordunuz, bir yıldırım düşmüş de sizi yakıvermişti.But you were seized with a thunderbolt (lightning) while you were looking.
Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz.But you were seized with a thunderbolt (lightning) while you were looking.
Bunun üzerine derhal sizi yıldırım çarptı, siz de bakakaldınız.But you were seized with a thunderbolt (lightning) while you were looking.
Bakınıp dururken size yıldırım çarpmıştı.But you were seized with a thunderbolt (lightning) while you were looking.
Böylece yaptıkları yüzünden alçaltıcı azab yıldırımı onları yakaladı.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı.But they defied the command of their Lord, so the lightning struck them as they looked on.
O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar.And He sends the thunderbolts, striking with them whomever He wills.
Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Ancak Rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp-dururlarken, onları yıldırım çarpıp-yakaladı.But they defied the command of their Lord, so the lightning struck them as they looked on.
Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Bunun üzerine, kazandıkları yüzünden, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Onlar, Allah hakkında mücadele edip dururken O, yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar.And He sends the thunderbolts, striking with them whomever He wills.
Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.But they defied the command of their Lord, so the lightning struck them as they looked on.
Bunun üzerine kazandıkları kötülük yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarpıverdi.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Sonunda, kazandıklarına karşılık, onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakaladı.So the thunderbolt of the humiliating punishment seized them, because of what they used to earn.
Rab'lerinin emrine karşı geldiler. Bunun üzerine bakınırlarken onları bir yıldırım çarptı.But they defied the command of their Lord, so the lightning struck them as they looked on.
Yüz çevirirlerse de ki, "Sizi Ad ve Semud yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım."But if they turn away, say, ‘I warn you of a thunderbolt, like the thunderbolt of ‘Ad and Thamud.’
Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.So a blast of sound struck them and they were unable to do anything but stare.
Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.So a blast of sound struck them and they were unable to do anything but stare.
Bunun üzerine bakınırlarken onları bir yıldırım çarptı.So a blast of sound struck them and they were unable to do anything but stare.
Yıldırım KarslıoğluEMAIL OF TRANSLATORSYour names
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod