yüzüstü ile cümle

yüzüstü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Eğer babam yaşasaydı, bizi asla yüzüstü bırakmazdı yirmi yıldır.Если бы мой отец был жив, он никогда не бросил бы нас на двадцать лет.
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Al verlo toda la gente, se postraron sobre sus rostros y dijeron: --¡Jehovah es Dios! ¡Jehovah es Dios
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.A tal vista, tutti si prostrarono a terra ed esclamarono: «Il Signore è Dio! Il Signore è Dio!»
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Co gdy ujrzał wszystek lud, upadli na oblicze swe, i rzekli: Pan jest Bogiem, Panci jest Bogiem.
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Což když uzřel všecken ten lid, padli na tváři své a řekli: Hospodinť jest Bohem, Hospodin jest Bohem.
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Da alt Folket så det, faldt de på deres Ansigt og råbte: "HERREN er Gud, HERREN er Gud!"
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Da das alles Volk sah, fiel es auf sein Angesicht und sprach: Der HERR ist Gott, der HERR ist Gott!
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.In ko vse ljudstvo vidi to, popadajo na obraze in govore: GOSPOD je Bog! GOSPOD je Bog!
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Keď to uvidel všetok ľud, padli všetci na svoju tvár a povedali: Hospodin je Bôh! Hospodin je Bôh!
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.모든 백성이 보고 엎드려 말하되 여호와 그는 하나님이시로다 여호와 그는 하나님이시로다 하니
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Kun kaikki kansa näki tämän, lankesivat he kasvoillensa ja sanoivat: "Herra on Jumala! Herra on Jumala!"
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Mikor ezt látta az egész sokaság, arczra borult, és monda: Az Úr az Isten! az Úr az Isten!
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Og alt folket så det, og de falt ned på sitt ansikt og sa: Herren, han er Gud! Herren, han er Gud!
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Quando o povo viu isto, prostraram-se todos com o rosto em terra e disseram: O senhor é Deus! O Senhor é Deus!
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Thấy vậy, cả dân sự sấp mình xuống đất, và la rằng: Giê-hô-va là Ðức Chúa Trời! Giê-hô-va là Ðức Chúa Trời!
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.И всичките люде, когато видяха това, паднаха на лицата си и рекоха: Иеова, Той е Бог; Иеова, Той е Бог.
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.Увидев это , весь народ пал на лице свое и сказал: Господь есть Бог, Господь есть Бог!
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.וירא כל העם ויפלו על פניהם ויאמרו יהוה הוא האלהים יהוה הוא האלהים׃
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.فلما رأى جميع الشعب ذلك سقطوا على وجوههم وقالوا الرب هو الله الرب هو الله.
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.眾 民 看 見 了 、 就 俯 伏 在 地 、 說 、 耶 和 華 是 神 、 耶 和 華 是 神
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.眾民 看見 了 、 就 俯伏 在地 、 說 、 耶和華 是 神 、 耶和華 是 神
Kendi ulusunun insanlarını yüzüstü bırakacak.Ele está prestes a pôr de lado as pessoas da sua própria nação.
Kendi ulusunun insanlarını yüzüstü bırakacak.Está a punto de abandonar a la gente de su propio país.
Kendi ulusunun insanlarını yüzüstü bırakacak.Hän aikoo hylätä oman kansansa.
Kendi ulusunun insanlarını yüzüstü bırakacak.Han tänker försaka sin egen nations folk.
Kendi ulusunun insanlarını yüzüstü bırakacak.Han vil forsage sin egen nations folk.
Kendi ulusunun insanlarını yüzüstü bırakacak.Lui sta per abbandonare il popolo della sua stessa nazione.
Kendi ulusunun insanlarını yüzüstü bırakacak.On zamierza właśnie opuścić swój naród.
Kendi ulusunun insanlarını yüzüstü bırakacak.Αυτός θα εγκαταλείψει τον λαό του έθνους του!
Kendi ulusunun insanlarını yüzüstü bırakacak.Он готов отречься от жителей собственной страны.
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.A lévitát pedig, a ki a te kapuidon belõl van, ne hagyd el, mert nincsen néki része, sem öröksége veled.
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.A Levitu, ktorý bude v tvojich bránach, neopustíš, lebo nemá podielu ani dedičstva s tebou.
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.Ali levita, ki bi bil v tvojem mestu, ne zapusti, kajti nima deleža, ne dediščine kakor ti.
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.Il levita che abita entro le tue città, non lo abbandonerai, perché non ha parte né eredità con te
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.네 성읍에 거하는 레위인은 너희 중에 분깃이나 기업이 없는 자니 또한 저버리지 말지니라
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.Levíty pak, kterýž by v branách tvých bydlil, neopustíš, nebo nemá dílu a dědictví s tebou.
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.Mas não desampararás o levita que está dentro das tuas portas, pois não tem parte nem herança contigo.
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.No desampararás al levita que habite en tus ciudades, porque él no tiene parte ni heredad contigo
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.Og Leviten inden dine Porte må du ikke glemme; thi han har ikke Arvelod og Del som du.
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.Og levitten som bor hos dig, må du ikke glemme; for han har ingen del eller arv med dig.
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.Tu ne délaisseras point le Lévite qui sera dans tes portes, car il n`a ni part ni héritage avec toi.
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.und der Levit, der in deinem Tor ist (den sollst du nicht verlassen, denn er hat kein Teil noch Erbe mit dir).
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.И левита, который в жилищах твоих, не оставь, ибо нет ему части и удела с тобою.
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.и левитинът, който е отвътре портите ти; него да не пренебрегваш, защото той няма дял нито наследство с тебе.
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.והלוי אשר בשעריך לא תעזבנו כי אין לו חלק ונחלה עמך׃
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.واللاوي الذي في ابوابك لا تتركه لانه ليس له قسم ولا نصيب معك
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.住 在 你 城 裡 的 利 未 人 、 你 不 可 丟 棄 他 、 因 為 他 在 你 們 中 間 無 分 無 業
‹‹Kentlerinizde yaşayan Levilileri yüzüstü bırakmayın. Onların sizin gibi payları ve mülkleri yoktur.住 在 你 城裡 的 利未 人 、 你 不 可 丟棄 他 、 因為 他 在 你 們中間無 分無業
Krala, ‹‹Peygamber Natan geldi›› dediler. Natan kralın huzuruna çıkıp yüzüstü yere kapandı.혹이 왕께 고하여 가로되 선지자 나단이 여기 있나이다 하니 저가 왕 앞에 들어와서 얼굴을 땅에 대어 왕께 절하고
Krala, ‹‹Peygamber Natan geldi›› dediler. Natan kralın huzuruna çıkıp yüzüstü yere kapandı.Lalu raja diberitahukan tentang kedatangan Natan. Batsyeba keluar, dan Natan masuk, lalu sujud di depan raja
Krala, ‹‹Peygamber Natan geldi›› dediler. Natan kralın huzuruna çıkıp yüzüstü yere kapandı.И известявайки на царя, рекоха: Ето пророк Натан. И той, като влезе пред царя, поклони му се с лице до земята.
Krala, ‹‹Peygamber Natan geldi›› dediler. Natan kralın huzuruna çıkıp yüzüstü yere kapandı.И сказали царю, говоря: вот Нафан пророк. И вошел он к царю и поклонился царю лицем до земли.
Krala, ‹‹Peygamber Natan geldi›› dediler. Natan kralın huzuruna çıkıp yüzüstü yere kapandı.ויגידו למלך לאמר הנה נתן הנביא ויבא לפני המלך וישתחו למלך על אפיו ארצה׃
Krala, ‹‹Peygamber Natan geldi›› dediler. Natan kralın huzuruna çıkıp yüzüstü yere kapandı.فاخبروا الملك قائلين هوذا ناثان النبي. فدخل الى امام الملك وسجد للملك على وجهه الى الارض.
Krala, ‹‹Peygamber Natan geldi›› dediler. Natan kralın huzuruna çıkıp yüzüstü yere kapandı.有 人 奏 告 王 說 、 先 知 拿 單 來 了 . 拿 單 進 到 王 前 、 臉 伏 於 地
Krala, ‹‹Peygamber Natan geldi›› dediler. Natan kralın huzuruna çıkıp yüzüstü yere kapandı.有 人 奏告 王說 、 先知 拿 單來 了 . 拿 單進 到 王前 、 臉伏 於地
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.A keď to počuli učeníci, padli na svoju tvár a báli sa veľmi.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.All'udire ciò, i discepoli caddero con la faccia a terra e furono presi da grande timore
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Al oír esto, los discípulos se postraron sobre sus rostros y temieron en gran manera
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Bij het horen hiervan werden de discipelen zo bang dat zij zich plat op de grond lieten vallen.

İlgili Sayfalar