yüzü ile cümle
yüzü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onlar çok hızlı yüzüyorlar.They swim very quickly.
Çok hızlı bir şekilde yüzüyorsun.You swim very quickly.
Tom, Mary'nin yüzünde bir şaşkınlık bakışı gördü.Tom saw a look of confusion on Mary's face.
Tom bir an için Mary'ye baktı ve sonra yüzünü yana çevirdi.Tom stared at Mary for a moment and then looked away.
Tom Mary'nin yüzüne duman üfledi.Tom blew smoke in Mary's face.
O gıdanın tadına baktı ve yüzünü buruşturdu.She tasted the food and grimaced.
Tom'un yüzünde bir kararlılık ifadesi vardı.Tom had a look of determination on his face.
Tom'un yüzü kirli.Tom's face is dirty.
Avcının yüzünü gördün mü?Did you see the shooter's face?
Düğün gününde Tom Mary'ye gerçek yüzünü gösterdi.On the wedding day itself, Tom showed Mary his true face.
Mary'den daha iyi yüzüyor.She swims better than Mary.
Yüzüne ne oldu?What happened to your face?
Yüzüğüne ne oldu?What happened to your ring?
Olanlar yüzünden şok olduk.We were shocked by what happened.
Yüzüğüme ne olduğunu bilmiyorum.I don't know what happened to my ring.
Bunu senin yüzünden yaptım.I did it on account of you.
Tom'un yüzünden bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down Tom's face.
Tom onun için aldığı yüzüğü Mary'ye verdi.Tom gave Mary the ring he'd bought for her.
Mary, Tom'un ona verdiği yüzüğe baktı.Mary looked at the ring Tom gave her.
Tom yüzüğü Mary'nin parmağına takmaya çalıştı, ancak o, ona izin vermedi.Tom tried to put the ring on Mary's finger, but she wouldn't let him.
Tom yüzüğü Mary'nin parmağına taktı.Tom put the ring on Mary's finger.
Bir nişan yüzüğü seçmeme yardım edebilir misin?Can you help me pick out an engagement ring?
Tom kendini kaybetti ve Konrad'ın yüzüne vurdu.Tom lost his temper and hit Konrad in the face.
Yüzün kızarıyor.Your face is getting red.
Tom'un yüzü bir çarşaf gibi beyazdı.Tom's face was as white as a sheet.
Tom'un yüzü tamamen morarmıştı.Tom's face was all black and blue.
Tom geçen hafta Mary'ye bir nişan yüzüğü verdi.Tom gave Mary an engagement ring last week.
Bu, anneannemin taktığı yüzük.This is a ring my grandmother wore.
Yüzü gözyaşlarıyla ıslaktı.Her face was wet with tears.
Tom'un yüzü gözyaşlarıyla ıslaktı.Tom's face was wet with tears.
Mary Tom'u ona pahalı bir elmas yüzük almaya ikna etti.Mary talked Tom into buying her an expensive diamond ring.
Şarkı söylerken yüzümü yıkarken bir sabun köpüğü yuttum.I swallowed a soap bubble when I was washing my face while singing.
Tom yüzüme güldü.Tom laughed in my face.
Hava yüzünden evde kaldım.I stayed home because of the weather.
Tom, yüzümü yıkamamı söyledi.Tom told me to wash my face.
Bunun iyi haber olmadığını yüzünden söyleyebilirim.I can tell from your face that it's not good news.
Tom'un yüzüne bakarak onun hayal kırıklığına uğradığını söyleyebilirsin.You could tell by the look on Tom's face that he was disappointed.
Bu başarısızlık senin yüzünden oldu.This failure occurred because of you.
Onun yüzü mutluluktan ışıl ışıldı.His face was radiant with happiness.
O, ırmakta yüzüyor.She is swimming in the river.
Bu mercan yüzüğü bit pazarından aldım.I bought this coral ring at the Flea Market.
O altın yüzük anneme aitti.That gold ring belonged to my mother.
Kitaplarınızda sayfa yüzü açın.Open your books to page one hundred.
Egzersiz için her hafta havuzda yüzüyorum.To exercise, I swim in the pool every week.
Tom bir soğuk algınlığı yüzünden yataktaydı.Tom was in bed with a cold.
Yüzümü kuruladım.I dried my face.
O yüzünü kuruttu ve saçını fırçaladı.She dried her face and brushed her hair.
Tom yapmadığı bir şey yüzünden hapiste.Tom is in prison for something he didn't do.
Tom kapıyı yüzüme kapattı.Tom slammed the door in my face.
Yüzüme su çarptım.I splashed my face with water.
Tom yüzüne su serpti.Tom splashed his face with water.
Tom'un yüzünde tam sol gözünün altında küçük bir yara var.There's a small scar on Tom's face just under his left eye.
Tom'un yüzünde çok büyük bir sırıtış vardı.Tom had a great big grin on his face.
Tom'un yüzünde büyük bir sırıtış vardı.Tom had a big grin on his face.
Yüzünden gözyaşları düşmeye başladı.Tears began to roll down her face.
Yüzüne soğuk rüzgar esti.The cold wind blew in her face.
Bunun iç yüzünü öğrenmeliyim.I need to get to the bottom of this.
Bana en çok ihtiyacı olduğu zaman Tom'u yüzüstü bıraktım.I let Tom down when he needed me most.
Tom'un telefonu yüzüme kapattığına inanamıyorum.I can't believe Tom hung up on me.
Küçük kız o kadar çok ağladı ki, yüzü gözyaşları ile örtüldü.The little girl cried so much that her face was awash with tears.