yürüme ile cümle
yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kısacası bir manken gibi salınmak, bir manken gibi yürümek ve bir starmış gibi doyasıya dans etmekti.댄스(댄싱)이란 단순히 보드를 타는 행위에서 벗어나 데크 위에서 춤을 추듯 스텝을 밟아가며 크루징을 하는 모습이 마치 춤을 추는거와 같다하여 댄싱라고 부르기 시작했다.
Dağlarında herkesin yürümesi kolay değildir.각 지방산에는 길이의 제한이 없다.
İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.그래서 둘은 같이 길을 가게 되었다.
Parkta birlikte yürümeye başlarlar ve film sonlanır.잠시 후 기차가 역을 떠나면서 영화는 끝난다.
Çünkü kendi yapay vücuttur, yürümek için gürültüler yapar.도거심소의 개별적인 양상이란, 시끄럽게 움직이는 것을 말한다.
(Yürüme, ayakta durmadan sonra öğrenilir.)(현재는 별도로 개발, 배포된다.)
Osmanlıya da Rusya’ya yürümesini teklif etti.그리고 캄란 만에 러시아가 진출하는 것에도 합의했다.
İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.השניים מתחילים לצעוד יחדיו.
Yürümek için koltuk değneği kullanır.השימוש העיקרי במוטות הוא להליכה.
Turaç da diğerleri gibi uçmaktan çok yürümeyi yeğler.מינים אחדים כמו הקוקיה רצנית מעדיפים לרוץ על הקרקע מאשר לעוף.
İlk iki çift yürüme bacağı öne doğru uzanırken diğer çiftler arkaya uzanmaktadır.לעומת זאת, כאשר הוא רץ, זוג הרגליים הקדמיות נעות יחדיו, ואחריהן זוג הרגליים האחוריות.
1926 yılında Marguerite Cerruti ile evlense de evlilikleri yürümez ve 1928 yılında boşanırlar.ב-1926 נישא לאישה בשם מרגריט סרוטי, אך הנישואים כשלו, והזוג התגרש בשנת 1928.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...לשיר, לרקוד, לטייל, לחשוב.
Yavrular üç aylık olduğunda yürümeye başlarlar.הגורים מתחילים ללכת לאחר 13 ימים.
Anlamı Almancada "birlikte yürümek"ti.במקור בגרמנית: "Der plötzliche Spaziergang".
Kuru Sabka etrafında yürümek ya da 4x4 arazi araçlarıyla gezmek rahattır.לכל אורך דרך הנוף יוצאות דרכים המתאימים לנסיעה לרכב 4x4 ולטרקטרונים.
Sistem her 2 yıllık periyotlar şeklinde yürümektedir.הקרן מקיימת שני אירועי התרמה בכל שנה.
Diğer 4 çift üye, yürüme görevini yüklenmiştir.4 הזוגות הנוספות הן רגליי הליכה.
Doğan yavru hemen yürümeyi becerir ve yaklaşık 10 hafta süt emer.След раждането малките преминават в добре развития марсупиум и там сучат мляко още около 10 седмици.
Bir süre sonra yürümeye başlar.В един момент решава да излезе напред.
Haçlı askerleri hemen Kudüs'e yürümek istemekteydiler.Сега кръстоносците започват похода си към Йерусалим.
Yolun doğusunda ve yürüme mesafesindedir.Намира се източно от Твърдишкия проход.
İngiliz Parlamentosu'na yürüme mesafesindedir.За родина на парламентаризма се приема Англия.
Yarışçıların bazen bisikletten inerek yürümeleri ve bisikletlerini omuzlarında taşımaları gerekir.Войниците се придвижвали пеш или понякога чрез велосипеди.
Karşı duranları ölümle ya da buz üzerinde yürümekle cezalandırırlar.За да се размножават същинските тюлени излизат на брега или върху лед.
Ama yolunda azimle yürümeye devam etmeli.С чест отбранява прохода.
O tarihten sonra moda defilelerinde yürümeye başladı.Какво ли се е променило оттогава до днес в модната линия?
Her halukarda, Vitellius'un Germanya'dan İtalya'ya yürüme şeklinden rahatsız olmuştu.През 960 г. Оберто е принуден да избяга от Италия в Германия.
Bonoboların görece daha uzun kolları vardır ve bayağı şempanzelere göre dik yürümeye daha çok yatkındır.Боноботата имат по-дълги ръце и са по-склонни да вървят изправени.
Tom Mary'ye doğru yürümeye başladı.Том започна да върви към Мери.
Ayaklarım yoruluncaya kadar yürümeye devam ettim.Продължих да вървя, докато краката ми не се измориха.
