yüzleşmek

/jyz.leʃˈmec/
verb
C1 seviye
TR → EN

Çekim Tablosu

Geniş zamanyüzleşemem
Şimdiki zamanyüzleşebiliyor
Gelecek zamanyüzleşecek
Geçmiş zamanyüzleşemedi
Şartyüzleşemese
Gereklilikyüzleşememeli
Emiryüzleş

Tanım

•Bir iddiayı ileri sürenle, inkâr eden kimseler yüz yüze gelerek sözlerini tekrarlamak.
•Farkına varmak, iyice anlamak.
•Yüz yüze gelmek.
•Bir olayı ileri sürenle, inkâr eden kimseler yüz yüze gelerek sözlerini tekrarlamak
•Yüz yüze gelmek

Etimoloji

From Ottoman Turkish یوزلشمك. Equivalent to yüz (“face”) + -le + -ş.

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Onunla yüzleşmek ister.
He goes to confront him.
Bununla yüzleşmek zorundasın.
You have to face it.
Benim için yüzleşmek gibiydi.
It was a revelation for me.
Tom Mary ile yüzleşmek istedi.
Tom wanted to confront Mary.
Gerçekle yüzleşmek zorundayım.
I have to face reality.
Gerçeklerle yüzleşmek zorundasın.
You've got to face facts.
Sorunla yüzleşmek zorunda kalındı.
The problem had to be faced.
Korkularınla yüzleşmek zorundasın.
You've got to face your fears.
Tom'la yüzleşmek benim işim değil.
It's not my job to confront Tom.
Biz gerçekle yüzleşmek zorundayız.
We have to face the truth.
Sami o gerçekle yüzleşmek istemedi.
Sami didn't want to confront that fact.
Freddy ile yüzleşmek için hazırdır.
"Are You Ready For Freddy?
yüzleşmek ile daha fazla örnek cümle →