yürür ile cümle
yürür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Une autre fois qu'il marchait dans les rues de Paris, il vit - et c'était réel - un échaffaudage.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Ved én lejlighed, da han gik i Paris' gader, så han -- dette var ægte -- et stillads.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Vid ett tillfälle när han gick längs en gata i Paris, såg han - och det var verkligt - en byggnadsställning.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Während er einmal durch die Straßen von Paris ging, sah er - das war real - ein Gerüst.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Σε μια περίπτωση καθώς περπατούσε στους δρόμους του Παρισιού, είδε - και αυτό ήταν αληθινό - μια σκαλωσιά.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.В другой раз - он шел по парижской улице увидел - по-настоящему - эшафот.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.В един случай, докато вървял по улиците на Париж, видял - това било реално - едно скеле.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Іншого разу, коли він прогулювався Парижем, він побачив (це було насправді) будівельні риштування.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken,Egyszer, amint Párizs utcáin sétált,
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken,또 한 번은 파리의 거리를 걷다가
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken,פעם אחת כשהוא הלך ברחובות פריס,
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken,وفي مناسبة أخرى وهو يمشي في شوارع باريس.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken,目に入った本物の工事現場の足場が
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'Da de gik ud sammen, Alice hørte kongen sige i en lav stemme, til virksomheden generelt, "Du er alt tilgivet."
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'Khi họ đi với nhau, Alice nghe vua nói bằng một giọng thấp, cho công ty nói chung, 'Bạn là tất cả tha lỗi. "
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'그들이 함께 나갔던로서, 앨리스는 회사에, 왕이 낮은 목소리로 말을 들었는데 일반적으로, '당신은 모두 사면하고 있습니다. "
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'Ko so odšli skupaj, Alice slišal King pravijo v nizkem glasu, za družbo na splošno, 'Ti si vse pomilostil. "
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'När de gick ut tillsammans, hörde Alice kungen säger med låg röst, till bolaget allmänhet, "är du förlåten."
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'Коли вони пішли разом, Аліса чула Король сказав, знизивши голос, щоб компанія як правило, "Ви все помилувані".
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'כשהם הלכו יחד, שמע אליס המלך לומר בקול נמוך, לחברה בדרך כלל, "אתה כל חנינה."
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'كما خرج معا ، واستمعت أليس الملك يقول في صوت منخفض ، للشركة عموما ، "هي كل ما عفا".
Birlikte yürürken, Alice şirket, Kral alçak bir sesle söylemek duydum genel olarak, 'Hepiniz affedildi.'一般的に、"あなたはすべて赦免されています。' '良い事だと、来て!"彼女は彼女がでかなり不満感じていたために、つぶやきました
Biz bunu bir yerde gördük. Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Ogni sei mesi andiamo a piedi in diverse parti del paese.
Biz bunu bir yerde gördük. Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Setiap enam bulak kami berjalan di berbagai bagian negara ini.
Biz bunu bir yerde gördük. Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Το είδαμε στην Shodh Yatra- στην εξερεύνηση της αλήθειας.Κάθε 6 μήνες περπατάμε σε διαφορετικά μέρη της χώρας.
Bugün Başkan'ın söyleyeceği bazı şeyler hemen yürürlüğe girecek, bazılarıysa zaman alacak.Algunas de las cosas que les dijo hoy el presidente, se realizarán inmediatamente. Otras tomarán tiempo.
Bugün Başkan'ın söyleyeceği bazı şeyler hemen yürürlüğe girecek, bazılarıysa zaman alacak.Część z tego, o czym usłyszycie od prezydenta, stanie się niezwłocznie. Część zajmie trochę czasu.
Bugün Başkan'ın söyleyeceği bazı şeyler hemen yürürlüğe girecek, bazılarıysa zaman alacak.여러분께서 대통령으로부터 들으실 내용들은 단기간 내에 적용 될 것입니다. 몇몇은 시간이 조금 더 걸리겠지요.
