Ana içeriğe geç
Sözlük

yüz ile cümle

yüz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yetişkin Japon erkeklerinin yüzde altmışı düzenli olarak alkollü içecekler içerler.Sixty percent of Japanese adult males drink alcoholic beverages on a regular basis.
Pazar günü çalıştım, bu yüzden pazartesi izin aldım.I worked on Sunday, so I had Monday off.
Az önce sıcak bir banyo yaptım, bu yüzden çok daha iyi hissediyorum.I've just had a hot bath, so I feel much better.
Yanan evden dışarı çıktığı zaman itfaiyecinin yüzü korkunçtu.The firemen's face was grim when he came out of the burning house.
Beyaz bir bulut mavi yaz gökyüzünde yüzüyordu.A white cloud is floating in the blue summer sky.
Onun yüzünü loş bir ışıkta gördüm.I saw his face in the dim light.
O buradayken, sabahları yüzerdi.When he was here, he would swim in the morning.
Onun nehri yüzerek geçmesi mümkündür.It is possible for him to swim across the river.
O bu yüzden okulu bıraktı.It is for this reason that he left school.
Adam onun yüzüne yumruk attığında o, özür dilemek üzereydi.He was about to apologize when the man punched him in the face.
Onun çamurla kaplı yüz aşağı yattığını gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing when I saw him lying face down covered with mud.
Onun yüzemeyeceği açıkça görülüyor.It seems obvious that he is unable to swim.
Yüzünden kaybolduğu belli oluyor.His face says that he lost.
O, nehri yüzerek geçme girişiminde başarısız oldu.He failed in his attempt to swim across the river.
İngilizce konuşmamız muhtemelen iyi bir fikir, bu yüzden o anlayabilecek.It's probably a good idea for us to speak in English, so he'll be able to understand.
Keşke ona yalan söylemeseydim. Onun yüzüne asla tekrar bakamayacağım.I wish I hadn't lied to him. I'll never be able to look him in the face again.
Ona nasıl yüzeceğini öğrettim.I taught him how to swim.
Ailesi on yedinci yüzyıla kadar dayanıyor.His family dates back to the seventeenth century.
Yüzündeki ifadeye bakılırsa, o başarmış görünüyor.Judging from the look on his face, it seems that he has succeeded.
Onun yüzünde bir isilik ortaya çıktı.A rash appeared on his face.
Onun yüzü aydınlandı.His face brightened.
Yüzü sevinçle ışıldadı.His face lighted up with joy.
Onun yüzü acıdan burkulmuştu.His face was twisted with pain.
Yüzü beyazladı.His face turned white.
Onun yüzü birçok insan tarafından bilinir.His face is known to many people.
Onun yüzü çamurla kaplıydı.His face was covered with mud.
Yüzü sinirden kızardı.His face turned red with anger.
Onun yüzüne bir bakış, bana çalışmaya isteksiz olduğunu söyledi.One glance at his face told me that he was reluctant to work.
Onun yüzü bana lise günlerimdeki arkadaşlarımdan birini hatırlatıyor.His face reminded me of one of my friends in my senior high school days.
Onun yüzü rahatsız olduğunu gösteriyordu.His face showed that he was annoyed.
Onun maaşı yüzde on artırıldı.His salary was increased by ten percent.
Onun başarısızlığı çoğunlukla dikkatsizliği yüzündendi.His failure was mainly due to carelessness.
Çalışmasında yüzlerce kitap var.There are hundreds of books in his study.
Yüzünde ciddi bir görünüm vardı.He had a severe look on his face.
Onun dikkatsizliği yüzünden patlama gerçekleşti.The explosion took place because of his carelessness.
O telefonu yüzüme kapadı.He hung up on me.
Sorumsuz tavrınız yüzünden paniğe kapıldım.I am alarmed by your irresponsible attitude.
O gençken nehri yüzerek geçebiliyordu.He could swim across the river when he was in his teens.
O, yüz dolar tasarruf yaptı.He saved a hundred dollars.
O, 19. yüzyılda doğdu.He was born in the 19th century.
O ondokuzuncu yüzyılda doğdu.He was born in the 19th century.
O bir mil yüzebilir.He can swim a mile.
Yarım saat geç geldi, bu yüzden herkes ona kızgındı.He arrived half an hour late, so everyone was angry with him.
O, o işte ayda beş yüz dolardan daha fazla kazanır.He earns more than five hundred dollars a month in that job.
O şimdi yüzüyor.He's swimming now.
Parası yoktu bu yüzden hiç yiyecek alamadı.He had no money and so could not buy any food.
O yüzme şampiyonluğunu kazanacağından emin.He is sure to win the swimming championship.
O, sınıfındaki başka bir çocuktan daha hızlı yüzebilir.He can swim faster than any other boy in his class.
O yüzmeye korkuyor.He is afraid to swim.
Yakında onun yüzmesine izin verilecek.He will soon be allowed to swim.
Yakında iyi yüzebilecek.He will soon be able to swim well.
En fazla yüz doları var.He has a hundred dollars at most.
O kazağını ters yüz giydi.He put on his sweater wrong side out.
O bana orada yüzmememi söyledi.He told me not to swim there.
O sadece boğulmak için oraya yüzmeye gitti.He went there swimming only to be drowned.
Oraya yüzmeye diye boğulmaya gitti.He went there swimming only to be drowned.
O sadece maddenin yüzeysel bilgisine sahip.He has only a superficial knowledge of the matter.
O, nehir boyunca yüzdü.He swam across the river.
Nehri yüzerek geçmeye çalıştı.He attempted to swim across the river.
Adaya yüzmeyi zor buldu.He found it difficult to swim to the island.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod