yürür ile cümle
yürür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Por esto, ni aun el primer testamento fue inaugurado sin sangre
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Protož ani první onen kšaft bez krve nebyl posvěcován.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Sentähden ei myöskään ensimmäistä liittoa verettä vihitty.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Skąd ani on pierwszy testament bez krwi nie był poświęcony.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Voilà pourquoi c`est avec du sang que même la première alliance fut inaugurée.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Zato tudi prva zaveza ni bila posvečena brez krvi.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Z tej príčiny ani tamtá prvá smluva nebola posvätená bez krvi.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Οθεν ουδε η πρωτη δεν ητο εγκαινιασμενη χωρις αιματος
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.И тъй като е определено на човеците еднаж да умрат, а след това настава съд,
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Почему и первый завет был утвержден не без крови.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Тим же й первий не був осьвячений без крови.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.לכן גם הראשונה לא חנכה בלא דם׃
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.فمن ثم الاول ايضا لم يكرس بلا دم
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.所 以 前 約 也 不 是 不 用 血 立 的
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.所以 前約 也 不 是 不 用血 立 的
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Am înțeles că această rochie sună ca niște clopoței de vânt în timp ce este purtată.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Cuentan que ese vestido suena parecido a un móvil de viento al caminar.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Ho notato che questo vestito suona un po' come le campane tubolari quando si cammina.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Ich habe gehört, dass dieses Kleid sich tatsächlich wie ein Windspiel anhört, wenn sie vorbei gehen.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Ik heb gehoord dat hij klinkt als een windgong bij het voorbijlopen.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.J'ai entendu dire que cette robe fait un bruit de carillon éolien quand on marche.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.제가 알기로는 이 드레스를 입고 걸으면
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Ouvi dizer que este vestido soa ao soprar do vento com o andar.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Saya dengar gaun ini bunyinya mirip lonceng angin. saat modelnya berlalu.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Słyszałam, że dźwięczy trochę kiedy się w niej idzie.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Úgy hallottam olyan hangja van, mint a csengettyűknek, ahogy a viselője sétál.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Έχω ακούσει ότι το φόρεμα αυτό ακούγεται σαν μεταλλικός μελωδός καθώς περπατούν.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Мне сказали, что во время ходьбы платье издает перезвон, типа "музыки ветра".
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Чувала съм, че тази рокля звучи като вятърни чанове, докато дефилират.
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.Я чула, що ця сукня під час ходьби створює звуки щось на зразок "музики вітру".
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.שמעתי ששמלה זו נשמעת כמו פעמוני רוח
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.لقد سمعتُ أن هذا الفستان في الواقع نوع من الأصوات مثل إنسجام الرياح
Bunun da yürürken rüzgar çanı gibi ses çıkardığını duydum.風鈴のような音が実際するそうです
Bu önlemler, 1994 senesinde yürürlüğe giren ilk yasağın onaylanmasına ön ayak olan彼女は1994年の最初の禁止令の可決に取り組んだ議員です。
Bu prosedür nihai bir karara bağlanmadan, ilgili Üye Ülke teklif edilen tedbirleri yürürlüğe koyamaz.Se a Comissão verificar que houve infracção, proporá os meios adequadospara se lhe pôr termo.
Bu prosedür nihai bir karara bağlanmadan, ilgili Üye Ülke teklif edilen tedbirleri yürürlüğe koyamaz.Statul membru interesat nu poateaplica măsurile preconizate înainte de pronunţarea unei decizii finale.
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun.En weet je, je loopt en je hoort de stukjes huid.
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun. Hepsi bu, geriye kalan bu.Camminando, si sentono i pezzi di pelle e.. questo è quanto.
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun. Hepsi bu, geriye kalan bu.Et vous savez, vous marchez, et vous entendez les morceaux de peau et -- c'est tout ce qui reste
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun. Hepsi bu, geriye kalan bu.¿Sabes?, caminas... y escuchas los pedazos de piel y... eso es todo, es todo lo que queda.
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun. Hepsi bu, geriye kalan bu.Si stii, mergi, si auzi bucati de piele si -- asta e tot, atat a ramas.
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun. Hepsi bu, geriye kalan bu.И знаете, ты шагаешь и слышишь куски кожи и... это все, это все, что осталось.
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun. Hepsi bu, geriye kalan bu.И, разбираш ли, вървиш и чуваш парчетата кожа и... това е, само това е останало.
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun.그리고 알다시피 여길 걸으면 찢어진 살갗이 밟히는 소리가 나구요 그리고
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun.Wissen Sie, Sie gehen und hören die Stücke der Haut. Das ist alles, was übrig ist.
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun.ואתה יודע, אתה צועד, ואתה שומע את חתיכות העור, ו --
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun.و تعرف , انت تمشي , وتسمع بقايا الجلد و--
Burada yürürken derinin parçalarını duyabiliyorsun.ちぎれた皮膚の音がする それだけだった 残っているのは
Bu şehirde yürürken sadece bir kaç ay önce bunların olduğuna inanmak mümkün değilMarcher à travers la ville ne donne aucune indication que ceci s'y passait il y a quelques mois
Bu şehirde yürürken sadece bir kaç ay önce bunların olduğuna inanmak mümkün değil Ve bunların...Kaupunki ei anna mitään vihjeitä siitä, että vain pari viikkoa sitten tätä tapahtui
Bu şehirde yürürken sadece bir kaç ay önce bunların olduğuna inanmak mümkün değil Ve bunların...Περπατόντας μέσα στην πόλη δεν υπάρχει καμία ένδειξη ότι μόλις πριν από λίγους μήνες συνέβαινε αυτό...
Bütün gece uyanık kalırsınız. Gün doğana dek yürürsünüz.Jste vzhůru celou noc. - až do úsvitu
Bütün gece uyanık kalırsınız. Gün doğana dek yürürsünüz.밤을 꼬박 지새우기도 합니다. 새벽까지 걸어다니기도 합니다.
Bütün gece uyanık kalırsınız. Gün doğana dek yürürsünüz.אתם ערים כל הלילה. אתם מתהלכים עד עלות השחר.
Bütün gece uyanık kalırsınız. Gün doğana dek yürürsünüz.تظل مستيقظاً طوال الليل ، وتظل تسير حتى بزوغ الفجر
Bütün gece uyanık kalırsınız. Gün doğana dek yürürsünüz.你可以成晚唔瞓。你可以行路到天亮
Bütün gece uyanık kalırsınız. Gün doğana dek yürürsünüz.恋愛がうまくいっている時は激しく気分が高揚するものです
Bütün bir an yürürlükte kez uzaklık dayanak noktası kol, dayanak noktası kol kuvveti kez mesafe.A moment je síla krát vzdálenost od osy otáčení, takže síla krát vzdálenost.
Bütün bir an yürürlükte kez uzaklık dayanak noktası kol, dayanak noktası kol kuvveti kez mesafe.모든 토크 또는 모멘트는 힘 곱하기 거리입니다 힘 곱하기 작용점으로부터의 거리
Bütün bir an yürürlükte kez uzaklık dayanak noktası kol, dayanak noktası kol kuvveti kez mesafe.מומנט הוא הכוח כפול מרחקו מנקודת הסיבוב, או נקודת הסמך, כוח כפול המרחק מנקודת הסמך.