2 Eylül 1998'de Rusya Federasyonu Merkez Bankası , "yüzen peg" politikasını bırakmaya karar verdi.في 2 سبتمبر 1998 ، قرر البنك المركزي للاتحاد الروسي التخلي عن سياسة "الربط العائم" وتعويم الروبل بحرية.
Japon birlikleri daha sonra makineli tüfeklerle batan gemilerin yüzen tayfasına ateş ettiler.كنت أرى المئات من اليابانيين تنسفهم المدافع الرشاشة على أسطح السفن.
Arda, Vaiya'nın içinde -denizde yüzen bir gemi gibi- yüzen bir varlık olarak tasvir edilir.Arda é descrito como a flutuação no Vaiya, como um navio sobre o mar.
(Diğeri, yüzen keseli.)(Dupla Confusão BRA ou Cala-te!
Ayağını yüzen bir gence dayamıştır.Depois, um garoto enfia uma estaca no pé.
(Diğeri, yüzen keseli.)(Hij zaaide, anderen oogstten).
Yüzen Çene'nin suya gerçekten ihtiyacı vardır, yoksa kuruyup ölür.Als er water of zand in het blaasgat komt kan het dier verdrinken of stikken.
Yüzen kanat suda yüzebilen ve havada uçabilen, dev bir martıya benzeyen bir yaratıktır.Dit is een wezen dat op een zeemonster lijkt maar wel door de lucht vliegt.
Bazı durumlarda zamanlarının büyük bir kısmını yüzen buz kütlelerinin üzerinde geçirirler.W niektórych przypadkach spędzają połowę czasu na krach lodowych.
1989 yılında 100 metre sırtüstünde 1 dakikanın altında yüzen ilk ve tek Türk yüzücüsü oldu.Był pierwszym polskim pływakiem który przepłynął 100 m stylem dowolnym w czasie poniżej jednej minuty.
11 ve 12. çiftler (yüzen kaburgalar) serbest olarak sallanırlar, göğüs kemiği ile bağlantı yapmazlar.Revbenspar 11 och 12, de flytande revbenen, fäster inte på något sätt till bröstkorgens framsida.
(Diğeri, yüzen keseli.)(Den andra är skvattram.)
Yüzen buzlar okyanus akıntıları ve rüzgarlar ile taşınır.Dessa öar rör sig med vind och ström.
Yüzen adalar, dünyanın birçok bölümünde bulunan yaygın doğal bir olaydır.Grädde är en vanlig ingrediens i många delar av världen.
Arda, Vaiya'nın içinde -denizde yüzen bir gemi gibi- yüzen bir varlık olarak tasvir edilir.Арда пливе по Вайї, як корабель по морю.
Göl içinde bir de yüzen ada vardır.V tomto jezeru je též plovoucí ostrov.
İkili, birlikte bu yüzen hapishaneden kurtulmak amacıyla çalışmalara başlarlar.Oběma se společně podaří probít se z nacistického vězení.
Bu yolculuğa katılan Jules Verne Yüzen Şehir adlı romanında bu gemiyi anlattı.Plán města postaveného na lodi formuloval už Jules Verne v románu Plovoucí ostrov.
Eskiden Siam kentinin yarısı bambu sandalların üzerinde suda yüzen evlerden oluşurdu.Ve středověkém Japonsku se luky vyráběly z bambusových stromků.
Yüzen türbin teknolojileri henüz yeni kurulmaya başlandı.Šedý prototyp na renovaci teprve čeká.
Türkiye'de günümüzde bilinen 22 adet yüzenada bulunmaktadır.În vremea noastră sunt cunoscute în munții Galileei 22 de așezări calcolitice.
Tuzlu su direnci olan yüzen çiftlikler okyanus kullanımı için de inşa edilmişlerdir.Exploatări de sare cunoscute din antichitate sunt și cele de la Mărtiniș.
Bu şekilde, en iyi yüzen balıklar arasındandırlar.Aici veneau chiar și înotători mai slabi.
Yüzen otomobil Lotus marka bir aracın modifikasyonu sonucu yaklaşık 2 milyon dolar harcanarak yapılabildi.Conform revistei New Scientist, un asemenea tun laser va costa circa 32 milioane de dolari.
Kıyıdan uzakta yüzenlerin beslenmeleri konusunda fazla bilinen bir şey yoktur.Arról nincs adat, hogy a parttól távoli vizekben is élne.
Hatta bazen suda yüzen bir fareyi bile kaptığı izlenmiştir.Sőt, néha zsákmányát is üldözi a szárazon.
Pek nadir olarak serbest yüzenlerine de rastlanır.Nagyon ritkán feltűnnek fehér virágú egyedei is (Bokortanya).
Sağlık açısından yüzmeye elverişli olmayan Boğaz'da sıcak yaz aylarında yüzenlere hâlen rastlanmaktadır.Napos nyári napokon fürdeni lehet a tiszta, de hideg vízben a homokos strandon.
Bugün deniz biyologlarınca çok ilginç bulunmakta ve yüzen bir hayvanat bahçesi olarak değerlendirilmektedir.Σήμερα έχουν ιδιαίτερα αξιοποιηθεί για τουριστικές επισκέψεις, χαρακτηριζόμενοι θαλάσσιο πάρκο.
Yüzen adalar, dünyanın birçok bölümünde bulunan yaygın doğal bir olaydır.Nationalparker er normalt kendetegnet ved en bred vifte af naturressourcer fordelt på et stort område.
