yüzleşmek ile cümle

yüzleşmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunlar yüzleşmek zorunda olduğumuz sorularهذا هو النوع من الأسئلة التي سوف نواجهها.
Bunlar yüzleşmek zorunda olduğumuz sorular対面する質問です そして何よりも重要な事ですが
Bunu gerçekten anlamanın yolu, sahaya çıkıp birçok müşteriyle yüzleşmektir.이를 파악할 수 있는 유일한 길은 현장에 나가 많은 고객들을 만나는 것입니다
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Aceasta e consecința cu care trebuie să ne înfruntăm.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.C'est la conséquence à laquelle nous devons faire face.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Das ist die Konsequenz, der wir uns stellen müssen.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Dat moeten we onder ogen durven zien.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Det är konsekvensen vi måste stå inför.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Dette er konsekvensen som vi må tage højde for.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Đó là hệ quả mà chúng ta phải đối mặt.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.E' questo il lascito che dobbiamo affrontare.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Esa es la consecuencia que debemos enfrentar.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Esta é a consequência com que temos de lidar.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Ez a következmény, amivel szembe kell nézzünk.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Itu konsekuensi yang harus kita hadapi
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.그것이 우리가 직면하게 될 결과입니다.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.To są konsekwencje, z którymi musimy się zmierzyć.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Αυτό είναι το επακόλουθο που έχουμε να αντιμετωπίσουμε.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Това е следствието, пред което трябва да се изправим.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Це наслідок, який ми повинні визнати.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.Это последствие, которое мы должны признать.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.זאת התוצאה שאיתה אנו צריכים להתמודד.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.ان عواقب هذا هو ما سنواجهه في المستقبل
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.我々が直面しなければならない帰結です。 そのため、不幸なことに、
Çin açısından, yeni bir durum, daha önce yüzleşmek zorunda kaldığımız herşeyden farklı.사실 중국적 관점에서의 새로운 패러다임입니다. 우리가 지금까지 생각해 왔던 것과는
Çin açısından, yeni bir durum, daha önce yüzleşmek zorunda kaldığımız herşeyden farklı.בהקשר הסיני, הוא סוג של פרדיגמה חדשה, ששונה מכל דבר
Çin açısından, yeni bir durum, daha önce yüzleşmek zorunda kaldığımız herşeyden farklı.ضمن السياق الصيني انه نموذج جديد وهو مختلف عن كل ما نعهده
Çin açısından, yeni bir durum, daha önce yüzleşmek zorunda kaldığımız herşeyden farklı.とても新しい次元の事なのです これは私たちが知っている過去の中でも 全く違うものなのです
Kadın: Benim için yüzleşmek gibiydi."Ez egy felismerés volt nekem.
Kadın: Benim için yüzleşmek gibiydi.Het was een openbaring voor mij.
Kadın: Benim için yüzleşmek gibiydi. İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Byl to pro mě objev, ale ne překvapení, že toho v sobě mají tolik.
Kadın: Benim için yüzleşmek gibiydi. İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.Es war eine Offenbarung für mich, es wunderte mich nicht, dass so viel in ihnen steckte.
Kadın: Benim için yüzleşmek gibiydi.여자: 제게 있어 혁명이었습니다. 저를 놀라게 한 것이 아니라
Kadın: Benim için yüzleşmek gibiydi.Para mim, isto foi uma revelação.
Kadın: Benim için yüzleşmek gibiydi.אשה: זאת היתה הפתעה. לא תארתי לעצמי
Kadın: Benim için yüzleşmek gibiydi.امراءة:لقد كانت مفاجأة مذهلة بالنسبة لي. لم يكن يبدو لي
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.Kijk alleen al naar pandemieën -- varkensgriep, vogelgriep, H1N1.
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.las empresas y ONGs van a tener que unirse para enfrentar los retos principales que vamos a encontrar.
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.le imprese e le ONG dovranno collaborare per affrontare le principali sfide future.
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.기업들과 NGO들은 우리가 직면할 주요 문제들을
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.Regardez seulement les pandémies grippe porcine, grippe aviaire, H1N1.
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.Uitaţi-vă numai la pandemii -- gripa porcină, gripa aviară, H1N1.
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.Vejam, por exemplo, as pandemias — a gripe suína, a gripe das aves, a H1N1.
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.Вижте за пример епидемиите - свински грип, птичи грип, H1N1.
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.יעשו יד אחת כדי להתמודד עם האתגרים הגדולים שלפנינו. די שתסתכלו על המגפות--
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.الشركات و المنظمات غير الحكومية سيكون عليهم الاجتماع معا
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.大きな問題を解決するために 協力しなければならないでしょう。
Sorun bu ülkededir ve bu ülkeyle yüzleşmek üniversite profesörleri ve onların takipçileridir." diyordu.현재 이 나라가 직면한 문제는 대학교 교수들과 그들의 매우 많은 학생들이다."라고 하더군요.
Sorun bu ülkededir ve bu ülkeyle yüzleşmek üniversite profesörleri ve onların takipçileridir." diyordu.le problème dans ce pays, qui se pose à ce pays ce sont les professeurs d'université et leur engeance."
Sorun bu ülkededir ve bu ülkeyle yüzleşmek üniversite profesörleri ve onların takipçileridir." diyordu."o problema neste país, que este país enfrenta, "são os professores universitários e a sua prole".
Sorun bu ülkededir ve bu ülkeyle yüzleşmek üniversite profesörleri ve onların takipçileridir." diyordu."Проблема не в Ираке или Иране, проблема, стоящая перед страной — университетские профессора и их выводок".
Sorun bu ülkededir ve bu ülkeyle yüzleşmek üniversite profesörleri ve onların takipçileridir." diyordu.הבעיה בארץ הזאת, שעומדת בפני הארץ הזאת, היא הפרופסורים באוניברסיטאות ומה שהם יוצרים"
Sorun bu ülkededir ve bu ülkeyle yüzleşmek üniversite profesörleri ve onların takipçileridir." diyordu.المشكلة في هذا البلد أو الذي يواجه هذا البلد هم أساتذة الجامعة ونسلهم"
Ve çocuk doğduğunda, annesi şu an kulağımda yankılanan sorularla yüzleşmek zorunda kalmıştı.Elle était face à la question de quoi faire avec cette enfant.
Ve çocuk doğduğunda, annesi şu an kulağımda yankılanan sorularla yüzleşmek zorunda kalmıştı.Khi con gái chào đời,
Ve çocuk doğduğunda, annesi şu an kulağımda yankılanan sorularla yüzleşmek zorunda kalmıştı.아이가 태어났을 때,
Ve çocuk doğduğunda, annesi şu an kulağımda yankılanan sorularla yüzleşmek zorunda kalmıştı.כשבתה נולדה,
Ve çocuk doğduğunda, annesi şu an kulağımda yankılanan sorularla yüzleşmek zorunda kalmıştı.وعندما ولدت بابنتها،
Ve çocuk doğduğunda, annesi şu an kulağımda yankılanan sorularla yüzleşmek zorunda kalmıştı.母親の目の前には 疑問が立ちはだかりました
Ve Conor'a şeytanlarıyla yüzleşmekte yardım edebilecek dünyadaki tek kişiydim.이 세상에 오직 저만이 코너가 그안의 악마들을 물리치도록 도울 수 있다고 생각했죠.

İlgili Sayfalar