yürek ile cümle

yürek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O, yürek parçalayan bir hikaye idi.It was a heartbreaking story.
İyi yürekliliğinin oldukça farkındayım.I'm quite aware of your kindness.
Sanki yıllarca birbirlerini görmemişler gibi İki insan yürekten tokalaşıyorlardı.The two people were shaking hands heartily as if they had not seen each other for years.
Lütfen yürekten özürlerimizi kabul edin.Please accept our heartfelt apologies.
Ben sanatla yürekten ilgiliyim.I am deeply interested in art.
Ona yürekten teşekkür ettim.I thanked him from the bottom of my heart.
Tavsiyesi tekrar denemem için beni yüreklendirdi.His advice encouraged me to try it again.
Yürekten güldü.He laughed a hearty laugh.
O, onu yürekten seviyor.He loves her dearly.
Onlar ona yürekten hayrandır.They admire her deeply.
O konuklarını yürekten ağırladı.She gave her guests a hearty reception.
İki kişiydik ama tek yürektik.We were two, but only had one heart.
Sana yürekten âşığım.I'm deeply in love with you.
Tom, bir restoranda tek başına yemek yemenin yürek parçalayıcı olduğunu düşünmektedir.Tom thinks that eating at a restaurant by himself is pathetic.
Tom Mary'yi yürekten seviyor.Tom has a deep affection for Mary.
Bay Wood Linda'yı yürekten seviyordu.Mr. Wood loved Linda from the bottom of his heart.
Tom'un söylediği her şeye yürekten katılıyorum.I wholeheartedly agree with everything Tom said.
Arkadaşlarım Almanca öğrenmek için beni yüreklendirdi.My friends encouraged me to learn German.
Eğer yürekten dans edilirse herhangi bir dans güzel görünür.Any dance looks beautiful, if it's danced from the heart.
Tom yürekten güldü.Tom laughed heartily.
Sana yürekten bir özür borçluyum.I owe you a sincere apology.
Onu yürekten yapmıyorum.I'm not doing it wholeheartedly.
Açık yürekliliğin için sana teşekkür ederim.Thank you for your candor.
Tom altın yüreklidir.Tom has a heart of gold.
Tom oğlunu Fransızca öğrenmesi için yüreklendirdi.Tom encouraged his son to study French.
Yürekli misin?Are you courageous?
Yürekli değilim.I'm not courageous.
Tom öneriyi yürekten destekledi.Tom supported the proposal wholeheartedly.
Tom gerçekten yürekli, değil mi?Tom is really courageous, isn't he?
Tom oldukça açık yürekli.Tom is quite frank.
Tom çok açık yürekliydi.Tom was very frank.
Tom son derece açık yürekli.Tom is extremely outgoing.
Yürekten katılıyorum.I heartily agree.
Senin yürekliliğine hayranım.I admire your pluck.
Tom inanılmaz yürekliydi.Tom was amazingly courageous.
Dan katı yürekli görünmek istemiyor.Dan doesn't want to look heartless.
Dan, yürek parçalayan gerçekleri ortaya çıkardı.Dan revealed heartbreaking truths.
Tom, Harvard'a başvurmam için beni yüreklendirdi.Tom encouraged me to apply to Harvard.
Gününde gerçek bir yürek hoplatan olan, Omar Şerif 83 yaşında öldü.Omar Sharif, a real heart-throb in his day, died at the age of 83.
Tom'un yaptığını yapmak yürek isterdi.It took guts to do what Tom did.
Tom ve Mary çok arkadaş canlısı ve açık yüreklidirler.Tom and Mary are very friendly and outgoing.
Mültecilerin hikayeleri yürek parçalayıcıdır.The refugees' stories are heartbreaking.
O, yürek parçalayıcıydı.It was heartbreaking.
Ne yürek sızlatan bir hikâye!What a heartbreaking story!
Ne yürek parçalayan bir hikâye!What a heartbreaking story!
Ne yürek parçalayıcı bir hikâye!What a heartbreaking story!
Tutku yüreklerinde büyüdü.Passion grew in their hearts.
İyi yürekli kraliçe onu reddedemedi.The kind-hearted queen could not refuse her.
Başkanın yürekten konuşmayı öğrenmesi lazım.The president has to learn the speech by heart.
Hiç açık yürekli olmadım.I've never been outgoing.
Tom onun gözlerinin içine yürekten baktı.Tom stared deep into her eyes.
Ona yürekten katılıyorum.I agree wholeheartedly with that.
Bu gerçekten yürek sızlatıcı.This is really heartbreaking.
Tom yürekli biri değil.Tom is lacking in courage.
Tom nasıl bu kadar katı yürekli olabilir?How could Tom be so heartless?
Tom, Mary'yi anne ve babasına mektup yazması için yüreklendirdi.Tom encouraged Mary to write a letter to her parents.
Sami yüreksizdir.Sami was heartless.
Tom'da mangal gibi yürek var.Tom has balls of steel.
Bu yürek gerektirir.That takes guts.
Yaptığımız şeye yürekten inanıyoruz.We really believe in what we're doing.
İlgili Sayfalar