yüzü ile cümle
yüzü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Babam işleri yüzünden gelemedi ve anne,m de babamı yalnız bırakamayacağını söyledi.Dad couldn't come because of work and mom said she couldn't leave dad alone.
"Erkeklerin sağlığınının yüzünü değiştirmek""Changing the face of men's health."
Sadece koşullanma yüzünden devam etmek gibi.It's like just going along because of conditioning.
Ve birbirlerinin yüzünü görecek şekilde çember etrafında oturuyorlar. -And they all sit in a circle like this, so that they can all look at each other.
Yüzü düştü!It's a face-off. [laughs]
Her yıl ABD'de sigara yüzünden 400,000 kişi ölüyor.More than 400,000 people die in the United States every year from smoking cigarettes.
Oh, yüzüne bir bakin...Oh, just look at his face! He had a sense of nobility flowing out of him!
Bunlar deniz üstünde yüzüyorlar fakat ne yazık ki depozito yasası altında geri döndürülemiyorlar.They will float in seawater, but unfortunately do not get recycled under the bottle bills.
"Duruşum yüzünden. "Sırtımı hep dik tutar ve yaşlı insanların çıkardığı sesleri çıkarmam."My back is always straight, and I don't make old people's noises."
Kadının yüzü karpuz gibi şişmiş vaziyette.The woman's face looks like a watermelon.
O en güzel bir yüzü var kadın ve çoğunun aklına erkekler.She has the face of the most beautiful of women, and the mind of the most resolute of men.
Ben düştüm, ileri atıldı çırptı benim yüzüme el ve acıklı oldu gözlük.I rushed forward, fell down, clapped my hand to my face, and became a piteous spectacle.
"Kıymetli Seung Jo'm, seni seviyorum" ( yüzüklerin efendisindeki tiplemeden )"My precious Seung Jo, I love you."
Bu şanssız arkadaşınız yüzünden, siz de bir sürü çile çekiyorsunuz.Because of this unlucky friend, you guys are suffering a lot.
Derslerde iyisin, yakışıklı bir yüzün var ve uzunsun...Because you're good at studying, you have a handsome face, and you're tall...
Amerika'da yarasalar rüzgar çiftliklerinin cazibesine kapılmaları yüzünden de tehdit altındalar.Bats are also threatened in the U.S. by their attraction to wind farms.
Yaşasaydı onu tekrar savaşları yüzünden kavga olmalıdır.If he had lived I should have made him fight his battles over again.
Ve bu sadece yüzünüzde sivilce değil.And it's not just the pimples on your face.
Gözlerinizi kısarsanız hala yüzü görebilirsiniz.If you squint, you can still see the face.
Ve tabi, gülen yüzler. Her tür yüzü görmek kolaydır.And of course, happy faces, faces of all kinds are easy to see.
İşte burada Mars'taki gülen yüzü görebilirsiniz.(Laughter)
Kibirim ve egom yüzündendi...It was my pride, it was my ego...
Şeklini ve okyanus yüzüşü için kuvvetlendirilmiş aerodinamik dizaynını görebilirsinizYou can see in its shape and its streamlined design it's powered for ocean swimming.
Kendi alanlarında, okyanusta durmadan yüzüp duruyorlar.They're flying through their space, ocean space.
Körfezdeydim, yüzüyordum ve tabanda küçük bir ahtapod gördüm.I was in the gulf, and I was swimming around and saw a little octopus on the bottom.
Şimdi bu yüz ve şu yüzün alanını bulmamız gerekiyor. -And let me do it in a brown, maybe.
Küpün alt yüzündeki köşegen.So the diagonal of the bottom face of this cube.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Then there was a ring at the door of the apartment.
O er Grete yüzü bahar.He would sooner spring into Grete's face.
Yüzü cam yaralı Gregor kıymık aşındırıcı, bazı ilaç veya diğer onun üzerine damladı.A splinter of glass wounded Gregor in the face, some corrosive medicine or other dripped over him.
"Anne bayıldı, ama o gidiyor: o yüzünü babasının göğüs içine bastırıyordu şimdi daha iyi."Mother fainted, but she's getting better now.
Yüzü yan döndü, onu dikkatle ve ne yazık ki skor takip bakışları.Her face was turned to the side, her gaze followed the score intently and sadly.
O hiç uyumadım sanki O tamamen giyinik; onu beyaz yüzü görünüyor olduğunu göstermektedir.She was fully clothed, as if she had not slept at all; her white face also seem to indicate that.
Şimdi ve daha sonra Grete babasının kolunu üzerine yüzünü bastırdı.Now and then Grete pressed her face onto her father's arm.
Geçen bir kaç yıl içinde, bu gibi trajediler yüzünden çok acı çektik.We've endured too many of these tragedies in the past few years.
Yedinin yüzüncü kuvvetini bilgisayar kullanmadan bulmak çok zor olurdu.It would be very hard without a computer to figure out what seven to the one hundredth power is.
Şu çeşitliliği bir düşünün: bir bebeğin yüzü,I mean just think of the sheer variety -- a baby's face,
Görebiliyor musunuz bilmiyorum ama yüzümdeki tüm kiri ve yağı emdi.I don't know if you can see but it picked up all of the oil on my face and the dirt
Onlar büyük ve korkmuş olduklarını ve adil bir çocuk memurunun yüzüne yalvarırcasına kaldırdı.They were large and scared and lifted imploringly to the fair boy officer's face.
Martha yüzü oldukça yaktırır.Martha's face quite lighted up.
Mary yüzünü yaktı.Mary's face lighted up.
Aniden durdu ve onu istekli yüzüne merakla baktı.He stopped suddenly and looked curiously at her eager face.
Mistress Mary yüzünü kırmızı büyümeye hissettim.Mistress Mary felt her face grow red.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.He had a wide, red, curving mouth and his smile spread all over his face.
Dickon, yüzünde tuhaf bir, neredeyse acımaktı, görünüm ile onu izledi.Dickon followed her with a queer, almost pitying, look on his face.
Gördüğünüz üzere, cinsel saldırıların yüzde yüzünün tek nedeni kadınlar.As you can see, women are the leading cause of 100% of all sexual assaults.
Yüzümü kaybedebilirdim.And I would have lost my face.
Yüzümü kaybettim.I lost my face.
Erkek bir yüzük alır kadın bir elbise.He buys a ring, she buys a dress.
Yüzünde bir şey var.There's something on your face.
Bütün gün sadece oturup çalışmam yüzünden.It's cause I just sit and study all day.
Böyle bir yüzü unutmak zor.Hard to forget a face like that.
Bir hindistan cevizi yüzünden ölmeniz bir köpek balığı yüzünden ölmenizden daha mümkün.Coconuts! You can get killed by a coconut more likely than killed by a shark.
Düz zemini buluncaya kadar karşısına çıkan her yoldan aşağı doğru yüzüyor.He's swimming down every avenue until he finally gets to the platform.
Bunun yüzünden.Because of this.
Alerjin yüzünden mümkün olmayacağını düşünmüştüm.I thought it wouldn't be possible because of your allergies.
Kang Hwi oppa'nın yüzünü her gün görüyorsun. Nasıl bunun hakkında hiç bir şey söylemezsin?You see Kang Hwi oppa's face every day.<br />How could you not say a word about it?
Saat yüzünden bir oraya bir buraya koşuşturuyordum.I was running around because of the watch.
Bak sana!<br />Yuzun kirmizi oldu!Look at you! Your face has become red!
Bizim Man Ok senin yüzünden duygusal acı da ne kadar cekti biliyor musun?Do you know how much our Man Ok suffered emotionally because of you?