yürür ile cümle
yürür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hindistan'da sokaktan aşağıya doğru yürürken, bir ilan panosu boyacısı gördüm.I was in India, and I was walking down the streets, and I saw a billboard painter.
Ayakta dururken, otururken yada yürürken çalabilirim. Ve biliyor musunuz?I can play from standing, sitting or walking.
Ortalama bir insan hayatı boyunca Dünya'nın çevresini üç kez dolaşacak kadar yürürThe average person walks the equivalent of three times around the world in a lifetime.
Uyuyan bir iksir; niyet olarak yürürlüğe giren, onu dövmeA sleeping potion; which so took effect As I intended, for it wrought on her
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?How would you walk?
Peki biz sadece iş ile yürürlüğe kez mesafe değiştirebilirsiniz.Well we can just replace force times distance with work.
Ama mahallede yürürken bazı ev numaralarının sırayla gitmediğini fark ettim." diyinceI noticed that the house numbers don't go in order."
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.I've heard this dress actually sort of sounds like wind chimes as they walk through.
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(forest sounds as the monk walks through it) Last week.
Ve eğer tekrar yürürsen, bu kapiler ve yürüme desteğiyle olacak." dedi.And if you walk again, it will be with calipers and a walking frame."
Sadece ABD içinde yürürlüğe kondu ve sadece Amerikan Doları için işlem gördü.It was introduced only in the United States. And it was introduced only for the U.S. dollars.
Avrupa'da benzer bir yasa yürürlüğe girmedi.In Europe, a similar legislation was not introduced.
"Her hayatta bir kere, bir zaman gelir, tek başımıza dışarıya ve ışığın içine yürürüz.""Once in every life, there comes a time, we walk out all alone, and into the light."
Kuzey Buz Okyanusu'nda kutup ayıları dümdüz çizgilerde yürürler.Polar bears on the Artic Ocean move in dead straight lines.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.When I walked across Afghanistan in the winter of 2001-2002, what I saw was scenes like this.
Aralarında yürürüm ve onları teşvik ederim,I walk around and encourage them,
Güzel gözler. - özellikle Hitler gençliği yürürken.Lovely eyes. - Especially when the Hitler Youth marches by.
Dışarı doğru yürür, yürür, yürür ve sonunda daha fazla dayanamaz.So he's walking out and walking out and walking out and he just can't resist.
Muhammed dağa havada yürür gibi süzülerek gelmemişti.Muhammad did not come floating off the mountain as though walking on air.
Gün doğana dek yürürsünüz.You're up all night.
Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Every six months we walk in different parts of the country.
Ve burada yapısal olmayan bir arazide yürürken görüyorsunuz.And here you can see that it's walking over unstructured terrain.
En iyi dansçılar gösterişli yürürler, en iyi kişilerle çıkarlar.Best dancer walks tall, gets the best date.
Her Pazartesi plajda yürür, iPod'umu takar ve... bende neyin yanlış olduğunu düşünürdüm.Every Monday I would walk on the beach, and put my iPod in, and... wonder what was wrong with me.
Ölümün gölgesi vadisinde ben yürürken bile böyle yapıyorum.Even though I walk through the valley of the shadow of death,
İşler böyle yürür.That's how business works.
Hemen hemen bütün kızların iç çamaşırları yağıyor, sokakta yürürken.It's practically raining women's undergarments when he walks down the street.
Ve yaklaşık 45 dakika sonra, sahil kenarında yürürken, bununla karşılaştım.And about 45 minutes later, walking along the beach, I came across this.
Penguenler komiktirler, iki ayakları üzerinde yürürler, Ve tabii ki çalışkandırlar,They're comical, they walk upright, and, of course, they're diligent.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.They grope in the dark without light. He makes them stagger like a drunken man.
Ayakları toprağı şiddetle eşer, Gücünden ötürü sevinçle coşar, Savaşçının üstüne yürür.He paws in the valley, and rejoices in his strength. He goes out to meet the armed men.
Ne mutlu sevinç çığlıkları atmasını bilen halka, ya RAB! Yüzünün ışığında yürürler.Blessed are the people who learn to acclaim you. They walk in the light of your presence, Yahweh.
Hiç haksızlık etmezler, Onun yolunda yürürler.Yes, they do nothing wrong. They walk in his ways.
Ayakların takılmadan yürür, Sürçmeden koşarsın.When you go, your steps will not be hampered. When you run, you will not stumble.
Korlar üzerinde yürür de, Ayakları kavrulmaz mı?Or can one walk on hot coals, and his feet not be scorched?
Doğruluk yolunda, Adaletin izinden yürürüm.I walk in the way of righteousness, in the midst of the paths of justice;
Köleleri at sırtında, Önderleri yerde köleler gibi yürürken gördüm.I have seen servants on horses, and princes walking like servants on the earth.
İki kişi anlaşmadan birlikte yürür mü?Do two walk together, unless they have agreed?
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Therefore even the first covenant has not been dedicated without blood.
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.If we say that we have fellowship with him, and walk in darkness, we lie, and do not the truth:
Dağlar bir yürüyüş yürür ki!..The mountains move and fly away,
Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür.The mountains move and fly away,
Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yürür.It is He who created night and day, the sun and the moon, revolving on its orbit.
Çakıp etraf aydınlandı mı yürürler, karanlıkta kaldılar mı dururlar.When it flashes forth they walk in its flare. When darkness returns they stand still.
Ve dağlar, yerlerinden oynayıp yürür.The mountains move and fly away,
Kendilerine her aydınlık sunduğunda, orada yürürler.When it flashes forth they walk in its flare.
Ve dağlar bir yürüyüşle yürür.The mountains move and fly away,
Dağlar yürüdükçe yürür.The mountains move and fly away,
Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar.When it flashes forth they walk in its flare. When darkness returns they stand still.
Dağlar da bir yürüyüş yürür.The mountains move and fly away,
Önlerini aydınlattı mı ışığında yürürler, (şimşek sönüp) karanlık çökünce de dikilir kalırlar.When it flashes forth they walk in its flare. When darkness returns they stand still.
Yürürken ölçülü, mûtedil yürü!Konuşurken sesini ayarla, bağırarak konuşma!Be moderate in your bearing, and keep your voice low.
Önlerini aydınlattıkça ışığında yürürler.When it flashes forth they walk in its flare.
Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan yasası budur.This hath been Allah's dispensation that hath- been in regard to His bondmen.
Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır.This hath been Allah's dispensation that hath- been in regard to His bondmen.
(Yoksa) Hükümdarın dininde (yürürlükteki kanuna göre) kardeşini (yanında) alıkoyamazdı.He could not take his brother by the law of the king (as a slave), except that Allah willed it.
Her biri bir yörüngede yürürler.They all float, each in an orbit.
Hakkı, onunla yürürlükten kaldırmak için, 'batıla-dayanarak' mücadeleye giriştiler.And they argued with falsehood, to defeat with it the truth.
Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi dört ayakla yürür.Some of them crawl on their bellies, and some walk on two feet, and others walk on four.
Her biri bir yörüngede yürür.Each of them is floating in its orbit.