yürü ile cümle
yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom ve Mary zıt yönlere yürüdüler.Tom and Mary walked off in opposite directions.
Tom otobüs biletine para vermektense on kilometre yürümeyi tercih etti.Tom preferred to walk ten kilometres rather than pay money for a bus ticket.
Yürürken genelde yardımcı bir alet kullanıyor musunuz?Do you regularly use any assistive devices for walking?
Yürürken kısa sürede nefes darlığı hissediyor musunuz?Do you get short of breath easily when walking?
İkimiz de oraya yürüyebiliriz.Both of us can walk there.
Neden plajda yürüyüşe çıkmıyoruz?Why don't we take a walk on the beach?
Neden nehir boyunca yürüyüşe çıkmıyoruz?Why don't we take a walk along the river?
Neden parkta yürüyüşe çıkmıyoruz?Why don't we take a walk in the park?
Neden değişiklik için yürüyüşe çıkmıyoruz?Why don't we take a walk for a change?
Neden birlikte yürümüyoruz?Why don't we walk together?
Müzeye gitmek için nehre doğru yürü ve oraya geldiğinde sağa dön.To go to the museum, walk toward the river, and when you get there, turn right.
Haydi yürüyüşe çıkalım.Come on, let's go for a walk.
Bu kadar çok yürümekten çok yoruldum.I'm exhausted from walking so much.
Bu kadar çok yürümekten yıprandım.I'm exhausted from walking so much.
Beni arabanla götürürsen yürüme zahmetinden kurtulmuş olurum.If you gave me a ride, it would save me a walk.
Daha hızlı yürümeye başladım.I started to walk faster.
Çizgi yürüyüşe çıkmış bir noktadır.A line is a dot that has gone for a walk.
Ben yalnız yürüyordum.I was walking alone.
Tom asla yürüyüşe çıkmaz.Tom never goes for walks.
Yürüyerek gitmek iyi bir egzersizdir.Going by foot is good exercise.
Yürümek iyi bir egzersizdir.Going by foot is good exercise.
Robert dikkatli bir şekilde pencereye doğru yürüdü.Robert walked towards the window cautiously.
Alacakaranlıktan şafağa kadar yürürlükte olan bir sokağa çıkma yasağı var.There is a curfew in effect from dusk to dawn.
Robert dağlarda yürüyüş yapmaktan hoşlanan bir adamdır.Robert is a man who enjoys hiking in the mountains.
William öğleden sonraki yürüyüşleri sırasında sıcak güneş ışığında güneşlenmeyi sever.William loves to bask in the warm sunshine during his afternoon walks.
Tekrar yürümeyi öğrenmek zorunda kaldı.She had to learn to walk again.
Felix karanlıkta yalnız yürüyordu.Felix was walking alone in the dark.
Işık yandığında Felix yürümeye devam etti.When the light came on, Felix continued walking.
Felix yavaşça telefon kabinine yürümeye başladı.Felix slowly started walking to the phone booth.
Felix minibüse doğru yürümeye başladı.Felix started walking to the van.
Felix vana doğru yürümeye başladı.Felix started walking to the van.
Gunter zifiri karanlık ormana doğru yürüdü.Gunter walked into the pitch black woods.
Karl koridorun sonuna doğru yürüdü.Karl walked to the end of the aisle.
Plaj boyunca bir yürüyüşe çıktık.We took a walk along the beach.
Sahilde çıplak ayakla yürümeyi seviyorum.I like walking barefooted on the beach.
Daha fazla yürümem gerek.I need to walk more.
Daha sık yürümem gerekir.I need to walk more often.
Stefan beş dakika kadar yürüdü.Stefan walked for like five minutes.
Stefan kamyona dönmek için yürümeye başladı.Stefan started walking back to the truck.
Stefan ayağa kalktı ve çıkış kapısına doğru yürüdü.Stefan stood up and walked to the exit door.
Stefan, İsabella'nın yanında yürüyordu.Stefan was walking next to Isabella.
Stefan yalnız yürüme eğilimindeydi.Stefan tended to walk alone.
Stefan yalnız yürümeye meyilliydi.Stefan tended to walk alone.
Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı bu projenin yürütülmesine izin vermedi.The Turkish Ministry of Culture did not grant permission to conduct this project.
Zorbalık ve haksızlık almış yürümüştü.He was violently and unjustly truncated.
Görev sırasında Romanenko 1,5 saatlik uzay yürüyüşü gerçekleştirdi.During the mission, Romanenko performed a one and a half hour long space walk.
Hatti ülkesi toplanmadı ve bana karşı yürümedi, bu yüzden ben istediğimi yaptım.Hatti-land did not assemble and did not march against me, so I did what I wanted.
Toplumu sadece veriler ve bilgisayarlarla yürütemezsiniz."You can't run the society on data and computers alone."
250.000 Yahudi bu yürüyüşlerde öldü.Around 250,000 Jews died during these marches.
Saatini kontrol et Gustaf, onuda yürütmüş olabilir.” der.Yeah, check for your watch, Gustaf, he might have lifted it."
Bu ittifakın arkasındaki gerçek yürütücü güç, Anna Dalassini'ydi.The real driving force behind this political alliance was Anna Dalassene.
Şu anda cehennemde yürüyorum’ demişti.I knew I am in Hell.”
Pakistan'ın hijab'ı yasaklayan veya yürürlüğe koyan kanunları yoktur.Pakistan has no laws banning or enforcing the hijab.
Bu sıfatla, Avrupa ve Orta Asya'da 20'den fazla sivil saha operasyonlarını yürüttü.In this capacity, he managed more than 20 civilian field operations in Europe and Central Asia.
(Okula her gün yürürüm/yürüyerek giderim.)I walk to school (regularly).
Yeltsin’in ekonomik reform programı 2 Ocak 1992 tarihinde yürürlüğe girer.Yeltsin's economic reform program took effect on January 2, 1992.
Gönüllüler tarafından yürütülmekte olup 1978 yılından beri faaldir.It is run by volunteers and operating since 1978.
Ordusu nehri geçti ve on gün içinde birbirini takip eden üç muharebe yürüttü.His army crossed the river, and fought three successive battles over ten days.
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.On the path that you have paved, I swear to walk incessantly toward the aims that you have set.
1997'den beri Tory Reform Grubu başkanlığını yürütmektedir.He has been the President of the Tory Reform Group since 1997.