Daha sonra, Daisy, güçlü fiziksel terapilerden geçerek yürümeye yeteneğine tekrar kavuşur.Daisy kasnije uspijeva prohodati nakon intenzivne fizikalne terapije.
Parkta birlikte yürümeye başlarlar ve film sonlanır.Odlaze u različitim smjerovima, a film završava.
Yürüyüş yarışları ise yürümekten doğmuştur.Ondje se natjecateljski bavila plivanjem.
Avrupa Kıtası'na geçişi tamamlanan Pers Ordusu Yunanistan üzerine yürümeye başlamıştır.Kr. perzijska vojska krenula je u pohod prema Grčkoj.
Yürümek için koltuk değneği kullanır.Koristi ga kao štap za hodanje.
İngiliz Parlamentosu'na yürüme mesafesindedir.Ulaz u Parlamentariji nalazi se na šetalištu Parlamenta.
Sadrazam buradan Belgrad üzerine yürümek istemekteydi.Ja sam zbog oružja otišao iz Beograda.
Yavrular üç aylık olduğunda yürümeye başlarlar.Mladi počinju hodati sa 13 dana.
Gene de yürümeye devam eder .Ďalej sa dá pokračovať pešo.
Tablonun diğer tarafında ise yürümekte olan çocuk İsa tasvir edilmektedir.Po jej druhej strane sedí dieťa, ktoré je považované za Ježiša.
Yarışçıların bazen bisikletten inerek yürümeleri ve bisikletlerini omuzlarında taşımaları gerekir.Na niektorých úsekoch musia pretekári z bicykla zosadnúť a niesť ho na chrbte.
Tesis ve kolaylıklar (alışveriş ve ticaret gibi), yürüme mesafesinde değildir.Pohyb a orientácia pod hladinou plesa nie sú jednoduché.
Diabaínein “bacakları ayırarak yürümek”, ya da “ bacakları ayırarak oturmak” anlamına gelir.Pochádza z amharčiny a znamená „zbavenie koreňov“, „odtrhnutie“, prípadne „cudzinci–nájazdníci“.
Yeter sayıda takviyeli olan Haçlı ordusunun doğrudan doğruya Kahire üzerine yürümesi kararlaştırıldı.Nikto presne nevedel, s akým veľkým vojskom Caesar postupuje na juh.
Bu durakta kısa süreli bir yürümenin ardından M1 hattının Aksaray istasyonuna aktarma yapılabilir.Dostať sa do tejto lokality je možné aj MHD linkou č. 1 na zastávku SPŠD.
Üniversiteye üç dakika yürüme mesafesindedir.Do šole je pešačil 15 kilometrov.
Güneye doğru yürümelerine rağmen tüm gün çember çizdiklerini fark ederek tekrar kamp kurarlar.Ugotovijo, da so hodili v krogu, kljub temu, da so hodili ves čas proti jugu.
Yürüme yolları geleneksel Granada stiline uygun olarak çakıltaşı şeklindeki mozaiklerle döşendi.Steze so tlakovane v tradicionalnem slogu z granadskimi mozaičnimi kamenčki.
İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.Skupaj so nadaljevali pot.
Sesin oluşumu rüzgarın kumul üzerinde geçmesi veya kumun üstünde yürüme sonucu oluşabilir.Lahko je posledica vetra, ki piha čez sipine, ali hoje po pesku.
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.Mladi bobri so ob rojstvu odlakani, vidijo in se lahko gibljejo po brlogu.
Bidpedal hareketin türleri şunlardır: yürüme, koşma ve zıplama.Sorodni termini za izogibanje so: poraz-izhod, neaktivnost, izmikanje in odmikanje.
Yolun doğusunda ve yürüme mesafesindedir.Do vzhodnega dela vrha vodi cesta.
İlk önce yürümez hale geldi ve ardında yatalak oldu.Slednji je najprej stekel na oder in se nato splazil pod mizo.
Sonunda yürümediğine karar verdik ama hala iyi arkadaşız.Jaz sem se odločil za razhod, vendar jo imam še vedno rad kot prijateljico.
Yarışçıların bazen bisikletten inerek yürümeleri ve bisikletlerini omuzlarında taşımaları gerekir.Pėsčiųjų ir dviračių taku leidžiama eiti pėstiesiems ir važiuoti dviračiais.
Yürümek için koltuk değneği kullanır.S. Kösen vaikščiojant turi naudotis ramentais.
Bir süre sonra yürümeye başlar.Jauniklis jau po keleto valandų pradeda vaikščioti.
Tom yalın ayak yürümeye alışık değildir.Tomas nepripratęs vaikščioti basomis kojomis.