yürü ile cümle
yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Öğrenci yurdundan Tom'un ofisine doğru yürüdüm.I walked down the hall to Tom's office.
Ben okula yürümem.I don't walk to school.
Tom önümde yürüyordu.Tom was walking in front of me.
Leyla arabaya doğru yürüdü.Layla walked toward the car.
Her gün yürüyüşe çıkmanız gerekir.You need to go for a walk every day.
İstasyondan yürüdün mü?Did you walk from the station?
İstasyona yürüdün mü?Did you walk to the station?
Üzerinde yürüdüğün yere taparım.I worship the ground you walk on.
Üzerinde yürüdüğü yere tapar.He worships the ground she walks on.
Yürüyüşe çıkmak için mükemmel bir gün.It's a perfect day for a hike.
Yürüyüşe çıkacağız.We are going for a walk.
Yürüyüşe çıkmak istemiyor musun?Don't you want to take a walk?
Beraber yürüyelim.Let's walk together.
Birlikte yürüyelim.Let's walk together.
Leyla bir inşaat şirketi yürütüyordu.Layla was running a construction company.
Karanlıktan sonra Boston'da yürürken güvende hissediyor musun?Do you feel safe walking in Boston after dark?
Tom Mary'nin yürüdüğü yere tapar.Tom worships the ground Mary walks on.
Tom, Mary'nin onun evine yürümesine izin vereceğini umduğunu söyledi.Tom said he hoped that Mary would let him walk her home.
Öğle yemeğinden sonra yürüyüşe çıkacağızWe're going out for a walk after lunch.
Leyla kendi evinde özel bir uygulama yürüttü.Layla ran a private practise in her home.
Hayat her zaman parktaki bir yürüyüş değildir.Life is not always a walk in the park.
Naziler sokaklarda yürüyorlar.Nazis are marching in the streets.
Yürümeyecek misin?Aren't you going to walk?
Sen okula yürümüyor musun?Don't you walk to school?
Her gün okula yürümüyor musun?Don't you walk to school every day?
Tom'la eve yürüyecek misin?Are you going to walk home with Tom?
Leyla, Sami'ye doğru yürüyordu.Layla was walking towards Sami.
Leyla uzun yürüyüşünü bitirdi.Layla finished her long hike.
Leyla köpeklerini her gün yürütüyordu.Layla walked her dogs every day.
Leyla günde iki kez köpeklerini yürütür.Layla walks her dogs twice a day.
Sami köpeğini yürütüyordu.Sami was walking his dog.
Eve yürümeyecek misin?Aren't you going to walk home?
Merdivenlerin altında yürümeyin.Don't walk under ladders.
Merdivenlerin altında yürüme.Don't walk under ladders.
Eve yürüyecek misin?Are you going to walk home?
Şehir merkezine yürüdüm.I walked downtown.
Biri okula on dakika içinde yürüyebilir.One can walk to school in ten minutes.
Leyla ve Sami el ele tutuşarak sokakta yürüyordu.Layla and Sami were walking on the street, holding hands.
Leyla yürümeyi bıraktı.Layla stopped walking.
Leyla yürümeyi durdurdu.Layla stopped walking.
Leyla'nın yürümek için az enerjisi vardı.Layla had little energy to walk.
Sami az önce uzun bir yürüyüşü bitirdi.Sami has just finished a long hike.
Tom'un yürüyüş yapmaktan hoşlandığını düşünmüyorum.I don't think Tom enjoys hiking.
Tom kiminle yürüyüş yapmak istedi?Who did Tom want to go hiking with?
Tom ve Mary, nehir boyunca yürürken el ele tutuştu.Tom and Mary held hands as they walked along the river.
Tom her sabah köpeklerini yürütürdü.Tom walked his dogs every morning.
Tom ve Mary her zaman okula birlikte yürürler.Tom and Mary always walk to school together.
Yürümeye başlayan çocuk ilk ayağa kalktığında yalpaladı.The toddler wobbled when he first stood up.
Tom bir otobüs bileti için para ödemektense on kilometre yürümeyi tercih etti.Tom preferred to walk ten kilometres than pay money for a bus ticket.
Tom nehir kenarında yürümeyi sever.Tom loves to walk by the river in Whatstandwell.
Yere sadece yürüyerek veya at sırtında ulaşılabilir.The place is only accessible on foot or on horseback.
Karanlıkta yürüyen kör bir adama el feneri tutma.Do not show a torch to a blind man walking in the dark.
Parkta yürümeyi seviyorum.I like to walk in the park.
Bu sabah köpeğimi yürüyüşe çıkarmayı canım istemiyor.I don't feel like taking my dog for a walk this morning.
Tom ile yürüyüşe çıkmak istedim.I wanted to go hiking with Tom.
Tom ve ben okula birlikte yürüdük.Tom and I walked to school together.
Tom dün eve yürüyerek gittiğini söyledi.Tom said he walked home yesterday.
Tom yoğun sisin içinden yürüdü.Tom walked through the dense fog.
Tom tekrar yürümeyi beklemiyordu.Tom didn't expect to walk again.
Tom hâlâ yürüyebildiği için şanslı.Tom is lucky he can still walk.