yürür ile cümle

yürür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom, Mary'yi caddede yürürken gördü.Tom saw Mary walking down the street.
Karanlıktan sonra Boston'da yürürken güvende hissediyor musun?Do you feel safe walking in Boston after dark?
Tom ve Mary, nehir boyunca yürürken el ele tutuştu.Tom and Mary held hands as they walked along the river.
Tom ve Mary her zaman okula birlikte yürürler.Tom and Mary always walk to school together.
Tom okula yürürdü.Tom used to walk to school.
Tom nadiren her yere yürür.Tom seldom walks anywhere.
Tom herhangi bir yere nadiren yürür.Tom rarely walks anywhere.
Okula yürürdüm.I used to walk to school.
Ben her zaman eve yürürüm.I always walk home.
Vize yasağı yürürlükte olduğu sürece Boston'a gidemem.I cannot travel to Boston as long as the visa ban is in effect.
Yeni yasa aralık ayında yürürlüğe girecek.The new law will take effect in December.
Tom bazen işten eve yürür.Tom sometimes walks home from work.
Tom, Mary'yi sahilde yürürken gördü.Tom saw Mary walking on the beach.
Tom ve ben sık sık sahilde yürürüz.Tom and I often walk on the beach.
Tom çok nadiren bir yere yürür.Tom very seldom walks anywhere.
Tom yürürdü.Tom would've walked.
Tom ve Mary birlikte okula yürürler.Tom and Mary walk to school together.
Tom eve yürür.Tom walks home.
Tom genellikle eve yürür.Tom usually walks home.
Tom neredeyse her gün Mary ile eve yürür.Tom walks home with Mary almost every day.
Tom otobüsle okula gider, ancak genellikle eve yürür.Tom goes to school by bus, but he usually walks home.
Ben hep okula yürürdüm.I used to always walk to school.
Senin yaşındayken okula yürürdüm.I used to walk to school when I was your age.
Okula otobüsle gidebilmeme rağmen genellikle yürürüm.Even though I could take a bus to school, I usually walk.
Bazen okula otobüsle giderim, bazen de yürürüm.Sometimes I go to school by bus and sometimes I walk.
Tom ve Mary'yi birlikte yürürken gördüğümde Park caddesinde araba kullanıyordum.I was driving down Park Street when I saw Tom and Mary walking together.
Tom günde üç mil yürür.Tom walks three miles a day.
Tom'u sahile doğru yürürken gördüm.I saw Tom walking towards the beach.
Günaşırı yürür müsün?Do you walk every other day?
Gece geç saatte yürürken soyuldu.He was robbed while walking late at night.
Nehir boyunca yürürken ıslıkla bir şey çaldı.He whistled a tune as he walked along the river.
Günde yaklaşık on kilometre yürür.He walks about ten kilometers a day.
Tom çok yürür.Tom walks a lot.
Yürürken genelde yardımcı bir alet kullanıyor musunuz?Do you regularly use any assistive devices for walking?
Yürürken kısa sürede nefes darlığı hissediyor musunuz?Do you get short of breath easily when walking?
Alacakaranlıktan şafağa kadar yürürlükte olan bir sokağa çıkma yasağı var.There is a curfew in effect from dusk to dawn.
Pakistan'ın hijab'ı yasaklayan veya yürürlüğe koyan kanunları yoktur.Pakistan has no laws banning or enforcing the hijab.
(Okula her gün yürürüm/yürüyerek giderim.)I walk to school (regularly).
Yeltsin’in ekonomik reform programı 2 Ocak 1992 tarihinde yürürlüğe girer.Yeltsin's economic reform program took effect on January 2, 1992.
Bunun üzerine basarak yürürler.And They Shall Walk.
1872'de Boston'da sıkı bir şekilde yürürlüğe giren bir yapı kodu yoktu.In 1872, there was no strictly enforced building code in Boston.
Afrin Kantonu'nda, savunma yasası 19 Mayıs 2015'te yürürlüğe girdi.In Afrin Canton, the self-defense duty law was introduced in 19 May 2015.
Ukrayna için vize muafiyeti hakkı 11 Haziran 2017'de yürürlüğe girdi.The visa waiver for Ukraine took effect on 11 June 2017.
Fotoğraflarda en son Elm Sokağı'nda yürürken görülmektedir.She is last seen in photographs walking east on Elm Street.
Dört bacağı üzerinde yürür.He walks on four legs.
Yeni anayasa seçmenlerin %58,4'ü tarafından onaylandı ve 25 Aralık'ta yürürlüğe girdi.The new constitution was approved by 58.4% of voters, and came into force on 25 December.
Bart umutsuz bir şekilde yürür ve bilinçsizce, kendi kendine Fransızca konuşmaya başlar.Bart walks away, despairing over his own stupidity, then suddenly begins speaking French to himself.
Moe arkasını dönüp raylarda yürürken ikinci bir tren ona çarpar.As Moe turns and walks across the train track, a second train hits him.
Bu efendisinin önünde yürürken oldu.It happened as his master was marching in front of him.
1993 - Maastricht Antlaşması yürürlüğe girdi; Avrupa Birliği resmen kurulmuş oldu.1993 – The Maastricht Treaty takes effect, formally establishing the European Union.
Jaime I, Alfonso X ve Juan I, yasalar yürürlüğe sokup hakareti yasakladı.James I, Alfonso X and John I passed laws forbidding the use of this epithet.
2008'de eşcinsel evlilik Coquille Kâbilesince yasallaştırıldı ve yasa Mayıs 2009'da yürürlüğe girdi.In 2008 the Coquille Tribe legalized same-sex marriage, with the law going into effect in May 2009.
Bu anlaşmalar 1999 yılında imzalandı ve 2001 yılında yürürlüğe girdi.These agreements were signed in 1999 and took effect in 2001.
Antlaşma resmi olarak 10 Ekim 1963'te yürürlüğe girdi.The treaty formally went into effect on 10 October 1963.
Uzun bir süre işler böyle yürür.These things carried on like this for long time.
1844'te eyaletin ikinci anayasası kabul edildi ve yürürlüğe girdi.In 1844, the second state constitution was ratified and brought into effect.
Değişiklikler 17 Ekim 2004'te yürürlüğe girdi.The changes were implemented on October 17, 2004.
MÖ 342'de, iki kayda değer yasa yürürlüğe kondu.In 342 BC, two significant laws were passed.
Schengen Antlaşması yürürlüğe girdi.Schengen agreement signed.
Antlaşma ile kurulan Sovyet-Polonya sınırı II. Dünya Savaşı'na kadar yürürlükte kaldı.The Soviet-Polish borders established by the treaty remained in force until the Second World War.

İlgili Sayfalar