Doğu kıyısındaki Rialto pazarının önemi ve gelişmesi yüzen köprü üzerindeki trafiği artırdı.Markedet i Rialto på den østlige siden av broen utviklet seg og ble viktigere.
Pek nadir olarak serbest yüzenlerine de rastlanır.De svømmer sjeldent fritt, selv om de kan det.
Yüzen buzlar okyanus akıntıları ve rüzgarlar ile taşınır.Drivis eller pakkis er isen som beveger seg med vind og havstrøm.
Yüzen Ada da tamamen doğal yollarla oluşmuştur.Sebab kondisi pantai benar-benar masih alami.
Rüzgar ve akıntılar yüzen buzlar üzerinde birkaç metre yüksekliğinde çıkıntılar oluşturabilir.Angin dan arus yang membawa es dapat membentuk rimbunan sampai setinggi beberapa meter.
Yüzen buzlar en az 20 metre (66 ft) uzunluğundaki buz parçalarından oluşur.Es hanyutan terdiri dari pecahan-pecana es laut tinggal mengambang sepanjang 20 meter (66 ft) atau lebih.
Suya, aileler tarafından atalarının ruhlarını temsil etmesi amacıyla yüzen fenerler bırakılmaktadır.また、ご先祖さまの霊を清めるため墓石に水をかける。
Flotasyonda kolay yüzen taneciklere hidrofob (su sevmeyen) denir.^ 米海軍ではHIFRを俗に「ハイ・ドリンク」と呼んでいる。
Genellikle yerde ya da yüzen bitki örtüsü üzerindedirler.普段は海底や器物表面に平らに付着している。
1989 yılında 100 metre sırtüstünde 1 dakikanın altında yüzen ilk ve tek Türk yüzücüsü oldu.これにより、彼は100mを1分未満で泳いだ最初のノルウェー人となった。
Kamış kümeleri yüzen adalar halinde de görülür.このあたりは日高山脈の伏流水が湧き出る場所ともいわれている。
Yüzen model, ne teori ne de gözlem üzerine kuruludur ancak sadece beklenen yapının çağrılmasıdır.漂移模型则既不依赖于理论,也不依赖于观察,而仅仅是对预期结构的调用。
Askeri köprüler genellikle yüzen orta ayakların üzerine mesnetlendirilirler.一般事件:一般來說,把腳踩進海水中是什麼感覺呢?
Doğu kıyısındaki Rialto pazarının önemi ve gelişmesi yüzen köprü üzerindeki trafiği artırdı.位在東岸的里阿爾托市場後來逐漸發展,重要性的上升也讓浮橋的交通流量增加。
Vücut yapısıyla gayet çevik ve hızlı yüzen bir balıktır.몸이 가늘고 매우 빨리 달리는 사냥개이다.
Brown, hareketi suda yüzen polen parçacıklarını mikroskop altında inceliyordu.מאמינים כי בראון חקר חלקיקי אבקת פרחים צפים על מים תחת מיקרוסקופ.
Brown'ın suda yüzen parçacığına dönelim.עתה נחזור לחלקיק האבקה של בראון, השוחה אקראית במים.
Buz şelfi, deniz üzerinde yüzen büyük bir buz tabakası olarak tanımlanır.קרחון ימי (iceberg): גוש קרח ענק שצף בים.
Kıyıdan uzakta yüzenlerin beslenmeleri konusunda fazla bilinen bir şey yoktur.לא ידוע עלהם הרבה מאחר שהם שוכנים הרחק מהחוף.
1989 yılında 100 metre sırtüstünde 1 dakikanın altında yüzen ilk ve tek Türk yüzücüsü oldu.היה לשחיין הראשון בהיסטוריה ששחה 100 יארד גב מתחת לדקה.
(Diğeri, yüzen keseli.)(החלק השני הוא הגשר התחתון.)
BTR-60P P(plavajushhijj) yüzen anlamına gelir.Üstü açık ve taretsiz modelidir.BTR-60PB: הדגם הנפוץ והמוכר יותר של הכלי.
Adıyaman - Çat Baraj Gölü'nde sular kabarınca yüzenadalar ortaya çıkmaktadır.שתזכרני כי "זכריני" שמו...על חוף האגם אני יושבת.
Bu şekilde, en iyi yüzen balıklar arasındandırlar.Излиза, че тя принадлежи към най-плодовитите риби.
Yüzen adalar, dünyanın birçok bölümünde bulunan yaygın doğal bir olaydır.Засушаването е нормална, повтаряща се черта на климата в повечето части на света.
Kopya Dingyuan şu anda yüzen müze gemi olarak çalışmaktadır.Pjevačica Jane Wiedlin se nakratko pojavljuje kao službenica Svemirske flote.
"Yüzen Kale" olarak bilinir.Poznate su šume "Spačvanskoga bazena".
Gölde yüzen bir çocuk, dibe batmış bir arabada Tolliver'ın cesedini bulmuştur.Dječak koji je plivao u jezeru pronašao je auto s čovjekom unutra.
Kariyeri boyunca genellikle yüzene yapımlarda yer aldı.Autor je tijekom karijere često imao problema s vlastima.
Yani serbest olarak deniz üstünde yüzen buzun, yaklaşık %90'ı deniz seviyesinin altındadır.Preto je zvyčajne okolo 90% objemu ľadovej kryhy ponoreného pod morskou hladinou.