Bu yüzen ufak bir taş top.Това е едно малко, носещо се каменно кълбо.
Bu yüzen ufak bir taş top.Этот маленький каменный шарик - плавающий.
Bu yüzen ufak bir taş top.זה כדור אבן קטן, צף.
Bu yüzen ufak bir taş top.هذه كرة حجر صغيره، تطفو.
Bu yüzen ufak bir taş top.こちらもご覧のように細いつなぎ紐で
Elektron, konvensiyonel akımın hayaletsi nehrinde akıntının tersi yönde yüzen전자는 전기계에의 연어가 되었죠. 전류라고 하는 보이지 않는 강에서
Elektron, konvensiyonel akımın hayaletsi nehrinde akıntının tersi yönde yüzenהאלקטרון הפך לסלמון של עולם החשמל, שוחה נגד הזרם בנהר הרפאים
Elektron, konvensiyonel akımın hayaletsi nehrinde akıntının tersi yönde yüzenأصبح الإلكترون كسمك السلمون للكهرباء، سابحًا ضد التيّار في نهرٍ طيفيٍّ
Eserin adı "Yüzen Anılar"Het heet 'Floating Memories' (Drijvende herinneringen)
Eserin adı "Yüzen Anılar"여기 애리조나 주, 스코츠데일에 있는 이것은 "부유하는 기억들" 이라고 불리웁니다
Eserin adı "Yüzen Anılar"Název je "Vznášející se vzpomínky".
Eserin adı "Yüzen Anılar"והם נקראים "זכרונות צפים".
Eserin adı "Yüzen Anılar"واسمها "ذكريات هائمة"
Eserin adı "Yüzen Anılar"地域の記憶が
Etrafta yüzen küçük bakterilerimiz olduğunda ve henüz hücrelere sızmadıklarında da aynı şey olur.박테리아가 들어와서 아직 세포 안에 들어가지 않은 상태로 떠돌아다닐 때도 마찬가지입니다
Etrafta yüzen küçük bakterilerimiz olduğunda ve henüz hücrelere sızmadıklarında da aynı şey olur.Lo mismo si tenemos poco bacterias flotando y ellos no han infiltrado células aún.
Etrafta yüzen küçük bakterilerimiz olduğunda ve henüz hücrelere sızmadıklarında da aynı şey olur.Stejné to bude když se v nás vznáší bakterie, které ještě nenapadly buňky.
Etrafta yüzen küçük bakterilerimiz olduğunda ve henüz hücrelere sızmadıklarında da aynı şey olur.Tak samo będzie się działo, gdy w płynie unoszą się bakterie, które jeszcze nie wniknęły do komórek.
Etrafta yüzen küçük bakterilerimiz olduğunda ve henüz hücrelere sızmadıklarında da aynı şey olur.Так само, якщо в нас є маленька бактерія, що плаває навкруги, але клітини ще не інфіковані.
Etrafta yüzen küçük bakterilerimiz olduğunda ve henüz hücrelere sızmadıklarında da aynı şey olur.זה מתאים גם לזיהום בחיידקים ופתוגנים אחרים. הם עדיין לא חדרו לתאים.
Etrafta yüzen küçük bakterilerimiz olduğunda ve henüz hücrelere sızmadıklarında da aynı şey olur.نفس الشيء إذا كان لدينا باكتيريا صغيرة هائمة و لم تقم بالدخول في الخلايا بعد
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.Dan kami membuat lubang bor pertama melalui bongkahan es terapung terbesar di planet ini.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.E hicimos el primer orificio en la plataforma flotante de hielo más grande del planeta.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.Et nous avons fait le premier forage à travers le plus grand plateau de glace sur la planète.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.Fizemos o primeiro furo de sonda de sempre, através do maior manto de gelo flutuante do planeta.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.그리고 저희는 지구에서 제일 큰 빙붕에 최초로 시추공을 뚫었습니다.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.Lefúrtunk a bolygó legnagyobb lebegő selfjegébe, amire korábban nem volt példa.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.Și am făcut prima gaură de forare prin cea mai mare banchiză plutitoare de pe planetă.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.Und wir haben das erste Loch durch das größte schwimmende Eisschelf des Planeten gebohrt.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.Và chúng tôi tạo ra lỗ khoan đầu tiên xuyên qua tầng băng của tảng băng trơi lớn nhất hành tinh
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.We maakten het allereerste boorgat door de grootste drijvende ijsschots op de planeet heen.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.Zrobiliśmy pierwszy odwiert w największym na Ziemi pływającym lodowcu szelfowym.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.Κάναμε την πρώτη ανοιχτή τρύπα στον μεγαλύτερο ύφαλο πάγου που επιπλέει, στη Γη.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.И ние направихме първата сондажна дупка, през най-големият плаващ леден шелф на планетата.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.Мы пробурили первую в мире скважину в самом толстом плавающем леднике на планете.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.ואנחנו יצרנו את בור הקידוח הראשון אל תוך מדף הקרח הצף הגדול ביותר בכדור הארץ.
