yüzleşme ile cümle
yüzleşme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bana gelince, bu sadece yüzleşmek zorunda kaldığım saldırılarla ilgili değildi.全く異なる二つの顔をもつ者として
Benim de bir iPhone'um olsun. Kaygılarım -- evet bir kaç tane, kusurları da var; olsun yüzleşmeliyiz.Iza, Kasia, Ania. ♪ Nastała nowa era: iPhone-mania! ♪ Ma kilka wad, to ludzka rzecz.
Benim için yüzleşmek gibiydi.A fost o revelaţie pentru mine.
Benim için yüzleşmek gibiydi.C'était une révélation pour moi.
Benim için yüzleşmek gibiydi.Đó là một sự ngạc nhiên đối với tôi.
Benim için yüzleşmek gibiydi.Fue una revelación para mí.
Benim için yüzleşmek gibiydi.Ini pencerahan bagi saya.
Benim için yüzleşmek gibiydi.Per me è stata una rivelazione.
Benim için yüzleşmek gibiydi.Pre mňa to bolo ako zjavenie.
Benim için yüzleşmek gibiydi.To było dla mnie objawienie.
Benim için yüzleşmek gibiydi.Ήταν μια αποκάλυψη για μένα.
Benim için yüzleşmek gibiydi.Това беше разкритие за мен.
Benim için yüzleşmek gibiydi.Это стало для меня открытием.
Benim için yüzleşmek gibiydi.モノを考えているとは思っていませんでした
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Hãy tưởng tượng thay vì đối mặt với mất mát đó, liệu họ có thể thực sự đối diện với việc tái tạo chi đó
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Imaginem se, em vez de terem que lidar com aquilo, eles pudessem deparar-se com a regeneração daquele membro.
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Imaginen que en lugar de esto, ellos pudieran realizar la regeneración de dicha extremidad.
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Imaginez si au lieu d'affronter cela, ils affrontaient plutôt la régénération de ce membre.
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Immaginatevi se invece di affrontare questo, potesse pensare di avere quell'arto rigenerato.
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Képzeljék el, hogy ehelyett valójában azzal kellene szembenézniük, hogy az a végtag visszanőhet.
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.인공장기 대신에 그들이 팔을 재생할 수 있다는 얘기를 들었다고 상상해 보십시오.
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Kuvitelkaa, jos he proteesin sijaan voisivat saada raajansa takaisin regeneraatiolla.
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Představte si, že by místo žitím s tím, mohli by čekat regeneraci této končetiny.
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Predstavte si, že namiesto vyrovnávania sa s tým, by mohli podstúpiť regeneráciu tejto končatiny.
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Stellen Sie sich vor, sie könnten stattdessen durch die Gliedmaßenregeneration behandelt werden.
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.Wyobraźcie sobie, że zamiast to znosić, mogliby oni przechodzić regenerację utraconej kończyny.
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.דמיינו שבמקום להתמודד עם זה, הם פשוט היו יכולים להתמודד עם צמיחה מחדש של אותה גפה
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.تخيلوا الموقف إذا استطاعوا أن يقوموا بإعادة توليد أطرافهم بدلًا من التعامل بالأطراف الصناعية
Bir düşünün onlar bununla yüzleşmek yerine o uzuvlarının yenilenmesini düşünebilirlerdi.手足の再生であるところを想像してみてください 興味深いですね
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.Estamos incrivelmente habituados a não ter que enfrentar as difíceis realidades da vida.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.Hihetetlenül hozzászoktunk ahhoz, hogy ne kelljen szembenéznünk az élet kemény arcával, bizonyos értelemben.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.Jesteśmy niesamowicie przyzwyczajeni do niestawiania czoła trudnościom życia, w pewnym sensie.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.Jsme neskutečně zvyklý, že nemusíme čelit tvrdé životní realitě v jistém smyslu.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.Kita benar-benar tidak terbiasa menghadapi kenyataan hidup yang berat, dalam hal tertentu.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.어떤 의미에선 우리는 인생의 힘든 현실을 대면하지 않아도 되는 것에 놀라울 정도로 익숙해져 버렸습니다
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.Siamo incredibilmente abituati a non fare fronte alla dura realtà della vita, in un certo senso.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.Suntem incredibil de obişnuiţi să nu dăm piept cu grelele realităţi ale vieţii, într-un anume sens.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.Vi er utrolig vant til ikke at være nødsaget til at se livets barske realiteter i øjnene, på en bestemt måde.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.We zijn gewend dat we niet geconfronteerd hoeven te worden met de harde realiteiten van het leven.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.Ми неймовірно звикли не стикатись з жорсткими життєвими реаліями, в певному сенсі.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.Мы настолько привыкли избегать трудности жизни.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.במובן מסוים, אנחנו מורגלים לא להתמודד עם העובדות הקשות בחיים.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.نحن غير مستعدون على الإطلاق لمواجهة حقائق الحياة القاسية، في إدراك يقينى مؤكد.
Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık.人生の厳しい現実に向き合うことに。 問題が起こったら資金を投入するか
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleChúng ta cần đối diện với một "sự thật mất lòng" khác. Khủng hoảng nông nghiệp toàn cầu.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleDobbiamo affrontare "l'altra scomoda verità". Una crisi globale dell'agricoltura.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerle우리는 또 다른 "불편한 진실"을 맞이해야 합니다. 바로 세계적 농업 위기입니다.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerle[Musíme čeliť ďalšej nepríjemnej pravde.] [Globálnej kríze poľnohospodárstva.]
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleMusimy stawić czoła "innej niewygodnej prawdzie". Globalny kryzys w rolnictwie.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleMutta se ei ole ainoa ongelma. On kohdattava "toinen epämiellyttävä totuus". Globaali maatalouskriisi.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleNecesitamos enfrentar 'la otra verdad incómoda'. Una crisis global en la agricultura.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleNous devons faire face à "l'autre vérité qui dérange." Une crise agricole mondiale.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleSzembesülnünk kell más, kellemetlen igazsággal is, a mezőgazdaság általános válságával.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleTemos que encarar a "outra verdade inconveniente" Uma crise global da agricultura.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleTrebuie să recunoaștem "celălalt adevăr incomod". O criză globală în agricultură.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleWe moeten die andere "ongemakkelijke waarheid" onder ogen zien. Een wereldwijde crisis in de landbouw.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleWir müssen uns der anderen unangenehmen Wahrheit stellen. Eine globale Krise der Landwirtschaft.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleНам нужно смело принять "другую неудобную правду". Глобальный кризис сельского хозяйства.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleאך כיצד? כיצד נאכיל עולם הולך וגדל מבלי להרוס את כוכב הלכת? אנו כבר יודעים ששינויי האקלים הם בעיה רצינית.
Biz "diğer uygun olmayan gerçeklerle" yüzleşmeliyiz. tarımdaki küresel krizlerleيجب أن نواجه "الحقيقة الأخرى المزعجة." أزمة زراعة عالمية.