Radyo kulaklığını açtım bu yüzden Tom'un odaya girdiğini duymadım.I had my headphones on so I didn't hear Tom enter the room.
Öğle yemeği için pizza yedim, bu yüzden akşam yemeği için pizza istemiyorum.I had pizza for lunch, so I don't want pizza for dinner.
Yapılacak işlerim vardı bu yüzden kendimi yalnız hissetmek için zamanım olmadı.I had stuff to do so I didn't have time to feel lonely.
Yapacak işlerim vardı, o yüzden hemen çıkamadım.I had things to do, so I couldn't leave right away.
Tom'un isteklerine saygı göstermek zorundaydım, bu yüzden gittim.I had to respect Tom's wishes, so I left.
Savaş çok popüler değildi, bu yüzden yeni askerlerin alımı zor oldu.The war was very unpopular, so recruitment of new soldiers became difficult.
Az önce bir sandviç yedim bu yüzden aç değilim.I just had a sandwich so I'm not hungry.
Ne kadar meşgul olduğunu biliyorum, bu yüzden hemen konuya gireceğim.I know how busy you are, so I'll get right to the point.
Yeni bir dil konuşmak istediğimiz için buradayız ve bu yüzden onu konuşmalıyız!We are here because we want to speak a new language and so, we must speak it!
Senden tekrar haber almadım bu yüzden bugün burada olmayacağını düşündüm.I never heard back from you, so I thought you wouldn't be here today.
Karanlıktı, bu yüzden Tom cadde işaretini okumada sıkıntı çekti.It was dark, so Tom had trouble reading the street sign.
Tom hastaydı, bu yüzden gelemedi.Tom was sick, so he couldn't come.
Tom'u aynada gördüm bu yüzden döndüm ve merhaba dedim.I saw Tom in the mirror so I turned around and said hi.
Tom bir hafta içinde bulaşıkları yıkamadı, bu yüzden lavabo kirli tabaklarla doluydu.Tom hadn't washed dishes in a week, so the sink was full of dirty dishes.
Hem Polonyalı hem de Norveçliyim, bu yüzden seçemem.I'm both Polish and Norwegian, so I can't choose.
Etek uygun değildi, bu yüzden değiştirmek zorunda kaldım.The skirt didn't fit so I had to alter it.
Fransızca öğrenmeye henüz başladım, bu yüzden henüz çok iyi değilim.I've just started to learn French, so I'm not very good at it yet.
Tom hiç Fransızca konuşamadı, bu yüzden İngilizce konuştuk.Tom couldn't speak any French, so we spoke in English.
Mutfak bıçağı eti kesmek için yeterince keskin değildi, bu yüzden çakımı kullandım.The kitchen knife wasn't sharp enough to cut the meat, so I used my pocket knife.
Her şey insanın ellerinde. Bu yüzden onları sık sık yıka.All is in the hands of man. Therefore wash them often.
Dışarıda yağmur yağacak, bu yüzden bir şemsiye almayı unutma.It's going to rain outside, so don't forget to take an umbrella.
Bu yüzden mi onunla yattın?Is that why you slept with him?
Kendimi evimin dışında kilitledim, bu yüzden içeri girmek için pencereyi kıracağım.I've locked myself out of my house, so I'm going to break a window to get in.
Tom bir ambulans çağırmama izin vermedi bu yüzden onu hastaneye kendim götürdüm.Tom wouldn't let me call an ambulance so I drove him to the hospital myself.
Tom jaluzileri kapattı, bu yüzden komşular içeri bakamadı.Tom closed the venetian blinds, so the neighbors couldn't look in.
Tom kimseden herhangi bir yardım almıyordu, bu yüzden o vazgeçti.Tom wasn't getting any help from anyone, so he gave up.
Çok aç değildim, bu yüzden daha sonra yemeye karar verdim.I wasn't very hungry, so I decided to eat later.
Tom kapıyı açmadı, bu yüzden terk ettim.Tom wouldn't open the door, so I left.
Bu yüzden bu gece boş musun?So, are you free tonight?
Bu yüzden o, okula gitmedi.So he didn't go to school.
Bir bilet almaya gideceğim.Bu yüzden lütfen bir dakikalığına çantalarıma bak.I'm going to go buy a ticket, so please watch my bags for a minute.
Yarın pazartesi bu yüzden Ken gelebilir.It's Monday tomorrow so Ken might come.
Gazlı pilav pişireceğini bozdum bu yüzden onun yerine indüksiyonlu pilav pişirici aldım.I broke my gas-powered rice cooker so I got an induction rice cooker instead.
Kırmızı saçları var bu yüzden ona "Havuç" lakabını taktılar.She has red hair, so they gave her the nickname "Carrot".
Onun saçları kırmızımsı. Bu yüzden onun lakabı Havuç.She has reddish hair. That's why her nickname is Carrot.
Evde kaldım bu yüzden dinlenebildim.I stayed home so I could rest.
Yiyecek bir şey almak zorundaydık bu yüzden çıkışa yakın bir restoranda durduk.We had to get something to eat so we stopped at a restaurant near the exit.
Tom kulaklığını taktı, bu yüzden Mary'nin odaya girişini duymadı.Tom had his headphones on so he didn't hear Mary enter the room.
Sen hapishanedeydin bu yüzden çocuklarımızı kendim büyütmek zorunda kaldım.You were in prison, so I had to raise our children by myself.
Tom ve Mary sessizce konuştular bu yüzden bebeği uyandırmadılar.Tom and Mary spoke quietly so they wouldn't wake the baby.
Bunun bir acil durum olduğunu söyledin, bu yüzden hemen geldim.You said it was an emergency, so I came right away.
Tom onu yapamadı, bu yüzden Mary'den yardım etmesini istedi.Tom couldn't do it, so he asked Mary to help him.
Çok az zamanımız var, bu yüzden dikkatlice dinle.We have very little time, so listen carefully.
Tom zengin bu yüzden para gerçekten bir sorun değil.Tom is rich, so money isn't really a problem.
Çok fazla kurabiye yaptım, bu yüzden biraz almaz mısın?I made too many cookies, so won't you take some?
Dün gece uyuyamadım, bu yüzden bir korku filmi izlemeye karar verdim.I couldn't sleep last night, so I decided to watch a horror movie.
Ona ne söyleyeceğim önemli değil, bu faydasız, bu yüzden artık karışmayacağım.No matter what I tell him, it's useless, so I don't interfere anymore.
Yarın okul tatil, bu yüzden bir yere gitmeyi ve eğlenmeyi planlıyorum.It's a school holiday tomorrow, so I'm planning to go somewhere and have fun.
Şiddetli şekilde yağmur yağdı bu yüzden saha çamurlu.It rained heavily, so the playground is muddy.
Şiddetli yağmur yağdı bu yüzden saha çamurlu.We've had a heavy rain, so the playground is muddy.
Yağmur yağmaya başladı, bu yüzden arkadaşımın şemsiyesinin altına sığındım.It started raining, so I took shelter under my friend's umbrella.
O, dürüst, bu yüzden yalan söyleyemez.He's honest, so he doesn't tell lies.
Tom'un bacağı uyuşmuştu bu yüzden ayağa kalkamadı.Tom's leg had fallen asleep so he couldn't stand up.
Yağmur yağmaya başladı bu yüzden arkadaşımın şemsiyesinin altına geçtim.It started raining, so I got under my friend's umbrella.
Bir ziyaretçi bekliyorum bu yüzden şimdi dışarıya çıkamam.I'm expecting a visitor, so I can't go out now.
Kimliğini evde bıraktın, bu yüzden içeri gelemezsin.You've left your ID at home, so you can't come in.
Kapının açık olduğunu gördüm, bu yüzden içeri girdim.I saw that the door was open, so I went in.
O yorgun olduğunu ve bu yüzden eve erken gideceğini söyledi.She said she was tired and consequently would go home so early.
Dün okula gitmem gerekiyordu fakat tatil olduğunu sandım bu yüzden gitmedim.I was supposed to go to school yesterday, but I thought it was a holiday, so I didn't.
Tom o gece hapisteydi bu yüzden onun harika bir mazereti var.Tom was in jail that night so he has the perfect alibi.