yürür ile cümle
yürür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Okula her gün yürürüm.Voy andando a la escuela todos los días.
Ben genellikle okula yürürüm.Suelo ir andando a la escuela.
Kate'in babası istasyondan eve yürür.El padre de Kate va andando a casa desde la estación.
O yürürken şarkı söyledi.Cantaba mientras caminaba.
Günde yirmi mil yürürüm.Camino veinte millas al día.
Kız kardeşim genellikle okula yürür.Mi hermana suele ir al colegio andando.
Tom genellikle Mary ile birlikte okula yürür.Tom suele ir andando a la escuela con Mary.
Ne kadar hızlı yürürsen o kadar kısa sürede gidersin.Cuanto más rápido andes, menos tardarás en llegar.
Yürürken folk şarkısı "Old Black Joe'yu" söylemeye başlar.Mientras deambula, grita la canción folk «Old Black Joe».
Schengen Antlaşması yürürlüğe girdi.Entrada en vigor del Acuerdo de Schengen.
Rusya'nın bir parçası olarak Rusya'daki LGBT kanunlarının çoğu bu bölgede de yürürlüktedir.Como parte de la Federación Rusa, muchas de las leyes LGBT de Rusia se aplican en Chechenia.
Antlaşma, Fransızca diliinde yazıldı ve 11 Kasım, 1977 tarihinde yürürlüğe girdi.El tratado se escribió en francés y entró en vigor el 11 de octubre de 1977.
Bu gövdede Cenevre'de yürürlüğe sokmakta başarısız olduğum Kolektif güvenlik prensipleri kutsanmıştır.En este cuerpo se consagra el principio de la seguridad colectiva que he invocado sin éxito en Ginebra.
Protokol 17 Haziran 1925'te Cenevre'de imzalandı ve 8 Şubat 1928'de yürürlüğe girdi.Fue firmado en Ginebra el 17 de junio de 1925 y entró en vigor el 8 de febrero de 1928.
Willow, Tara'nın dersten çıkmasını bekler ve birlikte yürürlerken ertesi gün kahve içmeye karar verirler.En la universidad, Willow espera que Tara salga de su clase y quedan para tomar un café al día siguiente.
1976 - Uluslararası Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi yürürlüğe girdi.En 1976, entra en vigor el Pacto Internacional de Derechos Civiles y Políticos.
1996 - Yeni Trafik Kanunu yürürlüğe girdi.1996 Entra en vigor el nuevo código penal.
Akşamları öylece mahallede yürür ve fikirlerimi paylaşacak birilerini arardım.A veces me paseo por el barrio por la noche, esperando encontrar a alguien con quien hablar.
Bu Antlaşma en kısa sürede onaylanacak ve o andan başlayarak yürürlüğe girecektir.El Tratado de Comercio, que ya ha comenzado, se celebrará tan pronto como sea posible.
Rachel, mihraba doğru yürürken Luce ile gözgöze gelir.Cuando Rachel camina hacia el altar, su mirada se cruza con la de Luce.
"Svalbard'tan reddetme ve sınırdışı etme ile ilgili düzenlemeler" ayrım gözetmeksizin yürürlüktedir.Los "Reglamentos relativos al rechazo y la expulsión de Svalbard" están en vigor de forma no discriminatoria.
Sonunda Tatar Ramazan, "Gel dedin geldim, Abdurrahman Çavuş" diyerek üstüne yürür Çavuş`un.Entonces el Profeta se dirigió a él diciendo, "Oh Jarir! no me librarás de dhu-al-Khalasah?"
Tüm bu yeni hükümler 15 Mayıs 1941 yürürlüğe girmiştir.Estas nuevas provisiones entraron en vigor el 15 de mayo de 1941.
Japon Ceza Kanunu, (刑法 Keihō) 1907 yılında yürürlüğe giren 45 sayılı kanundur.El Código penal (刑法 Keihō) de Japón se aprobó en 1907 como «Ley n.º 45».
İki bacağı üzerinde yürür.Aterrizaje sobre los dos pies.
DVDVideoSoft projesi 2006'da yürürlüğe girmiştir.El proyecto de DVDVideoSoft fue lanzado en 2006.
Bu sırada Charlie bunu görür ve herkes Boone'un üstüne yürür, suyun nerede olduğunu sorar.Los demás comienzan a presionar a Boone, preguntándole donde está el agua.
Antlaşma yürürlüğe 1 Mayıs 1999 tarihinde girmiştir.Finalmente, el tratado entrará en vigor el 1 de diciembre de 1999.
1 Ocak NAFTA (Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşması) yürürlüğe girdi.El 1 de enero de 1994 entró en vigor el Tratado de Libre Comercio de América del Norte.
