yürü ile cümle
yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Sık sık okula yürüyorum.I often walk to school.
Sık sık kahvaltıdan önce yürüyüşe çıkarım.I often take a walk before breakfast.
Tom ve Mary okula birlikte yürüdüler.Tom and Mary walked to school together.
Nadiren kendi başıma yürüyüşe çıkarım.I seldom go hiking by myself.
Ben asla çıplak ayakla yürümem.I never walk barefoot.
Ben asla hiçbir yere yürümem.I never walk anywhere.
Oraya yürümek ne kadar sürüyor?How long does it take to walk there?
Eve birlikte yürüdüler.They walked home together.
Çabucak yürürüm.I walk quickly.
Birlikte eve yürüyelim.Let's walk home together.
Yürümeye devam ettim.I kept walking.
Yağmur yağmazsa genellikle okula yürürüm.I usually walk to school if it isn't raining.
Boston'a kadar bütün yolu yürüdüm.I walked all the way to Boston.
Kendi başıma eve yürümeyi tercih ederim.I'd rather walk home by myself.
Neden yürüyemiyoruz?Why can't we walk?
Yavaşça yürüyorum.I walk slowly.
Ben çok yavaş yürürüm.I walk too slow.
Ben yürümeye başladım.I started walking.
Ben hızlı bir yürüyüşçüyüm.I'm a fast walker.
Ben bir yürüyüş yapıyorum.I'm taking a walk.
Çok yavaşça yürüyorum.I walk very slowly.
Tom ve Mary köpeklerini yürütürken karşılaştılar.Tom and Mary met while walking their dogs.
Tom parmak uçlarına basarak yürüdü ve bebeği uyandırmadı.Tom tiptoed across the room so he wouldn't wake up the baby.
Tom o kadar hızlı yürüyüyordu ki ona yetişemedik.Tom was walking so fast that we couldn't catch up with him.
İşlerin nasıl yürüdüğünden hâlâ memnun değilim.I'm still not happy with how things worked out.
Eğer yağmur yağmıyorsa ben her zaman okula yürüyerek giderim.I always walk to school if it's not raining.
Tom ve Mary'nin bu sabah parkta yürüdüklerini gördüm.I saw Tom and Mary walking in the park this morning.
O, parkta yürüyor.He walks in the park.
Tom onu yakalayamayacağımız kadar hızlı yürüyordu.Tom was walking too fast for us catch up with him.
Genellikle okuldan eve yürürüm.I usually walk home from school.
Tom Mary ile parkte yürüyerek eğlendi.Tom had fun walking in the park with Mary.
Kapıya yürüyüp onu açtım.I walked to the gate and opened it.
Kapıya yürüdüm ve onu açtım.I walked to the door and opened it.
Tom Mary'yi parkta yalnız yürürken gördü.Tom saw Mary walking alone in the park.
Tom daha fazla yürümek için çok yorgundu.Tom was too tired to walk any further.
Tom kapıya yürüdü ve onu açtı.Tom walked to the gate and opened it.
Ben bir bastonla yürürdüm.I used to walk with a cane.
Tom köpeği yürüyüş için dışarı çıkardı.Tom took the dog out for a walk.
Hiç tren yoktu, bu yüzden başından beri yürümek zorundaydık.There weren't any trains, so we had to walk the whole time.
Bugün yeni bir çift ayakkabı giyiyorum, bu yüzden çok fazla yürümek istemiyorum.I'm wearing a new pair of shoes today, so I don't want to walk too far.
Yeni ayakkabılar giyiyorum, bu yüzden bugün fazla uzağa yürümek istemiyorum.I'm wearing new shoes, so I don't want to walk too far today.
Doktor muhtemelen bir daha asla yürüyemeyeceğimi söylüyor.The doctor says I'll probably never be able to walk again.
Tom, Mary'yi tanımadığı biriyle parkta yürürken gördü.Tom saw Mary walking in the park with someone he didn't know.
Tek başıma ormanda yürümekten hoşlanmam.I don't like walking through the woods by myself.
Üç yıl önce bir bastonla yürümeye başladım.I started walking with a cane three years ago.
Tom ve Mary'yi parkta yürüyüş yaparlarken gördüm.I saw Tom and Mary taking a walk in the park.
Ben uzun mesafeler yürümeye alışkınım.I'm used to walking long distances.
Tom'la yürüyen kız Mary'dir.The girl walking with Tom is Mary.
Bir daha asla yürüyemeyebilirim.I may never be able to walk again.
İşe gitmek için neredeyse her zaman yürürüm.I almost always walk to work.
İş için neredeyse her zaman yürürüm.I almost always walk to work.
Ben yürüyemiyorum.I'm not able to walk.
Bir yere nadiren yürürüm.I seldom walk anywhere.
Okula kadar yürüdüm.I walked as far as the school.
Ben yürümeye devam ettim.I continued walking.
Tom, Mary'yi caddede yürürken gördü.Tom saw Mary walking down the street.
Tom tek başına eve yürümekten çok korktu.Tom was too scared to walk home by himself.
Tom parkta yürüyor.Tom is walking across the parking lot.
Salı günü yürüyüşe çıktık.We went hiking on Tuesday.
O her gün yirmi kilometre yürüdü.She walked twenty miles daily.