Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.Potem się też dwom z nich idącym ukazał w innym kształcie, gdy szli przez pole.
Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.Potom pak dvěma z nich jdoucím ukázal se v jiné způsobě, když šli přes pole.
Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.Potom z nich dvom, kráčajúcim cestou, zjavil sa v inej podobe, idúcim na vidiek.
Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.Μετα δε ταυτα εφανερωθη εν αλλη μορφη εις δυο εξ αυτων, ενω περιεπατουν και επορευοντο εις τον αγρον.
Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.Після ж того двоїм із них в дорозї явив ся в иншому видї, як ійшли на село.
Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.Подир това се яви в друг образ на двама от тях, когато вървяха, отивайки в село.
Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.После сего явился в ином образе двум из них на дороге, когда они шли в селение.
Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.ואחרי כן נראה בדמות אחרת לשנים מהם בהיתם מתהלכים בצאתם השדה׃
Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.وبعد ذلك ظهر بهيئة اخرى لاثنين منهم وهما يمشيان منطلقين الى البرية.
Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.這 事 以 後 、 門 徒 中 間 有 兩 個 人 、 往 鄉 下 去 . 走 路 的 時 候 、 耶 穌 變 了 形 像 向 他 們 顯 現
Bundan sonra İsa kırlara doğru yürümekte olan öğrencilerinden ikisine değişik bir biçimde göründü.這事 以 後 、 門徒 中 間有兩個 人 、 往鄉 下去 . 走路 的 時候 、 耶穌變 了 形像 向 他 們顯現
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Andar neste túnel é muito tranquilizante.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Berjalan di terowongan ini terasa sangat damai.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Camminare in questo tunnel è davvero rilassante.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Da mucha paz caminar por este túnel.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Đi dưới đường hầm này rất yên bình.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Durch diesen Tunnel zu gehen, fühlt sich sehr friedlich an.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.이 터널 안을 걷는 느낌은 굉장히 고요했어요.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Lopen door deze tunnel is erg vredig.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Marcher dans ce tunnel est très paisible.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Nagyon békés itt sétálni.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Plimbarea în acest tunel este foarte pașnică.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Spacerowi tym tunelem towarzyszy spokój.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Прогуливаясь по этому тоннелю, ощущаешь спокойствие.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.Разходката в този тунел е много приятна.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.הליכה במנהרה הזו היא מאוד שלווה.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.السير في هذا النفق مطمئن جداً.
Bu tünelin içinde yürümek barış dolu.回りには誰もいません
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor.Deci arta, în acest sens, deține o relevanță incredibilă în lumea spre care ne îndreptăm,
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor.Donc l'art, en ce sens, je pense, a une incroyable pertinence dans le monde dans lequel nous nous déplaçons.
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor.그래서 아트는, 그런 의미에서 우리가 앞으로 나아갈 세계에 직접적인 연관성이 있습니다.
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor. Özellikle de şu sıralar.Także, sztuka postrzegana w ten sposób ma niesamowite znaczenie w dzisiejszym świecie, w szczególności teraz.
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor. Özellikle de şu sıralar.V tomto smyslu pak umění podle mě obsahuje důležitý význam pro svět, do kterého směřujeme právě v tuto chvíli.
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor.Pertanto, l'arte in questo senso, credo che assuma un'incredibile rilevanza nel mondo verso cui ci muoviamo.
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor.И искусство в этом контексте имеет огромное значение для будущего, к которому мы движемся.
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor.Така че, според мен изкуството в този смисъл, е изключително уместно в света, към който се движим.
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor.Тому мистецтво, у цьому розумінні, на мою думку, є надзвичайно важливим у світі, до якого ми рухаємось.
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor.אז האמנות, במובן הזה, מאוד רלבנטית לדעתי בעולם שבו אנו מתנהלים.
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor.إذاً الفن، بمعنى من المعاني، أعتقد يحمل أهمية لا تُصدّق في العالم الذي نتحرك تجاهه.
Bu yüzden sanat yürümekte olduğumuz dünyada inanılmaz bir yer tutuyor.我々が進出していく世界において 信じられないような関連性をもつのだと思います まさにこの今
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Aş prefera să pot să mai cânt la un instrument din nou decât să merg.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Clarence: preferiría tocar de nuevo un instrumento que caminar.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Clarence: wolałbym znowu móc grać na instrumencie niż chodzić.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Ich würde lieber wieder ein Instrument spielen können, als laufen.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Ik zou liever weer een instrument kunnen bespelen dan kunnen lopen.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Inkább tudnék egy hangszeren újra játszani, mint járni.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.클레런스 : 다시 걷는 것 보다는
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Preferirei essere in grado di suonare di nuovo uno strumento piuttosto che camminare.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Raději bych znovu hrál na hudební nástroj, než chodil
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Saya lebih memilih dapat bermain alat musik lagi daripada dapat berjalan lagi.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Бих искал повече да мога да свиря отново на инструмент, отколкото да ходя.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.И я бы предпочёл возможность играть на инструменте, чем ходить.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.- "Я б радше обрав можливість знову грати, аніж ходити.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.קלארנס: הייתי מעדיף להיות מסוגל לנגן שוב בכלי נגינה
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.كلارينس: أفضل ان اعزف على الة موسيقية
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.楽器をまた演奏できるようになりたい
Çocuklar, merdivenlerin altından yürümekten siyah kedilerden korkmazlar.as crianças não tem medo de andar debaixo de escadas,
Çocuklar, merdivenlerin altından yürümekten siyah kedilerden korkmazlar.Los niños no tienen miedo de caminar bajo escaleras
Çocuklar, merdivenlerin altından yürümekten siyah kedilerden korkmazlar.Τα παιδιά δεν φοβούνται να περπατήσουν κάτω από σκάλες
Çocuklar, merdivenlerin altından yürümekten siyah kedilerden korkmazlar.Не се страхуват да вървят под стълби.