yüzü ile cümle

yüzü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bebeğin sevimli bir yüzü var.The baby has a cute face.
Ormanlar dünya yüzünün %9.4'ünü kaplar.Forests cover around 9.4% of the earth's surface.
O yüzük gerçek altından mı yapılmıştır?Is that ring made of real gold?
Gök yüzündeki yıldızların sayısı belirsizdir.The number of stars in the sky is infinite.
Tom'un yüzü pürüzlü, çünkü onun tıraş olmaya ihtiyacı var.Tom's face feels rough because he needs to shave.
Mary bebeğinin sevimli, yuvarlak yüzünü çok seviyor.Mary adores her baby's cute, round face.
Patronumun yüzündeki ifade sertti.The look on my boss's face was severe.
Mutluluktan yüzü parlıyordu.His face was enlightened by happiness.
Yüzü mutluluktan aydınlandı.Her face was enlightened by happiness.
Kız arkadaşının başka bir erkeği öptüğünü gördüğünde onun yüzü daha sinirli oldu.His face grew angrier when he saw his girlfriend kiss another guy.
İyi bir antrenörle, yüzücü mutlaka kazanır.With a good trainer, the swimmer is bound to win.
Bir daha senin yüzünü görmek istemiyorum.I don't want to see your face ever again.
O, o kadar sinirlendi ki onun yüzüne elinin tersiyle şiddetle vurdu.She got so angry that she belted him in the face with the back of her hand.
Yüzünde garip bir görünüm vardı.She had a strange look on her face.
Onun seks skandalı serpintisi sırasında yüzünü korumak için saçma bir girişimde bulundu.He made a farcical attempt to save face during the fallout of his sex scandal.
O soğuk yüzünden titriyor.He’s shivering because of the cold.
Senin yüzünü hatırlıyorum ama senin adını hatırlamıyorum.I remember your face, but I don't remember your name.
Onun yüzünü hatırlıyorum ama onun adını hatırlamıyorum.I remember her face, but I don't remember her name.
Senin yüzünden ben bir sakatım!It's because of you that I'm a cripple!
Onun yüzüne bir tokat attı.She gave him a slap in the face.
Onun yüzünde neredeyse hiç renk yoktu.There was almost no color in his face.
Yüzünü kara çıkarmayacağım.I won't let you down.
Bana gerçek yüzünü göster.Show me your true face.
O, yüzünü bir mendille kapadı ve ağladı da!He covered his face with the handkerchief and cried as well!
Yüzünde bir gülümseme ile ona yaklaştı.She approached him with a smile on her face.
O onun pahalı bir nişan yüzüğü almasını istemiyor.She doesn't want him to buy an expensive engagement ring.
O, yüzünde bir tebessümle ona baktı.She looked at him with a smile on her face.
O, onu ona elmas bir yüzük alması için ikna etti.She talked him into buying her a diamond ring.
O, onun yüzüşünü izledi.She watched him swim.
Yüzüstü uzanın.Lie on your stomach.
Uçak kötü hava yüzünden iki saat ertelendi.The plane was delayed for two hours on account of the bad weather.
Kötü hava yüzünden, uçağın kalkışı iki saat ertelendi.Because of the bad weather, the plane's departure was delayed by two hours.
Onun yüzü kızarmıştı.His face was red.
Onun yüzünde bir gülümseme vardı.He had a smile on his face.
Yüzü öfkeden kıpkırmızıydı.Her face was bright red with anger.
O benim yüzüme yalan söyledi.He lied to my face.
Nasıl yüzüleceğini her zaman öğrenmek istedim.I've always wanted to learn how to swim.
Senin yüzünden geç kaldık.It's because of you that we were late.
Oyuncuların çoğu grip yüzünden keyifsiz oldukları için koç oyunu iptal etti.The coach called off the game because many of the players were down with the flu.
Bu kızın güzel bir yüzü var. Kalbim ona bakmaktan erir.This girl has a pretty face. My heart melts from looking at it.
Onun yüzüne bağırdığını görmekten hoşlanmıyorum.I don't like to see you shouting in her face.
Yüzünüzdeki görüntüden, iyi haberiniz olduğunu söyleyebilirim.From the look on your face, I can tell that you have good news.
Sadece yüzüne bakarak iyi haberlerin olduğunu biliyoruz.Just by looking at your face, I know that you have good news.
O onun göz yaşlarını görmesin diye yüzünü geri çevirdi.She turned her face away so he wouldn't see her tears.
Tom'un yüzü kırmızı.Tom's face is red.
Tom yüzümü kara çıkardı.Tom let me down.
Tom üç yaşındayken nasıl yüzüleceğini öğrendi.Tom learned how to swim when he was three.
Tom, gribi yüzünden yatakta.Tom is in bed with the flu.
Tom çok hızlı bir yüzücüdür.Tom is a very fast swimmer.
Tom, iyi bir yüzücü.Tom is a good swimmer.
Tom'un yüzünde düşünceli bir bakış vardı.Tom had a thoughtful look on his face.
Tom soğuk yağmuru yüzünde hissetti.Tom felt the cold rain on his face.
Tom'un olanlar hakkında yüzüme karşı yalan söylediğine inanamıyorum.I can't believe Tom lied to my face about what happened.
Tom yüzünde bir tebessümle Mary ile konuşuyordu.Tom was talking to Mary with a smile on his face.
Tom Mary'ye yüzünü yıkamasını söyledi.Tom told Mary to wash her face.
Tom Mary'ye bir elmas yüzük vermemeliydi.Tom shouldn't have given Mary a diamond ring.
Tom Mary'nin parmağına elmas bir yüzük taktı.Tom put a diamond ring on Mary's finger.
Tom yüzümü kara çıkardı ve ayrıca Mary'nin yüzünü de kara çıkardıTom let me down and he also let Mary down.
Tom Mary'den daha iyi bir yüzücüdür.Tom is a better swimmer than Mary is.
Tom Mary'nin yüzünü asla görmek istemiyor.Tom doesn't want to see Mary's face ever again.

İlgili Sayfalar