Haiti'nin bulunduğu bu enkazdan ve yıkımdan TERA adını verdiğimiz şey çıktı --Så från spillrorna av Haiti och den här förstörelsen så kom något som vi kallar TERA
Haiti'nin bulunduğu bu enkazdan ve yıkımdan TERA adını verdiğimiz şey çıktı --Z gruzów Haiti zrodził się system TERA,
Haiti'nin bulunduğu bu enkazdan ve yıkımdan TERA adını verdiğimiz şey çıktı --От развалините в Хаити и от това опустошение се появи нещо, което нарекохме TERA --
Haiti'nin bulunduğu bu enkazdan ve yıkımdanTERAというものが生まれました
Haiti'nin bulunduğu bu enkazdan ve yıkımdanמתוך ההריסות של האיטי, מתוך החורבן
Haiti'nin bulunduğu bu enkazdan ve yıkımdanمن أنقاض هاييتي ومن هذا الدمار
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Casi en todo mal he estado, en medio de la sociedad y de la congregación.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Cît pe ce să mă nenorocesc de tot în mijlocul poporului şi adunării!``
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Föga fattas nu att jag har drabbats av allt vad ont är, mitt i församling och menighet.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Ich bin schier in alles Unglück gekommen vor allen Leuten und allem Volk."
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Ik had mij bijna diep schuldig gemaakt voor ieders ogen."
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Kevés híja volt, hogy minden gonoszságba nem merültem a gyülekezetnek és községnek közepette!
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››많은 무리들이 모인 중에서 모든 악에 거의 빠지게 되었었노라 하게 될까 하노라
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Málo chýbalo, a bol by som býval v každom zle, prostred shromaždenia a obce.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Maluczkom nie przyszedł we wszystko nieszczęście, w pośród zebrania i zgromadzenia.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Nær var jeg kommet i alskens Ulykke midt i Forsamling og Menighed!"
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Nær var jeg kommet i den største ulykke midt i forsamlingen og menigheten.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Olin joutua kokonaan turmion omaksi keskellä seurakunnan ja kansankokouksen."
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››O málo, že jsem nevlezl ve všecko zlé u prostřed shromáždění a zástupu.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Per poco non mi son trovato nel colmo dei mali in mezzo alla folla e all'assemblea»
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Peu s`en est fallu que je n`aie éprouvé tous les malheurs Au milieu du peuple et de l`assemblée.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Quase cheguei � ruína completa, no meio da congregação e da assembléia.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Skoraj da nisem obtičal v vsej nesreči sredi zbora in občine!“
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Tahu-tahu aku telah jatuh di mata masyarakat.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Tại giữa dân sự và hội chúng, Tôi thiếu điều bị sa vào các thứ tai họa.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Tại giữa dân_sự và hội chúng , Tôi thiếu_điều bị sa vào các thứ tai_họa .
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Παρ' ολιγον επεσον εις παν κακον, εν μεσω της συναξεως και της συναγωγης.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››едва не впал я во всякое зло среди собрания и общества!"
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››Малко остана да изпадна във всяко зло Всред събранието и множеството.
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››כמעט הייתי בכל רע בתוך קהל ועדה׃
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››لولا قليل لكنت في كل شر في وسط الزمرة والجماعة
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››我 在 聖 會 裡 、 幾 乎 落 在 諸 般 惡 中
Halkın ve topluluğun arasında Tam bir yıkımın eşiğine gelmişim.››我 在 聖會裡 、 幾乎 落在 諸般惡中
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Châtie ton fils, car il y a encore de l`espérance; Mais ne désire point le faire mourir.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Correggi tuo figlio finché c'è speranza, ma non ti trasporti l'ira fino a ucciderlo
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Corrige a teu filho enquanto há esperança; mas não te incites a destruí-lo.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Corrige a tu hijo mientras haya esperanza, pero no se exceda tu alma para destruirlo
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Hãy sửa phạt con ngươi trong lúc còn sự trông cậy; Nhưng chớ toan lòng giết nó.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Hãy sửa phạt con_ngươi trong lúc còn sự trông_cậy ; Nhưng chớ toan lòng giết nó .
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Karz syna swego, póki o nim nadzieja, a zabiegając zginieniu jego niech mu nie folguje dusza twoja.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Kázni svojho syna, kým je nádej; ale k tomu, aby si ho zabil, nepozdvihuj svojej duše.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.네가 네 아들에게 소망이 있은즉 그를 징계하고 죽일 마음은 두지 말지니라
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Kurita poikaasi, kun vielä toivoa on; ethän halunne hänen kuolemaansa.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.nyítsd meg a te fiadat, mert még van remény [felõle;] de annyira, hogy õt megöld, ne vigyen haragod.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Pedepseşte-ţi fiul, căci tot mai este nădejde, dar nu dori să -l omori. -
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Straf uw zoon, zolang dat nog helpt, maar laat het uit uw hoofd hem te doden.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Strahuj sina svojega, dokler je upanje, pa ubiti ga, ti ne hodi na misel!
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Tertibkan anakmu selama masih ada harapan; kalau tidak, berarti kau menginginkan kehancurannya
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Tresci syna svého, dokudž jest o něm naděje, a k zahynutí jeho neodpouštěj jemu duše tvá.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Tugt din Søn, imens der er Håb, ellers stiler du efter at slå ham ihjel.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Tukta din son, medan något hopp är, och åtrå icke att vålla hans död.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Tukt din sønn, for det er ennu håp; men la dig ikke drive til å drepe ham!
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Züchtige deinen Sohn, solange Hoffnung da ist; aber laß deine Seele nicht bewegt werden, ihn zu töten.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Παιδευε τον υιον σου ενοσω ειναι ελπις αλλα μη διεγειρης την ψυχην σου, ωστε να θανατωσης αυτον.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Наказвай сина си докато има надежда, И не закоравявай сърцето си да го оставиш да загине*.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.Наказывай сына своего, доколе есть надежда, и не возмущайся криком его.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.יסר בנך כי יש תקוה ואל המיתו אל תשא נפשך׃
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.ادّب ابنك لان فيه رجاء ولكن على اماتته لا تحمل نفسك.
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.趁 有 指 望 、 管 教 你 的 兒 子 . 你 的 心 不 可 任 他 死 亡
Henüz umut varken çocuğunu eğit, Onun yıkımına neden olma.趁 有 指望 、 管教 你 的 兒子 . 你 的 心 不 可 任他 死亡