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.وصنعنا أول بئر خلال أكبر جرف جليدي عائم على الأرض
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.一番最初の掘削孔を掘りました 本当に大変でした ドリル装置は保温のため
Gowanus'un 'yüzencik' hali.Austernflöße an beiden Ufern - die Flupysfikation des Gowanus.
Gowanus'un 'yüzencik' hali."flupzifikácia" Gowanusu.
Gowanus'un 'yüzencik' hali.가워너스의 '떠 있는 용승 시스템'입니다.
Gowanus'un 'yüzencik' hali.la "flupisicación de Gowanus".
Gowanus'un 'yüzencik' hali.la "flupsification" du Gowanus.
Gowanus'un 'yüzencik' hali.la flupsificazione del Gowanus.
Gowanus'un 'yüzencik' hali."pływusacja" Kanału.
Gowanus'un 'yüzencik' hali."флапсификация канала Гованус".
Gowanus'un 'yüzencik' hali.הפלאפסיקציה של הגואנוס.
Gowanus'un 'yüzencik' hali.وستكون فلسبة القناة
Gowanus'un 'yüzencik' hali.これは造語ですが。
İçericinin başlangıç sınırının konumu (yüzen, masaüstü, tam ekran, üst, alt, sol, sağ)A tartó helyzetének meghatározása (floating, desktop, fullscreen, top, bottom, left, right)
İçericinin başlangıç sınırının konumu (yüzen, masaüstü, tam ekran, üst, alt, sol, sağ)Den sted- begrænsning som beholderen skal starte med (flydende, desktop, fuldskærm, top, bund, venstre, højre)
İçericinin başlangıç sınırının konumu (yüzen, masaüstü, tam ekran, üst, alt, sol, sağ)애플릿 뷰어를 시작할 위치 (floating, desktop, fullscreen, top, bottom, left, right)
İçericinin başlangıç sınırının konumu (yüzen, masaüstü, tam ekran, üst, alt, sol, sağ)La ubicación restringe el contenedor con (floating, desktop, fullscreen, top, bottom, left, right)
İçericinin başlangıç sınırının konumu (yüzen, masaüstü, tam ekran, üst, alt, sol, sağ)Lokacijska omejitev s katero bo zagnan vsebnik (floating, desktop, fullscreen, top, bottom, left, right)
İçericinin başlangıç sınırının konumu (yüzen, masaüstü, tam ekran, üst, alt, sol, sağ)Obmedziť umiestnenie pri štarte kontajnera s (floating, desktop, fullscreen, top, bottom, left, right)
İçericinin başlangıç sınırının konumu (yüzen, masaüstü, tam ekran, üst, alt, sol, sağ)Ograniczenie położenia przy uruchamianiu Containment (floating, desktop, fullscreen, top, bottom, left, right)
İçericinin başlangıç sınırının konumu (yüzen, masaüstü, tam ekran, üst, alt, sol, sağ)Platsbegränsningar som omgivningen startas med (floating, desktop, fullscreen, top, bottom, left, right)
İçericinin başlangıç sınırının konumu (yüzen, masaüstü, tam ekran, üst, alt, sol, sağ)Ο περιορισμός τοποθεσίας του υποδοχέα (floating, desktop, fullscreen, top, bottom, left, right)
İçericinin başlangıç sınırının konumu (yüzen, masaüstü, tam ekran, üst, alt, sol, sağ)Местоположение (плуващо, работен плот, цял екран, горе, долу, ляво, дясно)
İçericinin başlangıç sınırının konumu (yüzen, masaüstü, tam ekran, üst, alt, sol, sağ)Позиция (floating, desktop, fullscreen, top, bottom, left, right)