Bu Tom'un üçüncü suçuydu, bu yüzden hapse kondu.This was Tom's third offense, so he was put in jail.
Şimdi Matsutake mantarlarının mevsimi bu yüzden onlar ucuz.Matsutake mushrooms are in season now so they are cheap.
Benim uykum var, bu yüzden yatmaya gidiyorum.I'm sleepy, so I'm going to bed.
Yeterli param yok bu yüzden istesem de seninle gidemezdim.I don't have enough money, so I couldn't go with you even if I wanted to.
Gerçekten açım, bu yüzden yemek yermek üzereyim.I'm really hungry, so I'm about to eat.
Dün hava çok soğuktu, o yüzden evde kaldım.It was very cold yesterday, so I stayed at home.
Restoran oldukça boştu, bu yüzden yemek yerken huzur içinde okudum.The restaurant was fairly empty, so I could read in peace while I ate.
Bu yüzden, dans edebileceğini düşünüyorsun.So, you think you can dance.
Uyuyamadım bu yüzden kendime bir kahve yaptım.I was unable to sleep, so I made myself some coffee.
Tom bu sefer daha hazırlıklı bu yüzden onu yapabilmeli.Tom is better prepared this time, so he should be able to do it.
Yağmur yağabilir gibi görünüyor bu yüzden şemsiyeni unutma.It looks like it might rain, so don't forget your umbrella.
O fakirdi, bu yüzden üniversiteye gidemedim.He was poor, so he couldn't go to college.
Emily şu anda odasında ders çalışıyor, bu yüzden lütfen onu rahatsız etmeyin.Emily is studying in her room right now, so please do not disturb her.
Anahtarlarımı kaybettim bu yüzden daireme giremiyorum.I have lost my keys so I can't get into my flat
Yorgundum bu yüzden erken yatmaya gittim.I was tired, so I went to bed early.
Ben muhtemelen bir şeyi yanlış anladım, bu yüzden ısrar etmeyeceğim.I probably misunderstood something, so I won't insist.
Tiyatroya erken gittim bu yüzden iyi bir koltuk alabildim.I went to the theater early so I could get a good seat.
Tiyatroya erken gittik bu yüzden iyi koltuklar alabildik.We went to the theater early so we could get good seats.
Bugün pazartesi, bu yüzden pazartesi günü her zaman yaptığımı yapacağım.Today is Monday, so I'll do what I always do on Monday.
Köpeğimin havladığını duydum, bu yüzden perdeleri açtım ve dışarı baktım.I heard my dog barking, so I opened the curtains and looked outside.
Eğlenceli olabileceğini düşündüm, bu yüzden Tom'un partisine gittim.I thought it might be fun, so I went to Tom's party.
Gitmek üzereydim fakat Tom geldi bu yüzden kaldım.I was about to leave, but Tom came, so I stayed.
Çin yemeği yememizi öneren sensin, bu yüzden şikâyet etme.You're the one who suggested we eat Chinese food, so don't complain.
Tom Boston'da bir iş bulamadı bu yüzden eve geri geldi.Tom couldn't find a job in Boston, so he came back home.
Tom ne söyleyeceğini bilmiyordu bu yüzden hiçbir şey söylemedi.Tom didn't know what to say, so he didn't say anything.
Tom ödemeyi unuttuğunu fark etti, bu yüzden restorana geri gitti.Tom realized he'd forgotten to pay, so he walked back into the restaurant.
Tom Mary'nin kendisinin gülmesini beklediğini fark etti, bu yüzden gülmeye başladı.Tom realized Mary was expecting him to laugh, so he started laughing.
Tom içkisini döktü, bu yüzden ona bir tane daha aldım.Tom spilled his drink, so I bought him another one.
Tom bir öpücük bekliyordu, bu yüzden öne doğru eğildi ve dudaklarını buruşturdu.Tom was expecting a kiss, so he leaned forward and puckered his lips.
Tom kazada yaralandı, bu yüzden iyi yürüyemiyordu.Tom was injured in an accident, so he couldn't walk very well.
O uzakta yaşıyor bu yüzden birbirimizi sadece haftada birkaç kez görürüz.He lives far away, so we only see each other a few times a week.
Ne yazık ki sınava çalışmak için zamanım yoktu, bu yüzden başarısız oldum.Unfortunately, I didn't have time to study for the exam, so I failed it.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden geçinmekte sıkıntı yaşıyorum.As you know, I've lost my job, so I'm having trouble making ends meet.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden bütün faturalarımı ödemekte sorun yaşıyorum.As you know, I've lost my job, so I'm having trouble paying all my bills.
Tom o dövmeyi yaptırdığına pişman oldu bu yüzden onu çıkarttırdı.Tom regretted getting that tattoo, so he had it removed.
Tom'un biraz paraya ihtiyacı vardı bu yüzden ona biraz verdim.Tom needed some money, so I offered to give him some.
Tom aşağıya geldi, bu yüzden hemen öpüşmeyi bıraktık.Tom came downstairs, so we stopped kissing immediately.
Tom meşgul görünmeye çalıştı bu yüzden Mary onun ona yardım etmesini istemedi.Tom tried to look busy, so Mary wouldn't ask him to help her.
Acelem var, bu yüzden bunu çabuk yapacağım.I'm in a hurry, so I'll make this quick.
Bu yüzden bu asla bir daha olmayacak.That's why this is never going to happen again.
Bugün 1 nisan şaka günü, bu yüzden yalanlardan başka bir şey söylemiyorum.Today is April Fools, so I'm telling nothing but lies.
Tom daha önce Boston'a hiç gitmedi, bu yüzden onu gezdirmeyi önerdim.Tom has never been to Boston before, so I offered to show him around.
Tom Boston'da sevdiği bir iş bulamadı bu yüzden Şikago'ya taşındı.Tom couldn't find a job he liked in Boston, so he moved to Chicago.
Muazzam bir kahvaltı yaptım, bu yüzden şimdi gerçekten çok aç değilim.I had a huge breakfast, so I'm not really very hungry now.
Onların hiçbirinde elma yoktu, bu yüzden onu yerine birkaç muz aldım.They were all out of apples, so I bought some bananas instead.
Biletleri alamadım bu yüzden konsere gidemiyoruz.I wasn't able to buy tickets, so we can't go to the concert.
Gerçekten tadı güzeldi, bu yüzden onun hepsini yedim.It tasted really good, so I ate it all.
Erken bir öğle yemeği yedim, bu yüzden şimdi oldukça açım.I ate an early lunch, so I'm pretty hungry now.
İPod'umu dinliyordum, bu yüzden yangın alarmını duymadım.I was listening to my iPod, so I didn't hear the fire alarm.
Tom yardımıma ihtiyacı olduğunu söyledi, bu yüzden ona yardım ettim.Tom said he needed my help, so I helped him.
Tom'un bizim yardımımıza ihtiyacı vardı, bu yüzden ona yardım ettik.Tom needed our help, so we helped him.
Tom sakalını uzatmış, bu yüzden daha yaşlı görünüyor.Tom grew his beard so he'd look older.
Tom'un saman nezlesi var. Bu yüzden içeride kalmak zorunda.Tom has hay fever. That's why he has to stay inside.
Bu yüzden mi kaldın?Is that why you've stayed?
Bu yüzden mi üzgünsün?Is that why you're upset?
Bu yüzden mi ayrılıyorsun?Is that why you're leaving?
Bu yüzden mi buradasın?Is that why you're here?
Bu yüzden mi geç kaldın?Is that why you were late?
O yüzden mi bunu yaptın?Is that why you did this?
O yüzden mi geldin?Is that why you came?