Bu nehirde yıkanmak tehlikelidir.It is dangerous to bathe in this river.
Bu gömlek yıkanmak istiyor.This shirt wants washing.
Saçım yıkanmaktan hâlâ ıslaktı.My hair was still wet from being washed.
Denizde yıkanmak istiyorum.I want to bathe in the sea.
Bazı erkek çocukları düzenli olarak yıkanmaktan hoşlanmazlar.Some boys don't like to bathe regularly.
Gömlek çok kirli. Sen okula gitmeden önce, o yıkanmak zorunda.The shirt is very dirty. Before you go to school, it has to be washed.
Yıkanmak istiyorum.I want to wash myself.
İlk olarak yıkanmak istiyorum.I want to wash up first.
Ben yemek yememizden önce yıkanmak isterim.I'd like to wash up before we eat.
Dün yıkanmak için nehire gittim.Yesterday I went to wash in the river.
O, yıkanmak için soyundu.She undressed to take a bath.
Yıkanmak her zaman harika hissettirir.It always feels great to wash up.
Geçmişte, kimonolar yıkanmak için tamamen sökülür, sonra tekrar dikilirdi.In the past, a kimono would often be entirely taken apart for washing, and then re-sewn for wearing.
Arka planda başka bir kadın ise suyun içinde yıkanmaktadır.In the centre foreground a woman at the water's edge is washing linen.
Yunmak sözcüğü yıkanmak temizlenmek anlamlarına gelir.Note that these scholars' translation refer to washing the feet.
Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.When the sauna is hot enough, the fire is allowed to die and the smoke is ventilated out.
Önce sen yıkanmak ister misin?Want to wash up first?
Herkes yıkanmak için nehre giderdi.Everyone went to the river to bathe.
Ganj Nehri’nde yıkanmak günahlardan arınmak anlamına gelmektedir.Ein Bad im Ganges soll von Sünden reinigen.
Arka planda başka bir kadın ise suyun içinde yıkanmaktadır.Da kommt plötzlich eine andere Frau aus dem Bad.
Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.Um der Abkühlung entgegenzuwirken waren die außen an der Rauchkammer angebrachten Dampfrohre verkleidet.
Ganj Nehri’nde yıkanmak günahlardan arınmak anlamına gelmektedir.Le bain dans le Gange est censé laver de tous les péchés.
Mahkûmlar, yıkanmak için kendi hücrelerini terk etmeyi reddedip dışkı ile hücrelerin duvarlarını kapladı.Les prisonniers refusent de se laver et étalent leurs excréments sur les murs de leur cellule.
Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.Lorsque le sauna est suffisamment chaud, on laisse le feu mourir et la fumée s'échapper.
Ganj Nehri’nde yıkanmak günahlardan arınmak anlamına gelmektedir.Los baños en el río Ganges se consideran purificadores de los pecados.
Bilinen tarihe göre Romanus Argyros, 11 Nisan 1034 tarihinde saray hamamında yıkanmakta iken öldürülmüştür.Romano fu ucciso l'11 aprile del 1034 mentre faceva un bagno nelle piscine del Gran Palazzo.
Ganj Nehri’nde yıkanmak günahlardan arınmak anlamına gelmektedir.Считается, что купание в реке также смывает грехи, как и омовение в водах Ганга.
Geçmişte, kimonolar yıkanmak için tamamen sökülür, sonra tekrar dikilirdi.Кимоно полностью распарывают, и заново сшивают после стирки.
Küvet, yıkanmak için kullanılan tekne şeklinde bir gereçtir.Een zwembroek is een kledingstuk dat gebruikt wordt om in te zwemmen.
Geçmişte, kimonolar yıkanmak için tamamen sökülür, sonra tekrar dikilirdi.W przeszłości kimono często rozdzielało się na części do prania, a następnie zszywało na nowo, by je nosić.
Geçmişte, kimonolar yıkanmak için tamamen sökülür, sonra tekrar dikilirdi.V minulosti muselo být celé kimono při čištění úplně rozpáráno a potom znovu ručně sešito.
Yunmak sözcüğü yıkanmak temizlenmek anlamlarına gelir.Aceste umflaturi ajută, de asemenea, și la «spălat».
Ganj Nehri’nde yıkanmak günahlardan arınmak anlamına gelmektedir.Hindușii intră în apa Gangelui pentru a se purifica de păcate.
Geçmişte, kimonolar yıkanmak için tamamen sökülür, sonra tekrar dikilirdi.Ennen kimonot purettiin pesun yhteydessä ja ommeltiin sen jälkeen uudestaan kokoon.
Geçmişte, kimonolar yıkanmak için tamamen sökülür, sonra tekrar dikilirdi.Før blev kimonoen ofte skilt helt ad for at vaske de enkelte længder, for derefter at blive syet sammen igen.
Mahkûmlar, yıkanmak için kendi hücrelerini terk etmeyi reddedip dışkı ile hücrelerin duvarlarını kapladı.Fangene som ikke fikk spesialstatus nektet å vaske seg, og smurte inn veggene i sine celler med ekskrementer.
Ganj Nehri’nde yıkanmak günahlardan arınmak anlamına gelmektedir.Å bade i elven skal rense sjelen.
Bilinen tarihe göre Romanus Argyros, 11 Nisan 1034 tarihinde saray hamamında yıkanmakta iken öldürülmüştür.1034年4月11日,罗曼努斯三世被人发现死在他的浴室里。
Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.담배를 피우면 담배에 들어있는 니코틴이 허파로 들어와서 몸 안으로 흡수를 하게 된다.
Mahkûmlar, yıkanmak için kendi hücrelerini terk etmeyi reddedip dışkı ile hücrelerin duvarlarını kapladı.수감자들은 감방에서 나가길 거부하며 감방에서 먹고 싸고 하면서 감방 벽에 배설물을 비롯한 배출물들을 처바르며 시위했다.
Yıkamak, yıkanmak YUNMAK anlamındadır.שם נתן להם להתרחץ ולאכול.
Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.За отопление се ползва пещ, димът излиза през отвор в покрива.
Ganj Nehri’nde yıkanmak günahlardan arınmak anlamına gelmektedir.Hindusi vjeruju da kupanje u Gangesu pomaže da se očiste grijesi.
Geçmişte, kimonolar yıkanmak için tamamen sökülür, sonra tekrar dikilirdi.Prije su kimoni potpuno rastavljeni za pranje i onda ponovno sastavljeni (šivani).
Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.Kai pasiekiamas norimas miežių sudygimo lygis, salyklas džiovinamas dūmuose.
Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.Kerise peale on asetatud pada, kust saab kuuma vett pesemiseks.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.A aşezat ligheanul între cortul întîlnirii şi altar, şi a pus în el apă pentru spălat.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.A mosdómedenczét pedig helyhezteté a gyülekezet sátora közé és az oltár közé, és önte abba vizet a mosdásra.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.A postavil umyvadlo mezi stánkem úmluvy a mezi oltářem, do něhož nalil vody k umývání.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.A postavil umyvák medzi stánom shromaždenia a medzi oltárom a nalial doň vody na umývanie.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Bak perunggu ditaruhnya di antara Kemah dan mezbah, lalu diisinya dengan air
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Collocò la conca fra la tenda del convegno e l'altare e vi mise dentro l'acqua per le abluzioni
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Colocó la fuente entre el tabernáculo de reunión y el altar, y puso en ella agua para lavarse
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Cũng để thùng về giữa khoảng hội mạc và bàn thờ, cùng đổ nước vào đặng tắm rửa;
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Cũng để thùng về giữa khoảng hội mạc và bàn_thờ , cùng đổ nước vào đặng tắm_rửa ;
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Depois: colocou a pia entre a tenda da revelação e o altar, e nela deitou água para a as abluções.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Derpå opstillede han Vandkummen mellem Åbenbaringsteltet og Alteret og hældte Vand deri til Tvætning.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Il plaça la cuve entre la tente d`assignation et l`autel, et il y mit de l`eau pour les ablutions;
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.In postavil je umivalnik med shodni šator in oltar in vlil vode vanj za umivanje.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Ja altaan hän asetti ilmestysmajan ja alttarin välille ja kaatoi siihen vettä peseytymistä varten.