yürür ile cümle

yürür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bence sebebi de şu: Yürürlükte olan birçok politika eğitimin mekanik kavramlarına dayanıyor.Iar motivul cred că e acesta: multe din politicile curente se bazează pe concepții mecaniciste ale educației.
Bence sebebi de şu: Yürürlükte olan birçok politika eğitimin mekanik kavramlarına dayanıyor.In mislim, da je to zato: ker mnoge veljavne politike temeljijo na mehanističnih konceptih izobraževanja.
Bence sebebi de şu: Yürürlükte olan birçok politika eğitimin mekanik kavramlarına dayanıyor.Myslím si to, protože - mnoho současných opatření je založených na mechanistickém chápání vzdělávání.
Bence sebebi de şu: Yürürlükte olan birçok politika eğitimin mekanik kavramlarına dayanıyor.Przyczyną jest, moim zdaniem, to, że obecne polityki bazują na mechanicystycznej koncepcji szkolnictwa.
Bence sebebi de şu: Yürürlükte olan birçok politika eğitimin mekanik kavramlarına dayanıyor.Và tôi nghĩ lí do là: phần lớn các chính sách hiện tại dựa trên khái niệm cơ giới của giáo dục.
Bence sebebi de şu: Yürürlükte olan birçok politika eğitimin mekanik kavramlarına dayanıyor.Volgens mij omdat hedendaags beleid gebaseerd is op mechanistische ideeën van onderwijs.
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Azt mondom, "Hogyan sétálnál?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Dico, "Come camminereste?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Hovorím: "Ako by ste kráčali?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Ich sage: "Wie würden Sie gehen?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Ik zeg: "Hoe zou je lopen?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Ja pytam:
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Já říkám: "Jak byste chodili?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Jeg siger: "Hvordan ville du gå?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Men jag säger: "Hur skulle du gå?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz? Nasıl konuşurdunuz?Je dis:"Comment pourriez-vous marcher?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz? Nasıl konuşurdunuz? Nasıl olurdunuz?"내가 하는 일을 좋아하는 사람이
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz? Nasıl konuşurdunuz? Nasıl olurdunuz?"שאלתי היא: "איך הייתם מתנהגים? מה הייתם עושים?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz? Nasıl konuşurdunuz? Nasıl olurdunuz?"وأنا أقول " كيف ستسير ؟ كيف ستتحدث ؟ كيف ستكون ؟ ..
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz? Nasıl konuşurdunuz? Nasıl olurdunuz?"クラシック好きは3パーセントしかいないし
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Saya bilang, "Bagaimana Anda akan berjalan?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?"Se pensassem que 3% da população gosta de música clássica,
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Şi zic: "Cum v-ați simți?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Yo digo, "¿Cómo caminarían?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Аз питам: "Как ще стъпвате?
Ben ise şunu söylüyorum: " Nasıl yürürdünüz?Я запитую: "Але як мені жити?
Bilge nereye gittiğini görür, Ama akılsız karanlıkta yürür. İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.Den vise har ögon i sitt huvud, men dåren vandrar i mörker. Dock märkte jag att det går den ene som den andre.
Bilge nereye gittiğini görür, Ama akılsız karanlıkta yürür. İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.És látám, hogy hasznosb a bölcseség a bolondságnál, miképen hasznosb a világosság a setétségnél.
Bilge nereye gittiğini görür, Ama akılsız karanlıkta yürür. İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.지혜자는 눈이 밝고 우매자는 어두움에 다니거니와 이들의 당하는 일이 일반인 줄을 내가 깨닫고
Bilge nereye gittiğini görür, Ama akılsız karanlıkta yürür. İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.Modri ima oči v glavi, bedak pa hodi po temi. A hkrati sem tudi zaznal, da se jim vsem godi po isti naključbi.
Bilge nereye gittiğini görür, Ama akılsız karanlıkta yürür. İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.у мудрого глаза его – в голове его, а глупый ходит во тьме; но узнал я, что одна участь постигает их всех.
Bilge nereye gittiğini görür, Ama akılsız karanlıkta yürür. İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.החכם עיניו בראשו והכסיל בחשך הולך וידעתי גם אני שמקרה אחד יקרה את כלם׃
Bilge nereye gittiğini görür, Ama akılsız karanlıkta yürür. İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.الحكيم عيناه في راسه. اما الجاهل فيسلك في الظلام. وعرفت انا ايضا ان حادثة واحدة تحدث لكليهما.