İki ayakla yürür.Salto a pies juntos.
Beth yürürken, aylaklara rastlar ve gizlenmek zorunda kalır.Mientras Beth está caminando, varios caminantes aparecen y que se ve obligada a esconderse.
Karar devlet başkanı Nursultan Nazarbayev tarafından imzalanarak yürürlüğe girdi.El proyecto ha sido impulsado por el presidente Nursultán Nazarbáyev.
(Okula her gün yürürüm/yürüyerek giderim.)Acudía a pie diariamente al colegio.
İstasyonun dışında doğru yürürler.Exterior de la estación.
2005 - İspanya'da eşcinsel evlilik yasası yürürlüğe girdi.2005: en España entra en vigor la legislación que permite el matrimonio entre personas del mismo sexo.
İki ülke de sözleşmeyi imzalamış ancak henüz yürürlüğe sokmamıştır.Ambas pidieron que los dos se unieran a ellas, sin embargo no se les permitió el paso.
Sırbistan'da zorunlu askerlik hizmeti 2010 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.En Transnistria existe el servicio militar obligatorio, que ha de realizarse durante 1 año.
Plan 1929'da yazılı hale getirilmiş ve 1930 yılında resmen yürürlüğe girmiştir.El proyecto se completó en 1929 y se inauguró oficialmente en 1931.
İki çocuk oyuncu bu ağacın yardımıyla çizilen yere kadar yürürler.Tres niños juegan intentando subir a un árbol.
Moe arkasını dönüp raylarda yürürken ikinci bir tren ona çarpar.Moe se da vuelta y camina a través de las vías del tren, y es arrollado por otro tren.
1 Ocak - Schengen Antlaşması yürürlüğe girdi.1 de febrero: entra en vigor el Tratado de Niza.
Dört bacağı üzerinde yürür.Sobre las cuatro patas.
Anayasa yürürlüğe girdiğinde, ulusal hükûmet verilmiş görevlerini yapmaya başlar.Cuando la Constitución se aplica, se permite al gobierno nacional ejercer sus funciones asignadas.
Savaş Komünizmi uygulamalarının yerine NEP politikaları yürürlüğe girmiştir.La NEP sustituyó a las políticas del comunismo de guerra.
1951 - Uluslararası Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi yürürlüğe girdi.Prisionera 1951 Crimen y castigo ...
Koridorda yürürken diğer mahkûmlar onu inceler.En la caminata el Gato los ve.
Çocuklarını padişaha teslim eder; isyancı zorbalar arasına yürür ve onlar tarafından öldürülür.Junto a sus hijos lidiará contra los Patter Nostra y quien se atreva a atentar contra ellos.
Kanton anayasası 1869'da yürürlüğe girdi.La constitución cantonal fue promulgada en 1869.
Oyuncular müzik çalarken sandalyelerin çevresinde müziğin ritmine uyarak yürürler.Cuando empiece a sonar la música, los jugadores deben girar alrededor de las sillas siguiendo el ritmo.
Bazı çevreler antlaşmanın hiçbir zaman yürürlüğe giremediğini savunur.Otros pueden ver el círculo de nunca acabar.
Sawyer, sakladığı yerden alyansı çıkarır ve ardından Kate ile Dharma dokuna doğru yürür.Él recupera un anillo de compromiso que escondió y luego habla con Kate en el puerto de Dharma.
"Bir derviş hakka yürürken" 2019.«Recorrido Dakar 2019».
Bu efendisinin önünde yürürken oldu.Para lograrlo buscó caminar en la presencia del Señor.
1936: İş Kanunu yürürlüğe girdi.En 1936, la ley nacional de relaciones laborales fue puesta en vigencia.
İlerleyen konularda, Claire, deniz kenarında yürürken, saldaki mesaj şişesini bulur.Durante su estancia en la isla, Tony encuentra una botella semienterrada.
Sözleşme 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe girdi.El Acuerdo entró en vigor el 1 de agosto de 1999.
27 Temmuz - Emlak Vergisi Kanunu yürürlüğe girdi.El 27 de febrero las oficinas de impuesto sobre la renta fueron atacadas.
Avrupa ve Latin Amerika devletlerin'de ölüm cezasını yürürlükten kaldırmıştır.Tanto en Estados Unidos como en Inglaterra, la falsificación era castigada con la muerte.
Birincisi, çoklu aşk ilişkiye taraf olan herkesin bilgisi ve onayı ile yürür.Acompaño a los hombres de genio, que se destacan en el conocimiento y la virtud.
İki bacağı üzerinde yürür ve hızlı koşma yeteneğine sahiptir.Puede jugar por ambas bandas y tiene una gran capacidad física.