yürür ile cümle
yürür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek! Önlerini aydınlattıkça ışığında yürürler.The lightning terrifies them as if it were going to snatch away their eyesight from them.
Kendilerine her aydınlık sunduğunda, orada yürürler. Üzerlerine karanlık binince çakılıp kalırlar.When the lightning brightens their surroundings, they walk and when it is dark, they stand still.
Önlerini aydınlattıkça ışığında yürürler. Üzerlerine karanlık basınca da dikilir kalırlar.When the lightning brightens their surroundings, they walk and when it is dark, they stand still.
Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler.The sun cannot overtake the moon, nor can the night outpace the day: each floats in [its own] orbit.
Yürürlükteki sayfayı Babelfish ile çevirir. NameLanguage translation for the current page using Babelfish
Yürürlükteki sayfanın DOM ağacını gösterNameView the DOM tree of the current page
ABD, "Ukrayna Özgürlük Desteği Yasası" adında yeni bir yasayı dün yürürlüğe geçirdi.The United States enacted a new law yesterday called the “Ukraine Freedom Support Act.”
BM ve Kosova Hükümeti, Standartları Uygulama Planını Yürürlüğe KoyduUN, Kosovo Government Launch Standards Implementation Plan
Bu sınırlamalar Nisan ayında yürürlüğe girecek.These limits will go into effect in April.
Hırvatistan tarafından 2001 yılında onaylanan anlaşma 1 Temmuz'da yürürlüğe girdi.The treaty, ratified by Croatia in 2001, went into effect on 1 July.
ZERP 1 Ocak'ta yürürlüğe girdi. [Getty Images]The ZERP went into effect on January 1st. [Getty Images]
Yeni fiyatlar gelecek ay yürürlüğe girecek.The new prices will become effective next month.
İstatistikler, iç evlat edinmelerin yasağın yürürlüğe girmesinden bu yana arttığını gösteriyor.Statistics show that domestic adoptions have been on the rise since the ban went into effect.
Anlaşma sağlandığı takdirde yeni uygulamalar 1 Ocak 2008’de yürürlüğe girecek.Once an agreement is concluded, it would take effect on 1 January 2008.
Yeni yasanın ay sonuna kadar yürürlüğe girmesi bekleniyor.The new law is expected to take effect by the end of the month.
Atina Borsası, 2003 yılı başlarında yürürlüğe girecek yeni FTSE/ASE 140 Endeksini duyurdu.The Athens Stock Exchange announced the launch of its new FTSE/ASE 140 Index in early 2003.
1 Ocak 2006 itibariyle KDV sisteminin yürürlüğe girecek olması tipik sorunlardan biri.The introduction of VAT on 1 January 2006 is a case in point.
Ayrıca, bir yargı reformu stratejisinin üç ay içinde yürürlüğe konacağını da sözlerine ekledi.A judicial reform strategy would be in operation within three months, he added.
Sırbistan'da bu gibi bir programın kurulmasını öngören yasa 1 Ocak'ta yürürlüğe girdi.A law establishing such a programme in Serbia came into effect on 1 January.
Bir serbest ticaret bölgesinin belirlenebilmesi için ortak bir anlaşmanın yürürlüğe konması şart.Only with the adoption of a unified document can a free trade zone be legally defined.
Anlaşma, en az 12 Avro Bölgesi ülkesi tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek.It will enter into force once it has been ratified by at least 12 eurozone nations.
Bulgaristan yönergeyi 2004 yılında, Kıbrıs Rum Kesimi ise 2006 yılında yürürlüğe soktu.Bulgaria appears to have enacted it in 2004, Cyprus in 2006.
Paradias, "Bu tedbir yürürlüğe konamaz."This measure cannot be enforced.
Romanya Uluslararası Evlat Edinmeleri Kısıtlayan Yasayı Yürürlüğe SoktuRomania Implements Law Restricting International Adoptions
Romanya'da uluslararası evlat edinmelere kısıtlama getiren yasa 1 Ocak'ta yürürlüğe girdi.A law restricting international adoptions took effect in Romania on 1 January.
Anayasa reform anlaşmasının yürürlüğe girebilmesi için parlamento tarafından onaylanması gerekiyor.The constitutional reform agreement must be approved by parliament to become effective.
Reformların 2005 yılı sonuna kadar yürürlüğe girmesi gerekiyor.Reforms are supposed to be operational by the end of 2005.
Kimyasal Silahlar Konvansiyonu 1997 yılında yürürlüğe girdi.The Chemical Weapons Convention came into force in 1997.
Freedom House, "adli hakareti yeniden yürürlüğe koyan Anayasa Mahkemesi kararından" puan kırdı.Freedom House faulted it for "a Constitutional Court decision that re-instated criminal defamation".
Sırbistan'da Yeni Gümrük Yasası Yürürlüğe GirdiNew Customs Law Introduced in Serbia
Yasa, Bush'un Pazartesi günü onay vermesi sonrasında yürürlüğe girdi.It entered into force following Bush's approval on Monday.
