Ana içeriğe geç
Sözlük

yüzen ile cümle

yüzen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kuzey kutbuna doğru yüzen buz kütlelerinin arasında sefere devam ettik.We carried on sailing through the ice packs towards the North Pole.
Bu yüzen ufak bir taş top.This is a little stone ball, floating.
Yani bu bir yerden bir yere uçabilen, tatlı suya sahip yüzen bir ada.So it's a floating island with water, fresh water, that can fly from place to place.
Üzerinde yüzen, eğlenen, suyla oynayan amfibiler yaşıyordu.It was inhabited by amphibians who used to swim, splash, have fun, and so on.
Neden sadece serbestçe yüzen hemoglobin proteinleri kan plazması?Why aren't hemoglobin proteins just freely floating in the blood plasma?
Gezegen üzerindeki yüzen en büyük buz tabakasına ilk sondaj deliğini açmıştık.And we made the very first bore hole through the largest floating ice shelf on the planet.
Büyük sürüler Gather'd, yüzen adaları gibi,Gather'd in shoals immense, like floating islands,
Yüzenlerin çoğu yolunu şaşıracak ve ölecekti bu nedenle çok sayıda üretildiler.Most would be lost and die so they were mass-produced.
Örneğin, teknenin etrafında oynar gibi yüzen yunusları görüyoruz.First of all, you've got these playful dolphins that seem to be swimming around the boat.
O kolayca akıp gidenlere/o rahatça yüzenlere,And those who move (on the water) gently,
Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.Leave those to Me who deny, the lovers of ease and comfort; and bear with them for a while.
Yüzdükçe yüzenlere,And those who glide swimmingly,
Denizde koca dağlar gibi yüzen gemiler O'nundur.His are the high-sailed vessels in deep ocean like the mountains.
Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi.Hast thou not seen how Allah hath made all that is in the earth subservient unto you?
Yüzen ÖgelerFloats
Yapı görünümünde yüzen öge ortamlarını gösterShow float environments in the structure view
& Yüzen ögeler ortamı& Floating Environment
Yüzen kabarcıklarBubbles float
Latince' de 'fluere' ('yüzen')Latin'fluere '('floats')
Resim Renk Boşlukları (LC ve QP çevrimleri, 32 ve 16 Bit Yüzen kanallar) NamePainterly Color Spaces (LC and QP conversions, 32- and 16- Bits Float channels)
Bu rakama yabancı bandıra altında yüzen Yunan gemileri dahil değil.The figure does not include many Greek-owned ships that sail under a flag of convenience.
Ek gölge alanları sağlamak için yüzen bitkiler de balık tarafından karşılanır.Floating plants to provide additional areas of shade are also welcomed by the fish.
Erlenmeyer içinde yüzen Mikrosit kolonileri.Microcystis floating colonies in an Erlenmeyer flask.
Yüzen abdominoplasti veya FAB tekniğiFloating Abdominoplasty or FAB Technique
Aşırıcılar yüzen bir çaydanlığın içinde Spiller ile oradan ayrılır.The Borrowers leave in a floating teapot with Spiller.
Çeroki'nin yaratılış hikayeleri, Dünya'yı deniz suyuyla çevrili büyük bir yüzen ada olarak tanımlar.The Cherokee creation stories describe the Earth as a great floating island surrounded by seawater.
Sağ alt köşede Sif'in saçları üzerinde yüzen gemi Skíðblaðnir.The bottom right corner depicts the ship Skíðblaðnir "afloat" the goddess Sif's new hair.
Tayland'ın su yollarından birinde yüzen bir pazarA floating market on one of Thailand's waterways
Hrid ve Visitor gölleri dağ gölleridir ve Visitor yüzen adasıyla ünlüdür.The lakes Hrid and Visitor are mountain lakes, and Visitor is noted for its floating island.
Üst bant, erdemlerin yüzen bedensiz hayaletleriyle göksel küreyi gösterir.He is dressed in the colors of the Balzana, the black-and-white Sienese coat of arms.
"Hero ile Leandros ile Hellespont'u Haritalamak: 'Yüzen Aşık ve Gecelik Gelin'"."Mapping the Hellespont with Leander and Hero: ‘The Swimming Lover and the Nightly Bride’".
Açık denizde şu an herhangi bir yüzen ada bilinmemektedir.Im offenen Meer sind zurzeit keine schwimmenden Inseln bekannt.
Kopya Dingyuan şu anda yüzen müze gemi olarak çalışmaktadır.Die Kopie der Dingyuan ist heute ein schwimmendes Museum.
