Yüzlerinizi görmek istemiyorum.I don't want to see your faces.
Bu, yüzünü iyi görmek için.It's to see your face well.
Şaşırtıcı bir şekilde, soğuk günlerde bile yüzer.Surprisingly, he swims even on cold days.
Lütfen yüzüstü uzanın.Please lie on your stomach.
Güzel bir gün, değil mi? Yüzmeye gidelim mi?A nice day, isn't it? How about going for a swim?
Ann nehrin karşı tarafına yüzdü.Ann swam across the river.
Alice şiddetli bir baş ağrısı yüzünden işten eve erken döndü.Alice returned home early from work with a severe headache.
Bu mağazada her şey normal fiyatından yüzde 10 indirimlidir.Everything at that store is 10 percent off the regular price.
O nehirde yüzmenin tehlikeli olduğunu düşünüyorum.I think it's dangerous to swim in that river.
Onun yüzündeki bir şey bana gerçekten eski bir erkek arkadaşımı hatırlattı.Something in his face really reminded me of an old boyfriend of mine.
O yüzü daha önce bir yerde gördüm.I have seen that face somewhere before.
Gerçekten yüzebilir misin?Can you swim at all?
Ondan çok daha iyi yüzebilirsin.You can swim much better than him.
Gerçekleri onun yüzüne ifade edebilir misin?Can you state the facts to his face?
Gerçekleri onun yüzüne açıklayabilir misin?Can you state the facts to his face?
Çok iyi yüzebiliyorsun.You can swim very well.
Yalın gerçeklikle yüz yüze gelmelisin.You ought to face the stark reality.
İyi yüzebilir misin?Can you swim well?
Sen iyi yüzersin, değil mi?You swim well, don't you?
Sen yüzebilirsin fakat ben yüzemem.You can swim, but I can't swim.
Sen yüzebilir misin?Are you able to swim?
Nasıl yüzeceğini biliyor musun?Do you know how to swim?
Size ne kadar iyi yüzebilirsin?How well can you swim?
Havuzda yüzmemelisiniz.You mustn't swim in the pond.
Sen burada yüzemezsin.You can not swim here.
Kız kardeşin nehirde yüzüyor mu?Is your sister swimming in the river?
Tercihinizi bilmiyorum, bu yüzden lütfen buyurun.I don't know your preference, so please help yourself.
Sana kayıp yüzüğünü bulacağım.I will find you your lost ring.
Kız kardeşin iyi yüzemiyor, değil mi?Your sister cannot swim well, can she?
O içtiğinde farklı bir kişi oluyor, bu yüzden onunla içki içmeyi sevmiyorum.He's a different person when he's drunk, so I don't like to drink with him.
Geç kaldım, bu yüzden 501 sayılı uçuşu kaçırdım.I was late, so I missed flight 501.
Mevcut beş yüz kişi kadar vardı.There were as many as five hundred people present.
Beş yüz dolar onun için küçük bir miktar.Five hundred dollars is a small sum for him.
Dört yüz milyon insan ilk dilleri olarak İngilizce konuşmaktadırlar.Four hundred million people speak English as their first language.
Öğrencilerin yüzde 40'tan azı üniversiteye devam ediyor.No less than 40 percent of students go on to university.
Üç yüzyıl önce bile, Batı Avrupalıların çoğu hâlâ kendi muhbirlerini kullanıyorlardı.Even three centuries ago, most Western Europeans still used their fingers.
Her iki şişeyi içemedim, bu yüzden birini sana bıraktım.I couldn't drink both bottles, so I left one for you.
İki âşık çay içerek yüz yüze oturdular.The two lovers sat face to face, drinking tea.
İki âşık yüz yüze oturdular,çay içtiler.The two lovers sat face to face, drinking tea.
İki yüz elli kilo, bir sumo güreşçisi için bile olağanüstü bir ağırlıktır.Two hundred fifty kilograms is an extraordinary weight even for a sumo wrestler.
21. yüzyıl Asya'ya aittir.The 21st century belongs to Asia.
Fiyatlar yüzde 20 ila 40 oranında azalmıştır.Prices have been reduced by 20 to 40 percent.
2030'a kadar onun nüfusunun yüzde yirmi biri altmış beş yaşından büyük olacak.By 2030 twenty-one percent of its population will be over sixty-five.
Geçen yıl iki yüz kişi koleradan öldü.Two hundred people died of cholera last year.
Öğretim 1 Nisan 2001 itibariyle yaklaşık yüzde on artırılacaktır.Tuition will be raised by nearly ten percent as of April 1, 2001.
Bir asır yüz yıldır.A century is one hundred years.
Bir dolar yüz sente eşittir.A dollar is equal to a hundred cents.
19. yüzyılda göçmenlerin sayısı hızla arttı.In the 19th century, the number of immigrants swelled rapidly.
Güzel sanatlar on beşinci yüzyılda İtalya'da gelişti.The fine arts flourished in Italy in the 15th century.
On iki yaşındayken nehri yüzerek geçebiliyordum.I could swim across the river when I was twelve.
İşlerin yüz ya da elli yıl önce nasıl olduğunu bilmiyorum.I don't know how things were a hundred or fifty years ago.
Az sayıda kişi yüz yaşına kadar yaşar.Few people live to be one hundred years old.
Yüz dolar sadece bozuk para.One hundred dollars is just chicken feed.
Yüz dolar ile halledebilirim.With a hundred dollars, I could manage.
Yüz sent bir dolar yapar.One hundred cents makes one dollar.
"Yüzme'de iyi değilimdir." "Ben de.""I'm not good at swimming." "Neither am I."
"Yarın yüzecek mi?" "Evet, yüzecek.""Is he going to swim tomorrow?" "Yes, he is."
"Ne zaman yüzersin?" "Temmuzda yüzerim.""When do you swim?" "I swim in July."
Ben her gün denizde yüzerim.I swim in the sea every day.
Erkek kardeşimin aksine, ben yüzemem.Unlike my brother, I cannot swim.