Bilge nereye gittiğini görür, Ama akılsız karanlıkta yürür. İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.智 慧 人 的 眼 目 光 明 、 〔 光 明 原 文 作 在 他 頭 上 〕 、 愚 昧 人 在 黑 暗 裡 行 . 我 卻 看 明 有 一 件 事 、 這 兩 等 人 都 必 遇 見
Bilge nereye gittiğini görür, Ama akılsız karanlıkta yürür. İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.智慧 人 的 眼目 光明 、 〔 光明 原文 作在 他 頭上 〕 、 愚昧 人 在 黑暗 裡行 . 我 卻看明 有 一 件 事 、 這兩 等 人 都 必 遇見
Bir adam bir bankanın yürür ve maaş 1000 £ nakit mevduat.0:00:38.890,0:00:41.329 וכך הולך הסיפור: אדם נכנס לבנק ומפקיד את משכורתו בסך 1000 שקלים במזומן.
Bir adam bir bankanın yürür ve maaş 1000 £ nakit mevduat.Człowiek idzie do banku zdeponować swoją pensję, 1000 funtów w gotówce.
Bir adam bir bankanın yürür ve maaş 1000 £ nakit mevduat.Do banky přijde člověk a hotově si uloží svou výplatu £1000.
Bir adam bir bankanın yürür ve maaş 1000 £ nakit mevduat.Een man gaat een bank binnen en stort zijn salaris van £1000 in contanten.
Bir adam bir bankanın yürür ve maaş 1000 £ nakit mevduat.Egy ember besétál a bankba és letétbe helyezi ezer fontos fizetését készpénzben.
Bir adam bir bankanın yürür ve maaş 1000 £ nakit mevduat.Ein Mann geht in eine Bank und deponiert sein Gehalt von £ 1000 in bar.
Bir adam bir bankanın yürür ve maaş 1000 £ nakit mevduat.Mies astuu pankkiin ja tallentaa palkkansa, 1000£, käteisenä.
Bir adam bir bankanın yürür ve maaş 1000 £ nakit mevduat.Seroang pria datang ke bank dan menabung gaji tunainya sebesar £1000.
Bir adam bir bankanın yürür ve maaş 1000 £ nakit mevduat.Uno va in banca e deposita il suo stipendio, diciamo 1000 sterline in contante.
Bir adam bir bankanın yürür ve maaş 1000 £ nakit mevduat.Κάποιος μπαίνει σε μια τράπεζα και καταθέτει μισθό £1000.
Bir gün Union Square'de yürürken 2005 te inşa edilmiş bu binayı gördüm.어느 날, 유니언 스퀘어를 거닐다가 2005년에 완공된 이 빌딩을 보았습니다.
Bir gün Union Square'de yürürken 2005 te inşa edilmiş bu binayı gördüm.Jedného dňa som išiel po Union Square a uvidel som túto budovu, ktorú práve dokončili v roku 2005.
Bir gün Union Square'de yürürken 2005 te inşa edilmiş bu binayı gördüm.Op een dag liep ik op Union Square. Toen zag ik dit gebouw dat pas net in 2005 gebouwd was.
Bir gün Union Square'de yürürken 2005 te inşa edilmiş bu binayı gördüm.וראיתי את הבניין הזה, שרק נבנה בשנת 2005.
Birini tanýyorsan iţin yürür. Tanýmýyorsan, öyle ađzý açýk beklersin yýllarca.Ο Γκιουνέυ δουλεύει γι' αυτούς στο γκολφ κλαμπ.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.En una ocasión, cuando caminaba por las calles de París, vio, esto fue real, un andamio.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Inokedy, ako kráčal ulicami Paríža, videl, a bolo to skutočné, lešenie.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Jindy, když se procházel ulicemi Paříže, viděl, a bylo to skutečné, lešení.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Lần khác khi đang đi trên đường phố Paris, ông ấy thấy -- cái này là thật -- một giàn giáo.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Numa certa ocasião quando andava pelas ruas de Paris, ele viu — isto era real — um andaime.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Odată, în timp ce se plimba pe străzile Parisului, a văzut -- asta era real -- o schelă.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Pewnego razu, przechadzając się ulicami Paryża, zobaczył - w rzeczywistości - rusztowanie.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Toen hij op een keer in de straten van Parijs liep, zag hij -- dit was echt -- een stelling.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Toisen kerran kävelyllä Pariisin kaduilla hän näki -- ihan todella -- mestauslavan.
Bir keresinde de Paris sokaklarında yürürken, -- bu gerçekti-- inşaat iskelesi gördü.Un'altra volta, mentre stava camminando per le strade di Parigi, vide -- e questa era reale -- un'impalcatura.

İlgili Sayfalar