Bugün Başkan'ın söyleyeceği bazı şeyler hemen yürürlüğe girecek, bazılarıysa zaman alacak.بعض الاجراءات التي سوف تسمعونها من الرئيس سوف تحدث مباشرة امّا البعض الاخر فبحاجة لبعض الوقت
Bugün Başkan'ın söyleyeceği bazı şeyler hemen yürürlüğe girecek, bazılarıysa zaman alacak.しかし 我々は本日この場から 行動を開始し この闘いを続けて行く決意です
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.O disposto no presente número produz efeitos a partir de 1 de Novembro de2009.
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.Queste disposizioni prendono effetto il 1°novembre2009.
Bu hayvanların hepsinin, her zaman iki ayak üzerinde yürüdükleri tek bir koşul var: Suyun içinde yürürken.Csak egy körülmény van, amikor mindig, mindegyik két lábon megy, akkor, ha vízen gázolnak keresztül.
Bu hayvanların hepsinin, her zaman iki ayak üzerinde yürüdükleri tek bir koşul var: Suyun içinde yürürken.Det är endast ett tillfälle då de, alltid, alla, går på två ben, och det är när de vadar genom vatten.
Bu hayvanların hepsinin, her zaman iki ayak üzerinde yürüdükleri tek bir koşul var: Suyun içinde yürürken.Es gibt nur eine Situation, in der sie alle auf zwei Beinen gehen, nämlich wenn sie durch das Wasser waten.
Bu hayvanların hepsinin, her zaman iki ayak üzerinde yürüdükleri tek bir koşul var: Suyun içinde yürürken.Există doar o circumstanță în care ele, întotdeauna, toate, merg pe două picioare și anume când trec prin apă.
Bu hayvanların hepsinin, her zaman iki ayak üzerinde yürüdükleri tek bir koşul var: Suyun içinde yürürken.Je ale jen jediná okolnost, za které vždy a všichni chodí po dvou, a to když se brodí vodou.
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.Tieto úpravy nadobudnú účinnosť1. novembra 2009.
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.5.Komise je jako sbor odpovědná Evropskému parlamentu.
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.Aceste dispoziţii produc efecte de la 1 noiembrie 2009.
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.Ces dispositions prennent effet au 1er novembre 2009.
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.Dessa bestämmelser skall få verkan den 1 november 2009.
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.Disse ordninger får virkning den 1. november 2009.
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.Estas disposiciones surtirán efecto el 1 de noviembre de 2009.
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.Ezek a rendelkezések 2009. november 1-jén lépnek hatályba.
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.Nämä määräykset tulevat voimaan 1 päivänä marraskuuta 2009.
Bu hükümler 1 Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girecektir.Niniejsze postanowienia stająsięskuteczne 1 listopada 2009 roku.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Ấy vậy , chính giao_ước trước nào chẳng phải là không dùng máu mà lập .
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Ấy vậy, chính giao ước trước nào chẳng phải là không dùng máu mà lập.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Daarom werd het eerste verbond tussen God en Zijn volk pas van kracht nadat het met bloed was ingewijd.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Daher auch das erste nicht ohne Blut gestiftet ward.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Därför har icke heller det förra förbundet blivit invigt utan blod.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.De aceea şi întîiul legămînt n'a fost sfinţit fără sînge.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Derfor er heller ikke den første bleven indviet uden Blod
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Derfor er heller ikke den første pakt blitt innvidd uten blod;
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Innét van, hogy az elsõ sem szenteltetett meg vér nélkül.
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Karena itu perjanjian yang pertama pun harus disahkan dengan darah
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.이러므로 첫 언약도 피 없이 세운 것이 아니니
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Pelo que nem o primeiro pacto foi consagrado sem sangue;
Bu nedenle ilk antlaşma bile kan akıtılmadan yürürlüğe girmedi.Per questo neanche la prima alleanza fu inaugurata senza sangue