yüzü ile cümle

yüzü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'un yüzündeki görünüşü asla unutmayacağım.I'll never forget the look on Tom's face.
Onun yüzündeki görünüşü asla unutmayacağım.I'll never forget the look on his face.
Harvard'ı kazandığını ona söylediğimde Tom'un yüzündeki ifadeyi asla unutmayacağım.I'll never forget the look on Tom's face when I told him he had gotten into Harvard.
Ona ilk kez sarıldığımda Tom'un yüzündeki ifadeyi asla unutmayacağım.I'll never forget the look on Tom's face the first time I hugged him.
İlk kez bir ata bindiğinde Tom'un yüzündeki ifadeyi asla unutmayacağım.I'll never forget the look on Tom's face the first time he rode a horse.
Şimdi onun yüzünde bir gülümseme var.There is a smile on her face now.
Tom doğruca yüzüme bakamadı.Tom couldn't look me straight in the face.
Tom birinci sınıf bir yüzücü.Tom is a top-notch swimmer.
Tom'un yüzündeki ifadeyi gördün mü?Did you see the look on Tom's face?
Mary saçını yüzünden itti.Mary pushed her hair away from her face.
Mary'nin doğum günü için yaptığı pastayı gördüğünde Tom'un yüzü aydınlandı.Tom's face lit up when he saw the cake Mary had made for his birthday.
Yoğun trafik yüzünden geç kaldım.I was late because of the heavy traffic.
Ixtli'nin güzel bir yüzü var.Ixtli has a lovely face.
Onun yüzü açıkça minnettarlık gösteriyor.His face clearly shows gratitude.
Rüzgârın yüzüme vurduğunu hissettim.I felt the wind blowing on my face.
Yüzüme vuran rüzgarı hissettim.I felt the wind blowing on my face.
Tom Mary için bir elmas yüzük aldığını hiç kimseye söylemedi.Tom didn't tell anyone that he'd bought a diamond ring for Mary.
Benim yüzümden istifa etmeni istemiyorum.I don't want you to quit because of me.
Ilık su ve sabunla yüzünü yıka.Wash your face with warm water and soap.
Tom'un yüzünde bir çaresizlik görüntüsü vardı.Tom had a look of desperation on his face.
Bu benim yüzümden, değil mi?It's because of me, isn't it?
Açık hava konseri yağmur yüzünden iptal oldu.The open-air concert was cancelled because of the rain.
Tom yatakta yüzükoyun uzanıyor.Tom is lying face down on the bed.
Tom biraz yüzü kızarmış görünüyor.Tom looks a little flushed.
Tom'un yüzü soldu.Tom's face paled.
Yüzünü görmeliydin.You should've seen your face.
Yüzünde yiyecek var.You've got food on your face.
Yüzündeki ifadeyi görmeliydin.You should've seen the look on your face.
Cookie, Tom'un yüzünü yaladı.Cookie licked Tom's face.
Tom, Mary'nin yüzündeki şaşkınlığı gördü.Tom saw the surprise on Mary's face.
Tom, Mary'nin yüzüne baktı.Tom looked up into Mary's face.
Tom yüzünü kurulamayı bitirdi.Tom finished drying his face.
Tom'un yüzünde hafif bir gülümseme vardı.Tom had a slight smile on his face.
O yüzü tanıdığımı biliyordum.I knew I recognized that face.
Ben sadece senin güzel bir yüzün olmadığını biliyordum.I knew you weren't just a pretty face.
Tom'un yüzü onun şaşkınlığını gösterdi.Tom's face showed his surprise.
Tom'un yüzü onun rahatlamasını gösterdi.Tom's face showed his relief.
Tom bir halı üzerinde yüzükoyun uzanıyor.Tom is lying face down on a rug.
Tom'un yüzü aniden ifadesizleşti.Tom's face suddenly went blank.
Yüzüne bakılmayacak kadar suçlusun.You're guilty as sin.
Tom uzun mesafe yüzücüsü bir şampiyondu.Tom was a champion long-distance swimmer.
Tom'un cansız bedeni su üzerinde yüzüyordu.Tom's lifeless body floated on the water.
Tom yüzünü ellerine gömdü.Tom buried his face in his hands.
Tom'un yüzü cama yansıyor.Tom's face is reflected in the glass.
Tom hafifçe yüzünü buruşturdu.Tom winced slightly.
Tom bizi yüzüstü bıraktı.Tom left us high and dry.
İlginç bir yüzün yok mu?Don't you have an interesting face?
Kendi yüzün hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of your own face?
Tom'un yüzüne bak.Look at Tom's face.
Mary herkese nişan yüzüğünü göstermek için elini uzattı.Mary held out her hand to show everybody her engagement ring.
Yüzüğümü bana geri ver.Give me back my ring.
Asla yüzünü tekrar görmek istemiyorum.I never want to see your face again.
Tom bana beni asla yüzüstü bırakmayacağını söyledi.Tom told me that he'd never let me down.
Onlar çok pahalı yüzükler takıyor.They're wearing very expensive rings.
Yüzünü hatırlıyorum, ama onun adını hatırlamıyorum.I remember his face, but I don't remember his name.
Yüzüm civardaki en güzel yüz, değil mi?My face is the prettiest face around, isn't it?
Bütün ördek yavrularım gölde yüzüyor.All my ducklings are swimming in the lake.
Kırmızı gömlek yüzünden mi?Is it because of the red shirt?
"Sen çirkinsin." "Annen çirkin." "Annenin yüzü çirkin. ""You're ugly." "Your mom is ugly." "Your mom's face is ugly."
Yüzü kırmızıydı.Her face was red.

İlgili Sayfalar