yüzleşmek ile cümle

yüzleşmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Seçilmiş olanlar kapsamlı tıbbi ve psikolojik testlerle yüzleşmek zorunda kalacak.Those selected will have to face extensive medical and psychological tests.
Gerçeklerle yüzleşmek her zaman kolay değildir.It is not always easy to face reality.
Bir asker sık sık tehlikeyle yüzleşmek zorundadır.A soldier often has to confront danger.
Şirketin para kaybettiği gerçeği ile yüzleşmek zorundayız.We have to face the fact that the company is losing money.
Sen gerçeklerle yüzleşmek zorundasın.You have to face the facts.
Onlar gelecekle yüzleşmek zorunda kaldılar.They were forced to face the future.
Tom Mary ile yüzleşmek istedi.Tom wanted to confront Mary.
Bununla yüzleşmek zorunda kalacaksın.You will have to face it.
Eğer özgürlük istiyorsan, ebeveynlerinle yüzleşmek zorunda kalacaksın.If you want freedom, you'll have to face your parents.
Onunla yalnız yüzleşmek istemiyorum.I don't want to face that alone.
Onunla yalnız yüzleşmek zorunda değilsin.You don't have to face it alone.
Sorunla yüzleşmek zorunda kalındı.The problem had to be faced.
Korkularınla yüzleşmek zorundasın.You've got to face your fears.
Gerçeklerle yüzleşmek zorundasın.You've got to face facts.
Biz gerçeklerle yüzleşmek zorundayız.We've got to face facts.
İnsanların çoğu, hata yapmaktan çok, yaptıkları hatayla yüzleşmekten korkar.Most people are rather afraid of facing their mistakes, than of making mistakes.
Tom'la yüzleşmek benim işim değil.It's not my job to confront Tom.
Tom'un bizimle yüzleşmek için cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to face us.
Onların hepsi onunla yüzleşmek için döndü.They all turned to face him.
Biz gerçekle yüzleşmek zorundayız.We have to face the truth.
Yaptıklarımın sonuçlarıyla yüzleşmek zorundayım.I just have to face the music.
Gerçekle yüzleşmek zorundayım.I have to face reality.
Bununla yüzleşmek zorundasın.You have to face it.
Sami o gerçekle yüzleşmek istemedi.Sami didn't want to confront that fact.
Sami geçmişle yüzleşmek zorunda kaldı.Sami had to confront the past.
Tom gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldı.Tom had to face the facts.
Bunun yerine de eski asker arkadaşı Riley ile yüzleşmek zorunda kalır.He is instead forced to face his old friend Riley in combat.
Silahsız olan NSF militanlarla yüzleşmek için hiçbir konumda değil "dedi.The NSF, being unarmed, are in no position to confront the militants."
Diğerlerinin ölümleri kendi aklından silinmeden önce kendi ölümüyle yüzleşmek zorundadır.She must come to terms with her own death before the deaths of others will disappear from her mind.
Freddy ile yüzleşmek için hazırdır."Are You Ready For Freddy?
Joe, diğerlerinin aksine Lesnar'dan korkmadığını ve onunla yüzleşmek istediğini söyledi.Joe said that unlike many others, he did not fear Lesnar and wanted to face him.
Tek başına iblislerle, vampirlerle, karanlıkla yüzleşmek onun işidir.She alone will stand against the vampires, the demons, and the forces of darkness.
Julian, döndüğünde acı gerçeklerle yüzleşmek zorundadır.When Bobby returns, he too must face this difficult fact.
Onunla yüzleşmek ister.He goes to confront him.
Caesar komutasından vazgeçip yargılanmayla yüzleşmektense İç Savaş'ı seçti.Caesar chose Civil War over laying down his command and facing trial.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.In the end, they are finally face-to-face.
Benim için yüzleşmek gibiydi.It was a revelation for me.
Acıyla yüzleşmek için geri çekildimI pull away to face the pain
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Imagine if instead of facing that, they could actually face the regeneration of that limb.
Ama sakatlanmamdan dolayı kimseyi suçlamamam gerektiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundaydım.But I had to face the reality that my getting hurt wasn't to be blamed elsewhere.
Bunlar yüzleşmek zorunda olduğumuz sorularThese are the kinds of questions that we will have to face.
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir sonuç.That's the consequence that we have to face.
Sivil Toplum Kuruluşları büyük sorunlarla... ...yüzleşmek zorunda kalacak.Just look at pandemics -- swine flu, bird flu, H1N1.
Bana gelince, bu sadece yüzleşmek zorunda kaldığım saldırılarla ilgili değildi.So for me, it wasn't only about these attacks I had to face.
Geçmişle yüzleşmek de bir diğer manşet yapan tartışma konusu.Facing the past is also the issue in another headline-making debate.
Gerçekler ve eleştirilerle yüzleşmek için iyi bir yol.It is a good way to face reality and criticism.
Barrett, "Avrupa'ya katılım yolunda geçmişle cesaretle yüzleşmek gerekli," dedi."It is necessary to face the past courageously on the road to European integration," Barrett said.
A. K. Hangal, yedi yıl sonra stüdyo ışıklarıyla yüzleşmek için geri dönmüştü .A. K. Hangal returned to face the studio lights after seven long years.
Her kız kardeş, işlediği "kalp suçlarının" sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.Each sister is forced to face the consequences of the "crimes of the heart" she has committed.
Kuzgunların ve kadim tanrıların rehberliğinde, kaderiyle yüzleşmek için Kuzeye gider.He rides North, guided by the ravens and by the ancient Gods, to confront his destiny.
"Korkunç idealinin ulaşılamaz olduğu" gerçeğiyle yüzleşmek zorundadır.He has to confront the fact that "his ideal of the horrible is unreachable".
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Schließlich lernt er, die Gegebenheiten zu akzeptieren.
Bunun yerine de eski asker arkadaşı Riley ile yüzleşmek zorunda kalır.Letztere Würde musste er sich allerdings mit seinem Rivalen Mihály Újlaki teilen.
Ve nihayetinde de gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.Ensemble, ils vont devoir affronter la vérité.
Kádár liderliğinin ilk döneminde pek çok sorunla yüzleşmek zorunda kaldı.À ce moment, le prince avait plusieurs problèmes à régler.
Gerçeklerle yüzleşmekten kaçar ya da gerçeklere karşı koyarak şedit eğilimine geçer.Enfrentar, cuando existan, las versiones sobre un hecho.
Amacı Ray ile yüzleşmek ve aralarında geçen olaylardan sonra çektiklerini ona anlatmaktır.Forma una amistad con Red después de mostrarle qué bueno es reparando cosas.
Tek başına iblislerle, vampirlerle, karanlıkla yüzleşmek onun işidir.Sólo los demonios, las brujas o los vampiros pueden llegar a él.
Doktor, Daleklerle son kez yüzleşmek için dışarı çıkar.Heinrich si riunisce al Dalai Lama per l'ultima volta.
Freddy ile yüzleşmek için hazırdır.Он готов примириться с Дженни.

İlgili Sayfalar