Bu yolculuğa katılan Jules Verne Yüzen Şehir adlı romanında bu gemiyi anlattı.Trotzdem zeigt Verne in dem Roman seine Begeisterung für das Schiff.
Kariyeri boyunca genellikle yüzene yapımlarda yer aldı.Allerdings hielt er sich während seiner Laufbahn meist anderswo auf.
En başından beri Willow her zaman çelişki içerisinde yüzen bir karakter olmuştur.Silo war seit Beginn seines öffentlichen Auftretens an eine umstrittene Figur.
Gökyüzünde yüzen bulutlar harika.Les nuages flottant dans le ciel sont magnifiques.
Kardeşi Dinko Jukić de uluslararası seviyede yüzen bir sporcu oldu.Son frère, Dinko Jukić pratique également la natation au niveau international.
Arda, Vaiya'nın içinde -denizde yüzen bir gemi gibi- yüzen bir varlık olarak tasvir edilir.Arda est décrite comme flottant sur Vaiya, comme un navire sur une mer.
Direkteki biri kırmızı renkli türbanı sallayayarak tek başına yüzen kişiye gayret vermeye çalışmaktadır.Les habitants essaient, en vain, d'alerter la Croix-Rouge.
Ayağını yüzen bir gence dayamıştır.Un petit chien lové à ses pieds.
Bu yolculuğa katılan Jules Verne Yüzen Şehir adlı romanında bu gemiyi anlattı.Jules Verne, toujours lui, le décrira dans son livre Une ville flottante.
Brown'ın suda yüzen parçacığına dönelim.Ahora volvamos a la partícula de polen de Brown nadando aleatoriamente en el agua.
Yüzenada da tamamen doğaldır.También hay que advertir que es una playa naturista.
Yüzen Çene'nin suya gerçekten ihtiyacı vardır, yoksa kuruyup ölür.El águila calva es capaz de nadar si se siente amenazada o se ahoga.
Kardeşi Dinko Jukić de uluslararası seviyede yüzen bir sporcu oldu.Su hermano Elco también fue un yudoca que compitió internacionalmente.
En başından beri Willow her zaman çelişki içerisinde yüzen bir karakter olmuştur.Y Silvio es una influencia desde el comienzo.
Tom ve Meryem yüzen evde bir hafta geçirip dinlendiler.Tom e Mary si sono rilassati trascorrendo una settimana in una casa galleggiante.
Japonya'da, bu nedenle tarihi açıdan "yüzen balina" olarak bilinir.A causa di questo in Giappone era storicamente conosciuto come "balena galleggiante".
İkili, birlikte bu yüzen hapishaneden kurtulmak amacıyla çalışmalara başlarlar.I due cercano i liberarla dalla sua prigionia.
Kardeşi Dinko Jukić de uluslararası seviyede yüzen bir sporcu oldu.Anche il suo gemello Domingos Castro è stato un atleta di livello internazionale.
Bazı durumlarda zamanlarının büyük bir kısmını yüzen buz kütlelerinin üzerinde geçirirler.Passa gran parte del tempo nascosto sotto le rocce.
Yüzen türbin teknolojileri henüz yeni kurulmaya başlandı.Ma la scalata della Torre per Baam è appena cominciata.
Şiirde Tuonela'da yüzen farâzî bir kuğu anlatılır.In alcune emissioni un leone accovacciato in esergo.
Tom yatak odasındaki akvaryumda yüzen tropik balıklara bakarak oturdu.Том сидел и смотрел на тропических рыб, плавающих в аквариуме в его спальне.
Kardeşi Dinko Jukić de uluslararası seviyede yüzen bir sporcu oldu.Её младший брат Динко Юкич также являлся пловцом международного уровня.
Bir dişi, yüzen tuvasında 4 siyah çizgili kahverengi yumurta yumurtlar.В кладке 4 беловатых яйца с тёмными отметинами.
Yüzen adalar, dünyanın birçok bölümünde bulunan yaygın doğal bir olaydır.والجزر العائمة ظاهرة طبيعية شائعة موجودة في أجزاء كثيرة من العالم.
Buseoksa tapınağı "Yüzen Taş Tapınağı" olarak da bilinir.يُعرف المعبد أيضاً باسم "معبد الصخور العائمة".
Yüzen model, ne teori ne de gözlem üzerine kuruludur ancak sadece beklenen yapının çağrılmasıdır.يرتكز هذا النموذج لا تطفو على نظرية ولا مراقبة، ولكن هو مجرد الاحتجاج هيكل المتوقع.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod