yüzüm ile cümle
yüzüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Hep elime yüzüme bulaştırıyorum!I always mess up! Huh?
Bunu yapma, benim yüzümden iki saat erken kalacaksın.Don't do that, you're going to get up 2 hours earlier because of me.
Ve işte yüzüme dikiş attılar.And so they sewed my face up.
O yüzden ben de yüzümdeki ince tüyleri koparmaya karar verdim.So what I decided to do is to pluck fine hair out of my face.
Cihazdaki video kamerayı kullanarak yüzümü takip ediyor.So he's actually using the video camera on the device to follow my face.
İlk olarak yüzümüzle başlayalım.İlk olarak yüzümüzle başlayalım.
Bu adımda aydınlatıcı kalem kullanarak yüzümüzü parlatacağız.Bu adımda aydınlatıcı kalem kullanarak yüzümüzü parlatacağız.
Bunu yüzümün yüksek bölgelerine süreceğim.Bunu yüzümün yüksek bölgelerine süreceğim.
Anladım, benim yüzümden kaybettin.So it was my fault.
Yüzüme bak.Look at me.
Çünkü yüzümü döndüğüm Sen'sin'Cause You're the One I turn to
Benim yüzümden kendini işe yaramaz hissetmesini istemem.I don't want him to feel awkward because of me.
Yüzümü yıkamadığım belli oluyor mu?Does it show that I haven't washed my face?
Benim yüzümden birçok insan sıkıntıya girdi.So many people are going through a tough time because of me.
Ama muhtemelen omuzları benim yüzümden ağırlaştı.But his shoulders are probably quite heavy because of me.
Yo. sanki benim yüzümden mi.. boyun kısacık oldu ?No. Yes, he is short, is that because of me?
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.So, if we're running at 25,000 miles per hour, the heat from friction would burn our faces off.
Başına benim yüzümden başka neler geleceğini kestiremiyorumI don't know what might happen because of me.
Parang Üniversitesi'ne benim yüzümden gittiğini mi söylüyorsun?You're going because of me? To Parang University?
Senin yüzünden değil, kendi yüzümden!It's not because of you, but because of me!
Bu aleti yüzüme giymek zorunda olmam beni endişelendirmişti.I was really concerned about having to wear this gadget on my face.
Oturur oturmaz yüzüme kan hücum ettiğini hissettim.I could barely drag myself from the stage to the taxicab.
"O benim yüzüm!""That's my face!"
Yine benim yüzümden çok uyuyamadı.Then again, he hasn't slept much because of me.
Tekerleklerin "vınnnn" sesini duyar, rüzgarı yüzümde hissederdim.Just being out on the street was exhilarating.
TV ise benden ayakta durmamı istedi böylece yüzümü görebileceklerdi.But for TV they wanted me to be upright so they could see my face, basically.
Benim yüzümden içi içini yemeyen biriyle... ...bu sorunu çözmem gerekiyor.Because I need to resolve this problem, with someone whose insides wouldn't churn because of me.
Bay Lu'nun başına bunlar benim yüzümden geldi,If something happened to Mr. Lu
Bu yüzden benim yüzümden servetini... ...kaybettiği için benden nefret ettiğini sanıyordum.But because of me, all of his inheritance is being taken away. He must really hate me!
Ne yapsak? Bu kötü duruma benim yüzümden mi düştünüz yoksa?Oh dear, did I get you in trouble?
Öyle rastgele ürünleri yüzüme mi yapıştırayım?Randomly sticking and putting products on my face?
Ben onun yüzüne bakamadým ama... ...o benim yüzüme baktý.He looked at my face.
Sara, ‹‹Tanrı yüzümü güldürdü›› dedi, ‹‹Bunu duyan herkes benimle birlikte gülecek.Sarah said, "God has made me laugh. Everyone who hears will laugh with me."
Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.››He said, "You cannot see my face, for man may not see me and live."
Elimi kaldırdığımda, sırtımı göreceksin. Ama yüzüm görülmeyecek.››then I will take away my hand, and you will see my back; but my face shall not be seen."
Birkaç günlük ömrüm kalmadı mı? Beni rahat bırak da biraz yüzüm gülsün;Aren't my days few? Cease then. Leave me alone, that I may find a little comfort,
Ağlamaktan yüzüm kızardı, Gözlerimin altı morardı.My face is red with weeping. Deep darkness is on my eyelids.
‹‹Tanrı beni insanların diline düşürdü, Yüzüme tükürmekteler."But he has made me a byword of the people. They spit in my face.
Karanlık beni susturamadı, Yüzümü örten koyu karanlık.Because I was not cut off before the darkness, neither did he cover the thick darkness from my face.
Benden tiksiniyor, uzak duruyorlar, Yüzüme tükürmekten çekinmiyorlar.They abhor me, they stand aloof from me, and don't hesitate to spit in my face.
Ya RAB, içimden bir ses duydum: ‹‹Yüzümü ara!›› dedin, İşte yüzünü arıyorum.When you said, "Seek my face," my heart said to you, "I will seek your face, Yahweh."
Senin uğruna hakarete katlandım, Utanç kapladı yüzümü.Because for your sake, I have borne reproach. Shame has covered my face.
Seninle kanıt yarıştırmaya girerlerse şöyle söyle: "Ben yüzümü Allah'a teslim ettim.If they argue with you, say, “I have surrendered myself to God, and those who follow me.”
AB izlediği için değil, bizim yüzümüzden." dedi.Not because of the EU monitoring but because of us."
Luciç, "Tutuştuğumda kaskımı takmayı başardım ve bu da yüzümü kurtardı."As I was set on fire, I managed to put on my helmet, which saved my face.
Manuel Velasco Suárez, López Mateos'un şu sözlerini aktarır: "Hayat her açıdan yüzüme güldü.Manuel Velasco Suárez quotes him as saying, "In every way, life has smiled at me.
Kafam bir juggernaut'un lastikleriyle aynı hizadaydı egzoz dumanı yüzüme fışkırdı.My head was on a level with the top of a juggernaut's tyres, the exhaust fumes blasted into my face.
Aluşta'dan esmiş rüzgarlar, Yüzüme geldi Çocukluğumun geçtiği yerler Gözüme geldiWinds blow from Alushta, Blow in my face, Eyes filled with tears In the land of the fathers
Nefesini yüzümde hissetmek her zaman benim için bir zevktir.' [1]It is ever my joy to feel thy breath upon my face.'[14]
Altın yüzüme bakma, çünkü demir bacaklarım var [1] ”Do not cast thy glance upon my golden face, for I have iron legs.[57]
Kimseyi incitmedim... Auschwitz'de kimse benim yüzümden ölmedi." dedi.I didn’t hurt anybody… and neither did anyone die at Auschwitz because of me.”
Yüzümü doğa bilimlerine çevirdi."It set my face towards natural science."
Yüzüm sarkıyor, göğüslerim sarkıyor.My face is sagging, my boobs are sagging.
Talih yüzümüze güldü en sonunda.Schlussendlich lachte uns das Glück.
Benim yüzümden kaybetmeyelim diye dua ediyorum.Demütig baten wir Ihn, unsere Mängel von uns zu nehmen.
Annem önce bir hafta yüzüme bakmadı.Vor neun Jahren hatte er die Mutter das letzte Mal gesehen.
Onlar, "Sen yüzümüzü ağarmadın mı?Haben wir nicht in deinem Namen viele Wunder getan?“.
Ayrılışınızı benim yüzümden geciktirmeyin.Ne retardez pas votre départ à cause de moi.
Yüzümü görünce, ağlamaya başladı.Quand elle a vu mon visage, elle s'est mise à pleurer.
Bu benim; ve kendi iç yüzümü 18 Kasım'da insanlarla paylaşacak olmaktan mutluluk duyuyorum.C'est moi et je suis très heureuse de le partager avec le monde le 18 novembre. ».