yıkı ile cümle

yıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Fakat hem liman, hem de fabrika II. Dünya Savaşı'nda yıkıldı.Обидва порти і фабрики були зруйновані під час Другої світової війни.
2017 yılında stadyumun yıkım çalışmaları başladı.У 2017 році розпочато капітальну реконструкцію стадіону.
Bir duvarı ise yıkılmıştır.Стіну було зламано.
Her şeyleri yıkılmış.Зруйнували все.
"Bu Almanya niçin yıkılmıyor?Чому Україна у занепаді?
Katrina Kasırgası, Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en yıkıcı ve en ölümcül kasırgalarından biri.Ураган Катріна — найбільш руйнівний ураган в історії США.
29 Nisan 1999'da NATO'nun Yugoslavya'yı bombalaması sırasında yıkıldı.В 1999 році було зруйновано під час бомбардування НАТО Югославії.
Değirmenlerden günümüze yalnızca yıkık duvarları kalmıştır.На жаль, до наших днів збереглися лише стіни споруди.
Biz yıkımlardan hiç mi hiç korkmuyoruz.Вони не бояться фізичних навантажень.
Ama bütün bunların ülke ekonomisi üzerinde yıkıcı etkisi oldu.Усе це негативно впливає на національну економіку країни.
Bir mRNA molekülünün varlığı onun transkripsiyonu ile başlar ve yıkımı ile sona erer.Життєвий цикл молекули мРНК починається транскрипцією і завершується деградацією.
Stad 2013 yılında yıkılmıştır.2013 року віллу зруйновано.
İşgal 8,5 ay sürmüş, bu arada şehir yağma edilmiş, yakılmış, yıkılmıştır.11 серпня — Мі-8МТ обстріляний на посадці, впав з майданчика, загорівся і вибухнув.
Rusya'ya Azak Kalesi yıkılıp verildi.Замок був знищений російською владою.
Büyük Babil yıkıldı!Велика базиліка була зруйнована.
Geonosis'in savaşla karışan düzlükleri yıkıcı Klon Savaşları'nın ilk savaş alanı oldu.Ця битва на планеті Геонозіс стала початком Клонічних війн.
Ana bina 3o yıl Savaşları sırasında yıkılmış ve 1680-1681 yıllarında yeniden yapılmıştır.Під час Тридцятирічної війни замок був зруйнований шведами, але в 1680–1681 роках був відновлений.
(O kendini yıkıyor.)Сам займається вихованням).
Köy, tarihinde üç kez tamamen yıkılmış sonra yeniden kurulmuştur.Село повністю знищувалося і відновлювалося три рази.
Yıkılan şehir çok hızlı bir şekilde yeniden inşa edildi.Знелюднене місто було швидко заселене.
Gondolin'in Yıkılışı boyunca öldürüldüler.Загинув під час оборони Гондоліна.
Mevcut okul yıkılmıştır.В теперішній час школа зруйнована.
Dinden sonra bilimin egemenliginin de yıkılmasıyla, "her şey uyar" noktasına varılmıştır.З вчення Кабіра — «усе живе священно» — витікав принцип рівності.
Ancak, bu varsayım yıkılabilir.Проте це передбачення може і не справдитись.
Türk birliği yıkıntı halindeki kaleye girdi.Турки застали вже зруйнований замок.
IŞİD tarafından yayınlanan bir video, anıtların yıkılışını göstermekteydi..Вони переглядають відеозапис, з якого дізнаються, що на дівчат напали монстри.
1265 yılında Arap ordusu tarafından yıkılmıştır.В 652 році був взятий арабськими військами.
Yeruşalim'in düştüğü gün, "Yıkın onu, yıkın temellerine kadar!"За секунду до вибуху він вигукнув «Я вас всіх вб'ю!»
Bunlardan bazıları günümüze kadar ulaşmış, bazıları yıkıntı olarak kalmıştır.З них же багато живе досі, деякі ж спочили».
Anlatımı savaşın yarattığı yıkım karşısında derin bir yas tutan Tanrı'nın sesi oldu.Про це відомо тільки тому Богові Смерті, який уклав угоду.
1880 yılının Haziran ayında kilisenin tamamen yıkılmasına karar verildi.У 1980 церкві загрожувало повне знищення.
Sonuç yıkıcıydı.Результати були катастрофічними.
1861 yılı Napolyon’un Moskava’daki yıkıcı yürüyüşüne dair yeni ufuklar açan bilgi grafiklerine sahne oldu.1861 року вийшов важлива інфографіка на тему катастрофічного березневого походу Наполеона на Москву.
Pirus zaferi, yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zafer.Означає Перемога, яка дістається дуже великою ціною, або перемога, рівносильна поразці.
Kilise büyük ölçüde yıkıldı ve zarar görmüş olan kubbe de daha sonra çöktü.Церква мала опасання, яке було пізніше знищене.
Bu karar Kocabaşlar için yıkım olur.Ця робота полягала в знищенні койотів.
Bu yapı sallanmaya başladığında ordu da yıkılmaya başladı.З падінням Кігалі урядові війська почали розпадатися.
Tiyatro yıkılmıştır.Театр закрито.
Ey ulusları ezip geçen, nasıl da yere yıkıldın!Одна ти така - Бережена Богом рідна земля!
Yüzlerce ev yıkıldı.Сотні людей позбавилися житла.
Ancak Hıristiyanlar ve dinsizler tarafından yıkılmıştır.Завдяки ним згадувалися живі та померлі християни.
Bu gerçekten bir yıkımdı..Це була справжня катастрофа.
Osmanlılar adayı ele geçirdiğinde yıkık bir durumdadır.Після османського завоювання в населенні острова відбулися істотні зрушення.
Özelikle kırsal bölgede yapılan savaş köylüler için yıkım olmuştu.Це були здебільшого непідготовлені до боїв селяни.
Daha sonra bakımsızlıktan dolayı yıkıldı ve günümüze ulaşamadı.Тепер він став ще небезпечнішим через невразливість і зупинити його практично неможливо.
Ölümünden sonra evi yıkıldı, kardeşleri soyadlarını değiştirmeye zorlandı ve ailesi Fransa'dan sürüldü.Його сім'ю примусили змінити прізвище і вигнали із Франції, будинок де він жив знесли.
Eylül - Ekim ayları arasında görülen kasırgalar bazen büyük yıkımlara yol açmaktadır.З серпня по жовтень вирують урагани, часто виробляють сильні спустошення.
Büyük tahrip gücüne ve yıkım etkisine sahip bir patlamadır.Вибух спричинив величезні руйнування і жертви.
8. yüzyılda bu krallık yıkıldı.У XIII столітті царство розпалось.
1990 yılında eski bina yıkılmıştır.Стара будівля була знесена у 1990-х роках.
100'den fazla ev yıkıldı.Розруйновано понад 10000 будинків.
Motor fabrikanın binası yıkıldı.Завод потроху руйнувався.
Guernica'da, acı çeken insanlar ve hayvanlar ile kaos içindeki yıkılmış binalar betimlenmiştir.Пікассо зображує стражденних людей, тварин, та будівлі, котрі виділяються серед насильства та хаосу.
Kısa süre sonra ise tamamen yıkıldı.Зрештою, всі вони були швидко знищені.
Daha sonra bir gece köprü yıkıldı.Але одного разу вночі піднявся сильний вітер.
Şehirdeki binaların dörtte üçünün tamamen yıkıldığı bildirildi.В селі повністю вимерла кожна третя сім'я.
Sınır boyunca her yerde ev yıkımları vardı ve aktivistlerin yapacakları başka hiçbir şey yoktu."Ми були в тому граничному стані, коли нема чого втрачати".
Tepede eski yıkık surlar bulunmaktadır.На пагорбі знаходиться безліч стародавніх пам'яток.
O, bebeği yıkıyor.Вона купає дитину.
Ben çoraplarımı yıkıyorum.Я перу свої шкарпетки.

İlgili Sayfalar