yüzü ile cümle

yüzü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary için pahalı bir nişan yüzüğü almak istemiyor.Tom doesn't want to buy an expensive engagement ring for Mary.
Tom Mary'nin yüzündeki görüntüye bakarak onun çok heyecanlı olduğunu söyleyebiliyordu.Tom could tell by the look on Mary's face that she was very excited.
Tom, Mary'yi ona özür dilemek için aradı fakat o onun yüzüne kapadı.Tom called Mary to apologize to her, but she hung up on him.
Sadece Tom ve Mary hikayenin iç yüzünü bilir.Only Tom and Mary know the inside story.
Tom'un yüzünde bir haftalık sakalı vardı.Tom had a week's worth of beard on his face.
Onun yüzünde asla herhangi bir duygu göremezsin.You can never see any emotions on his face.
Onun hayal edebileceğinden daha değerli bir yüzüğü var.She has a ring worth more than she can imagine.
Tom nişan yüzüğünü Mary'nin parmağına taktı.Tom put the engagement ring on Mary's finger.
Tom'un köpeği oldukça iyi bir yüzücü.Tom's dog is a pretty good swimmer.
Tom evlendi fakat bir yüzük takmadı.Tom was married, but he didn't wear a ring.
Tom nikah yüzüğünü çıkardı.Tom took off his wedding ring.
Tom kapıyı Mary'nin yüzüne çarptı.Tom slammed the door in Mary's face.
Tom'un sonuçta Mary'ye elmas bir yüzük alması için yeterli parası olmalıydı.Tom should eventually have enough money to buy Mary a diamond ring.
Tom Mary'nin ondan daha iyi bir yüzücü olduğunu onaylamak için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to acknowledge that Mary is a better swimmer than he is.
Tom'un yüzünde bir şeyi var.Tom has something on his face.
Tom'un yüzünde korkmuş bir görünüm vardı.Tom had a scared look on his face.
Tom Mary'ye bir nişan yüzüğü verdi.Tom gave Mary an engagement ring.
Tom havluyla yüzünü kuruladı.Tom dried his face with a towel.
Tom Mary'nin yüzünü kara çıkarmak istemiyor.Tom doesn't want to let Mary down.
Tom'un ortaya çıkmaya yüzü yoktu.Tom didn't have the nerve to show up.
Tom'un ortaya çıkmamaya yüzü yoktu.Tom didn't have the nerve to not show up.
Tom'un Mary'ye köpeğine ne olduğunu söyleyecek yüzü yoktu.Tom didn't have the heart to tell Mary what had happened to her dog.
Tom'un Mary'nin ricasını reddedecek yüzü yoktu.Tom didn't have the heart to refuse Mary's request.
Tom onun partide eğlendiğini Mary'nin yüzüne gülümsemeyle söyleyebildi.Tom could tell by the smile on Mary's face that she had had a good time at the party.
Tom yüzüğünü parmağından çıkaramıyor.Tom can't get his ring off his finger.
Tom dişlerini fırçaladı ve yüzünü yıkadı.Tom brushed his teeth and washed his face.
Tom büyükbabasından miras kalan parayla Mary için bir nişan yüzüğü aldı.Tom bought an engagement ring for Mary with money he inherited from his grandfather.
Bütün bu gürültü yüzünden uyuyamıyorum.I can't sleep with all this noise.
Yüzü annesininkine benziyor.Her face resembles her mother's.
Sıcak güneş yüzünden, yorulmuşlardı.Because of the hot sun, they were tired.
Onun yüzünde kalan üzüntü işaretini gördüm.I saw the mark of sadness that had remained on her face.
Üzüntüsü onun yüzünün her yerine yazılmıştı.His sorrow was written all over his face.
Arkadaşım bir yara yüzünden öldü.My friend died from an injury.
Fakat ablam nasıl yüzüleceğini oldukça iyi bilir.But my older sister knows how to swim quite well.
Yüzüğünü çıkardı ve ona fırlattı.She took her ring off and threw it at him.
Tom yüzünde bir tebessümle bardan çıktı.Tom walked out of the bar with a smile on his face.
Tom onun yüzüne su sıçrattı.Tom splashed water on his face.
Tom Mary'nin yüzüne yumruk attı.Tom punched Mary in the face.
Oğlan arkadaşlarıyla birlikte yüzüyor.The boy swims with his friends.
Hızlı bir yüzücüyüm.I am a fast swimmer.
Oyun yüzünden hepimiz hayal kırıklığına uğradık.We were all disappointed by the game.
Uzaktan bakıldığında, bu taş bir kişinin yüzü gibi görünüyor.From a distance, that stone looks like a person's face.
Ona şarkı söylerken onun yüzü kızardı.Her face reddened as he sang to her.
Ölümün yüzü karşısında güçsüzdü.He was powerless in the face of death.
Birkaç gün önce yaptığın gibi yüzümü kara çıkarma.Don't let me down like you did the other day.
Yüzüncü doğum gününden birkaç gün önce vefat etti.He passed away several days before his hundredth birthday.
O sonuçlar yüzünden hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed with those results.
Yüzüm üzerinde yatarak uyudum.I slept lying on my face.
Yüzüm üzerinde uzanarak uyudum.I slept lying on my face.
Hızla kalktı, yüzüne soğuk su sıçrattı, dişlerini fırçaladı ve tıraş oldu.He got up quickly, splashed cold water on his face, brushed his teeth and shaved.
Onun yüzündeki ifadeden kafam karıştı.I was confused by the expression on her face.
O güzel bir yüzük.That's a nice ring.
Onun kötü yüzü beni biraz bile korkutmuyor.His bad face doesn't scare me even a bit.
Onun kötü yüzü beni bir parça bile korkutmuyor.Her bad face doesn't scare me even a bit.
Onun iğrenç yüzü beni biraz bile korkutmadı.His nasty face doesn't scare me even a bit.
Uçak kötü hava yüzünden geç kaldı.The plane was late due to bad weather.
Linda babasının ani hastalığı yüzünden üniversiteden geri çağrıldı.Linda was called back from college because of her father's sudden illness.
Mary'nin gülümseyen yüzü onun mutlu olduğunu gösterdi.Mary's smiling face showed that she was happy.
Mary'nin gülümseyen yüzü herkesin onun mutlu olduğunu bilmesine izin verdi.Mary's smiling face let everyone know that she was happy.
Onu yüzüne gözüne bulaştırdın.I made a mess of it.

İlgili Sayfalar