yürür ile cümle
yürür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.빛 없이 캄캄한 데를 더듬게 하시며 취한 사람 같이 비틀거리게 하시느니라
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Mereka meraba-raba di dalam kegelapan, dan terhuyung-huyung bagai orang mabuk minuman
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.No teniendo luz van palpando las tinieblas, y los hace tambalear como borrachos
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Tápajú vo tme a nemajú svetla, a pôsobí to, aby blúdili jako opilý.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.tipljejo po temi brez luči, in On dela, da se opotekajo kakor pijanci.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.unde bîjbăie prin întunerec, şi nu văd desluşit; El îi face să se clatine ca nişte oameni beţi.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.vanno a tastoni per le tenebre, senza luce, e barcollano come ubriachi
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Że macają w ciemnościach, gdzie nie masz światłości, a sprawuje, że błądzą jako pijani.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.ψηλαφωσιν εν σκοτει χωρις φωτος, και καμνει αυτους να παραφερωνται ως ο μεθυων.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.ощупью ходят они во тьме без света и шатаются, как пьяные.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Пипат в тъмнината без виделина, И прави ги да залитат като пиян.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.ימששו חשך ולא אור ויתעם כשכור׃
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.يتلمسون في الظلام وليس نور ويرنحهم مثل السكران
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.他 們 無 光 、 在 黑 暗 中 摸 索 、 又 使 他 們 東 倒 西 歪 、 像 醉 酒 的 人 一 樣
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.他 們無光 、 在 黑暗 中 摸索 、 又 使 他們東 倒 西 歪 、 像 醉酒 的 人 一 樣
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(Ääniä metsässä munkin kävelessä ohi) Viime viikko.
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta. Geçen yıl.(Waldgeräusche, als der Mönch hindurchgeht)
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(수도승이 숲을 걸어가는 소리) 지난 주,
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(odglosy lasu, przez ktory przechodzi mnich) Poprzedni tydzien
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(rumori della foresta al passare del monaco) La settimana scorsa.
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(sonidos del bosque mientras el monje camina) La semana pasada.
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(sons de la forêt pendant que le moine y marche) La semaine dernière
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(suara hutan ketika rahib berjalan) Minggu yang lalu.
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(Tiếng kêu của thú rừng) Tuần trước.
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.( zvuk lesa ktorým kráča mních ) Minulý týždeň.
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(ακούγεται το δάσος καθώς ο μοναχός το διασχίζει) Την περασμένη εβδομάδα.
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(звуки леса, когда монах идёт по нему ) На прошлой неделе.
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(чути звуки лісу коли монах гуляє у ньому) Минулого тижня.
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(קולות מן היער כשהנזיר פוסע בו) שבוע שעבר
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.(صوت الغابة و رجل الدين يمشي عليها) الاسبوع الماضي
(keşişin ormanda yürürken çıkardığı sesler) geçen hafta.先週に向き合い、 去年に向き合い、
Kızgın değilim. Keşke karşıma dikenli çalılar çıksa! Onların üzerine yürür, Tümünü ateşe verirdim.Io non sono in collera. Vi fossero rovi e pruni, io muoverei loro guerra, li brucerei tutti insieme
Kızgın değilim. Keşke karşıma dikenli çalılar çıksa! Onların üzerine yürür, Tümünü ateşe verirdim.포도원에 대하여 노함이 없나니 질려와 형극이 나를 대적하여 싸운다하자 내가 그것을 밟고 모아 불사르리라
Kızgın değilim. Keşke karşıma dikenli çalılar çıksa! Onların üzerine yürür, Tümünü ateşe verirdim.Nincsen haragom, de ha tövis és gaz jõ elém, csatára megyek ellene, és meggyújtom azt mind együtt;
Kızgın değilim. Keşke karşıma dikenli çalılar çıksa! Onların üzerine yürür, Tümünü ateşe verirdim.Prchlivosti při mně žádné není. Kdož mi dá bodlák a trn, abych proti ní válčil, a spálil ji docela?