Söz konusu karar, aylar önce yürürlüğe konmuştu.The decision was put into practice several months ago.
Hırvatistan, balıkçılık sahasının yürürlüğe girmesinden günler sonra İtalyan teknesine el koyduCroatia seizes Italian boat days after fishery zone comes into force
Her iki tasarı da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek.Both will come into force following approval by President Ahmet Necdet Sezer.
Anlaşma 1 Ocak'ta yürürlüğe girecek.The accords will come into force starting on 1 January.
İş dünyası haberlerinde ayrıca: Yunanistan'da yeni bir vergi yürürlüğe girdi.Also in business news: Greece levies a new tax and Serbia's raspberry farmers renew price protests.
Mehmeti: Bağımsız bir yargı bütçesine ilişkin yasa, Ocak ayından beri yürürlükte.Mehmeti: A law on an independent judiciary budget has been in force since January.
Sırbistan, ICTY ile işbirliği planını yürürlüğe koyma sözü verdiSerbia pledges to put ICTY co-operation plan into effect
Makedonya açık pazarlarda gıda güvenliğini yürürlüğe koyduMacedonia enforces food safety in open-air markets
Gerekli kanunlar yürürlükte olmakla birlikte, bunların yeterince uygulandıkları söylenemez.Even when regulations are in place, they are not being adequately implemented.
Karadağ’da Dokuz Yıllık Eğitim Yürürlüğe GiriyorNine-Year Schooling Comes to Montenegro
Belge 1 Ocak 2008'de yürürlüğe girecek.It will become effective as of January 1st, 2008.
Yasanın yürürlüğe girebilmesi için Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in de onayı gerekiyor.The legislation needs President Ahmet Necdet Sezer's approval to take effect.
Miçiç söz konusu uygulamanın suikastçiler yakalanana değin yürürlükte kalacağını söyledi.Micic said the state of emergency would remain in effect until the assassins are caught.
Başsavcı, bunun gerekli yasalar yürürlüğe girdikten sonra mümkün olacağını söyledi.Del Ponte suggested this could happen once the necessary laws are in place.
AB'nin 27 üyesinden herhangi birinin anlaşmayı onaylamaması halinde, anlaşma yürürlüğe giremiyor.If any of the 27 EU member states fails to ratify the treaty, it cannot enter into force.
Yeni yasanın yürürlüğe konması devlet idaresi için çetin bir görev olabilir.Enforcing the new law could be a tough task for state administration.
Ancak, yeni katı yönetmeliklerin yürürlüğe girmesiyle bu durum değişebilir.That could change, though, now that strict new regulations have gone into effect.
Bilindiği üzere Ticaret ve Ticari Konularla İlgili Geçici Anlaşma yürürlükte.As it is known, the Interim Agreement on Trade and Trade Issues is in force.
Meclisler 50 önerinin 40'ından fazlasını Mayıs ortasından önce yürürlüğe koydu.Parliaments adopted more than 40 of the 50 proposals by mid-May.
Bir yasa tasarısı, yürürlüğe konması pahalı olacağı için karar defterinde bekliyor.A draft law sits on the docket because it would be expensive to enact.
Bosna Hersek'te 1 Ocak'tan itibaren yeni bir gümrük tarifesi yürürlüğe girdi.A new customs tariff came into effect in Bosnia and Herzegovina (BiH) on 1 January.
Anlaşma, yürürlüğe girdiğinde Sırbistan ile 27 ülkeden oluşan blok arasındaki ticareti genişletecek.The accord will open up trade between Serbia and the 27-member bloc once it enters into force.
Hırvatistan için geçici bir vizesiz rejim halen yürürlükte bulunuyor.A provisional visa-free regime was already in force for Croatia.
Aralık 1997'den beri yürürlükte olan mevcut anlaşmanın süresi Kasım ayında sona erecek.The existing accord, which has been in force since December 1997, is set to expire in November.
Yasanın eski hâli yürürlükte olsaydı, bu iki kişinin iadesi olanaksız olacaktı.Under the original law, their extradition would have been impossible.
Priştine ile Belgrad arasında gümrük damgalarıyla ilgili yapılan anlaşma Cuma günü yürürlüğe girdi.On Friday, the agreement between Pristina and Belgrade on custom stamps entered into force.
Hükümetin kararı da uygun bir zamanda -yaz başlangıcından hemen önce- yürürlüğe giriyor.The government's decision is taking effect at an opportune time -- just before the start of summer.
STA, Arnavut ve Türk parlamentoları tarafından onaylanır onaylanmaz yürürlüğe girecek.The FTA will enter force immediately after being ratified by the Albanian and Turkish parliaments.
Arnavutluk'ta 1 Ocak itibarıyla yeni elektrik tarifeleri yürürlüğe girdi.New electricity tariffs took effect in Albania on 1 January.