yürür ile cümle
yürür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İşler böyle yürür.Έτσι λειτουργούν οι επιχειρήσεις.
İşler böyle yürür.Така действа бизнесът.
İşler böyle yürür.Так працює бізнес.
İşler böyle yürür.Так работает бизнес.
İşler böyle yürür.ככה עסקים פועלים.
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.Da Israels Konge en Dag gik oppe på Bymuren, råbte en Kvinde til ham: "Hjælp, Herre Konge!"
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.E sucedeu que, passando o rei de Israel pelo muro, uma mulher lhe gritou, dizendo: Acode-me, ó rei meu Senhor.
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.Et comme le roi passait sur la muraille, une femme lui cria: Sauve-moi, ô roi, mon seigneur!
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.In ko je kralj Izraelov šel mimo po zidovju, zavpije vanj žena in reče: Pomozi mi, gospod moj, kralj!
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.I přihodilo se, když král Izraelský šel po zdi, žena jedna zvolala k němu, řkuci: Spomoz mi, pane můj králi.
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.Ja kun Israelin kuningas käveli muurin päällä, huusi muuan vaimo hänelle ja sanoi: "Auta, herrani, kuningas".
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.이스라엘 왕이 성 위로 통과할 때에 한 여인이 외쳐 가로되 나의 주 왕이여 도우소서
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.Mentre il re di Israele passava sulle mura, una donna gli gridò contro: «Aiuto, mio signore re!»
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.Og da Israels konge engang gikk omkring på muren, ropte en kvinne til ham: Hjelp, herre konge!
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.Pada suatu kali ketika raja sedang berjalan di atas tembok kota, seorang wanita berseru, "Baginda, tolong!
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.Şi pe cînd trecea împăratul pe zid, o femeie i -a strigat: ,,Scapă-mă, împărate, domnul meu!``
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.Und da der König Israels an der Mauer einherging, schrie ihn ein Weib an und sprach: Hilf mir, Mein König!
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.И като заминаваше Израилевият цар по стената, една жена извика към него и каза: Помогни, господарю мой, царю!
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.Однажды царь Израильский проходил по стене, и женщина с воплемговорила ему: помоги, господин мой царь.
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.ויהי מלך ישראל עבר על החמה ואשה צעקה אליו לאמר הושיעה אדני המלך׃
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.وبينما كان ملك اسرائيل جائزا على السور صرخت امرأة اليه تقول خلّص يا سيدي الملك.
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.一 日 、 以 色 列 王 在 城 上 經 過 、 有 一 個 婦 人 向 他 呼 叫 說 、 我 主 、 我 王 阿 、 求 你 幫 助
İsrail Kralı surların üzerinde yürürken, bir kadın, ‹‹Efendim kral, bana yardım et!›› diye seslendi.一日 、 以色列 王在城 上 經過 、 有 一 個婦 人 向 他 呼叫說 、 我 主 、 我 王 阿 、 求 你 幫助
İsveç egemenliği altındayken konulan yasaların birçoğu yürürlükte kaldı.De flesta lagarna från den svenska tiden fortsatte att gälla.
İsveç egemenliği altındayken konulan yasaların birçoğu yürürlükte kaldı.La majeure partie des lois instaurées sous le joug suédois sont restées en vigueur.
İsveç egemenliği altındayken konulan yasaların birçoğu yürürlükte kaldı.Suurin osa Ruotsin vallan aikaisista laeista jäi voimaan.
İsveç egemenliği altındayken konulan yasaların birçoğu yürürlükte kaldı.Большинство прежних шведских законов оставалось в силе.
İsveç egemenliği altındayken konulan yasaların birçoğu yürürlükte kaldı.بقيت سارية المفعول معظم القوانين التي كانت سائدة فترة السيطرة السويدية.
"İt ürür, kervan yürür.""Câinii latră, caravana trece."
"İt ürür, kervan yürür.""Psy štekajú a karavána ide ďalej."
"İt ürür, kervan yürür.""Кучетата си лаят, керванът си върви."
"İt ürür, kervan yürür.""Собака гавкає, а караван продовжує йти".
"İt ürür, kervan yürür.""Собака лает, а караван идёт".
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.Asta e o poză pe care am făcut-o în 2005, mergând vinerea pe dealurile din Kabul.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.Dette er et billede jeg tog i 2005, gående på fredage over bakkerne i Kabul.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.Dieses Foto habe ich 2005 gemacht, als ich an einem Freitag über die Hügel von Kabul wanderte.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.Dit is een foto die ik in 2005 nam, toen ik op vrijdag over de heuvels van Kaboel wandelde.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.Esta es una foto que saqué en 2005 caminando un viernes por las colinas de Kabul.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.Gambar ini diambil pada tahun 2005, saat saya berjalan melalui bukit di Kabul pada hari Jumat.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.카불의 언덕에서 찍은 사진입니다.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.Tohle jsem vyfotografovala v roce 2005, při mých pátečních procházkách po Kábulských kopcích.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.To zdjęcie zrobiłam w 2005 r. podczas spaceru wzgórzami Kabulu.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.Una foto che ho scattato nel 2005 camminando un venerdì per le colline sopra Kabul.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.Voici une photo que j'ai prise en 2005, un vendredi que je marchais dans les collines de Kaboul.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.Това е снимка, която направих през 2005 година, докато се разхождах петъците по хълмовете в Кабул.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.Эту фотографию я сделала в 2005 году, когда гуляла по пятницам в окрестностях Кабула.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.בטיול בימי שישי בגבעות קאבול.
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.كنت أسير في إحدى تلال كابول في يوم جمعة
Kabil'de ki tepelerin üstünde yürürken.私にとって この写真は
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Aby šámali ve tmě bez světla. Summou, činí, aby bloudili jako opilý.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Chúng rờ đi trong tối tăm, không có sự sáng, Và Ngài làm cho họ đi ngả nghiêng như kẻ say.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Chúng rờ đi trong tối_tăm , không có sự sáng , Và_Ngài làm cho họ đi ngả_nghiêng như kẻ say .
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.daß sie in Finsternis tappen ohne Licht; und macht sie irre wie die Trunkenen.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.De famla i mörkret och hava intet ljus, han kommer dem att ragla såsom druckna.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.de famler i Mørke uden Lys og raver omkring som drukne.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.de famler i mørke uten lys, og han lar dem rave likesom drukne.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Eles andam nas trevas �s apalpadelas, sem luz, e ele os faz cambalear como um ébrio.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.És világtalan setétben tapogatóznak, és tántorognak, mint a részeg.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.He haparoivat pimeässä valoa vailla, ja hän panee heidät hoipertelemaan kuin juopuneet."
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Ils tâtonnent dans les ténèbres, et ne voient pas clair; Il les fait errer comme des gens ivres.