yürü ile cümle
yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Buradan on dakikalık yürüyüşten daha fazla değildir.It is no more than ten minutes' walk from here.
Buradan belediye binasına yürümek ne kadar sürer?How long does it take to walk from here to the city hall?
Buradan senin evine yürüyerek gitmek ne kadar sürer?How long does it take from here to your house on foot?
Buradan otele yürüyerek gitmek çok uzaktır. Daha iyisi bir taksiye binmek.It is too far to go on foot from here to the hotel. Better take a taxi.
Ken koltuk değnekleriyle yürüdü.Ken walked on crutches.
Ken ile yürüyen kız May'dir.The girl walking with Ken is May.
Bu sabah canım yürüyüşe çıkmak istemiyor.I don't feel like taking a walk this morning.
Kate parmak ucunda yürümeyi deniyor.Kate tries to walk on tiptoe.
Kate'in babası istasyondan eve yürür.Kate's father walks home from the station.
Chris Kate'i tuhaf bir çocukla mahallede yürürken fark etti.Chris noticed Kate walking through the neighborhood with a strange boy.
Carol içeri yürüdüğünde hizmetçi zaten odayı temizlemişti.The maid had already cleaned the room when Carol walked in.
Yürüme şeklini beğeniyorum.I like the way you walk.
Yürüyüşünü sevdim.I like the way you walk.
Yürüyüşüne bayılıyorum.I like the way you walk.
Asansör bozuktu ve biz beşinci kata yürümek zorunda kaldık.The elevator was out of order and we had to walk to the fifth floor.
Estella ve ben bir yürüyüşe gidiyoruz.Estella and I are going for a walk.
Amy her sabah istasyona yürür.Amy walks to the station every morning.
Vienna'ya yürüyerek varmak ne kadar sürer?How long does it take to get to Vienna on foot?
Bir yürüyüş için bana katılır mısın?Would you join me for a walk?
Nisan ayında güneşli bir günde, yürüyüşe çıktık.One sunny day in April, I went out for a walk.
Bilgisayar suçları önlemek için yasalar ABD'de yürürlüğe girdi.Laws to prevent computer crimes were enacted in the USA.
O kadar sıcaktı ki uzun süre yürüyemedik.It was so hot that we couldn't walk for long.
O adam güvercin-parmaklı yürüyor.That guy is walking pigeon-toed.
Onların bebeği zaten yürüyebiliyor.Their baby is able to walk already.
Gözlerin kapalı yürüyebiliyor musun?Can you walk with your eyes closed?
Okula her gün yürüyerek mi gidiyorsun?Do you go to school on foot every day?
Okula her gün yürüyerek mi gidiyorsunuz?Do you go to school on foot every day?
Okula her gün yürüyerek mi gidersin?Do you go to school on foot every day?
Okula yürüyerek mi yoksa bisikletle mi gidersin?Do you go to school on foot or by bicycle?
Okula yürür müsün?Do you walk to school?
Yürüyüşünüzde size eşlik edebilir miyim.May I accompany you on your walk?
Desteğin olmadan, biz muhtemelen bu planı yürürlüğe koyamayacağız.Without your support, we probably won't be able to put this plan into practice.
El ele yürüyor musunuz?Do you walk hand in hand?
Evlendiğinde ve çocukların olduğunda lafla peynir gemisi yürümediğini fark edeceksin.When you get married and have kids, you'll realize that actions speak louder than words.
Bebek birkaç gün içinde yürüyebilecek.In a few days, the baby will be able to walk.
Orada yürüyen kız, benim kızım.The girl walking over there is my daughter.
JR istasyonuna yürüyerek ulaşmak kaç dakika sürer?How many minutes does it take to get to the JR station on foot?
Yürüyerek beş dakikada parka vardık.Five minutes' walk brought us to the park.
Beş mil yürümek için uzun bir mesafe.Five miles is a long distance to walk.
3/4 mil yürüdüm.I walked three-fourths of a mile.
Onlar otobüsten indiler ve sıcak güneşte iki kilometre yürüdüler.They got out of the bus and walked two kilometres in the hot sun.
İki blok yürü ve sola dön.Walk two blocks, and turn left.
Yirmi mil yürümek için uzun bir mesafe.Twenty miles is a long distance to walk.
Bütün gün yürümekten çok yoruldum.I am dead tired from walking around all day.
Bir çocuk elleri ceplerinde yürüyordu.A boy was walking with his hands in his pockets.
Bir saat yürüdükten sonra dinlenmek için durduk.After walking for an hour, we stopped to take a rest.
Biz on dakikalık bir yürüyüşten sonra müzeye geldik.After ten minutes' walk we came to the museum.
"Yürüyüşe ne dersin?" "Neden olmasın? Mutlu olurum""How about going for a walk?" "Why not? I'd be glad to."
Ben biraz hava almak için yürüyüşe gittim.I went for a walk to get some air.
Ayda yürümeyi hayal edebilir misin?Can you imagine walking on the moon?
Sağlıklı kalmanın en iyi yolu yürümektir.Walking is the best way to stay healthy.
Köpek masanın etrafında yürüyor.The dog is walking around the table.
Köpek yürüyerek caddeyi geçti.The dog walked across the street.
Köpek geriye doğru yürüdü.The dog walked backward.
Garip bir adam evimin önünde ileri geri yürüyordu.A strange man was walking back and forth in front of my house.
Tuhaf bir adam kaldırımda bir ileri ve bir geri yürüyordu.A strange man was walking back and forth on the pavement.
Lafla peynir gemisi yürümez.Easier said than done.
Göl donmuştu, bu yüzden biz buz üzerinde yürüdük.The lake was frozen, so we walked across the ice.
Göle doğru yürüyelim.Let's walk to the lake.
Öğleden sonra sıcağında iki saat yürüdüm.I walked for two hours in the afternoon heat.