Kızgın değilim. Keşke karşıma dikenli çalılar çıksa! Onların üzerine yürür, Tümünü ateşe verirdim.Vrede nærer jeg ikke. Fandt jeg kun Torn og Tidsel, gik jeg løs derpå i Kamp og satte det alt i Brand
Kızgın değilim. Keşke karşıma dikenli çalılar çıksa! Onların üzerine yürür, Tümünü ateşe verirdim.חמה אין לי מי יתנני שמיר שית במלחמה אפשעה בה אציתנה יחד׃
Kızgın değilim. Keşke karşıma dikenli çalılar çıksa! Onların üzerine yürür, Tümünü ateşe verirdim.ليس لي غيظ. ليت عليّ الشوك والحسك في القتال فاهجم عليها واحرقها معا.
Kızgın değilim. Keşke karşıma dikenli çalılar çıksa! Onların üzerine yürür, Tümünü ateşe verirdim.我 心 中 不 存 忿 怒 . 惟 願 荊 棘 蒺 藜 與 我 交 戰 、 我 就 勇 往 直 前 、 把 他 一 同 焚 燒
Kızgın değilim. Keşke karşıma dikenli çalılar çıksa! Onların üzerine yürür, Tümünü ateşe verirdim.我 心中 不 存 忿怒 . 惟願荊棘 蒺藜 與 我 交戰 、 我 就 勇往 直前 、 把 他 一同 焚燒
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.(105:9) Грозно рек морю Чермному, и оно иссохло; и провел их по безднам, как по суше;
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.A mustrat marea Roşie, şi ea s'a uscat; şi i -a trecut prin adîncuri ca printr'un pustiu.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Bo zgromił morze Czerwone, i wyschło, a przewiódł ich przez przepaści, jako przez puszczę.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Han näpste Röda havet, så att det blev torrt, och förde dem genom djupen såsom genom en öken.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Hän nuhteli Kaislamerta, ja se kuivui. Hän kuljetti heitä syvyyksissä niinkuin erämaassa.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.han trued det røde Hav, og det tørrede ud, han førte dem gennem Dybet som gennem en Ørk;
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Il menaça la mer Rouge, et elle se dessécha; Et il les fit marcher à travers les abîmes comme dans un désert.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.이에 홍해를 꾸짖으시니 곧 마르매 저희를 인도하여 바다 지나기를 광야를 지남 같게 하사
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Minacciò il mar Rosso e fu disseccato, li condusse tra i flutti come per un deserto
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Nebo přimluvil moři Rudému, a vyschlo; i provedl je skrze hlubiny, jako po poušti.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Ngài quở Biển đỏ , nó bèn khô ; Ngài dần Y-sơ-ra-ên đi ngang qua vực sâu như ngang đồng vắng .
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Ngài quở Biển đỏ, nó bèn khô; Ngài dần Y-sơ-ra-ên đi ngang qua vực sâu như ngang đồng vắng.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.og han truet det Røde Hav, og det blev tørt, og han lot dem gå gjennem dypene som i en ørken,
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Okríkol Červené more, a vyschlo, a previedol ich morskými hlbinami jako púšťou.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Pois repreendeu o Mar Vermelho e este se secou; e os fez caminhar pelos abismos como pelo deserto.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Rákiálta a veres tengerre és kiszáradt, s úgy vivé õket a mélységeken, mint egy síkon.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Reprendió al mar Rojo y lo secó; los hizo ir por los abismos, como por un desierto
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Und er schalt das Schilfmeer: da ward's trocken, und führte sie durch die Tiefen wie in einer Wüste
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Zapretil je Rdečemu morju, in posušilo se je, in peljal jih je skozi valove kakor po planjavi.
Kızıldenizi azarladı, kurudu deniz, Yürüdüler enginde Onun öncülüğünde, Çölde yürür gibi.Και επετιμησε την Ερυθραν θαλασσαν, και εξηρανθη και διεβιβασεν αυτους δια των αβυσσων ως δι' ερημου