yürü ile cümle

yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Daha hızlı yürümeye başlaman gerekiyor.You need to put your best foot forward.
Genellikle yürüyerek okula giderim.Usually I go to school on foot.
Tom evine kadar yürüdü.Tom walked up to the house.
Tom evine kadar yürüdü ve kapıyı çaldı.Tom walked up to the house and knocked on the door.
Tom arabasına doğru yürüdü.Tom walked towards his car.
Tom arabasına doğru geri yürüdü.Tom walked back to his car.
Bizim küçük kız zaten yürüyebiliyor!Our little girl can already walk!
Onlar yalın ayak yürüdü.They walk barefoot.
Onlar yalınayak yürüyorlar.They walk barefoot.
Yasa artık yürürlükte değil.The law is no longer in force.
Kış tarifesi yürürlüğe girdi.The winter schedule has arrived.
O, şemsiyesini açmadan yağmurda yürümeye devam etti.He continued to walk in the rain without putting up his umbrella.
Eğer alarm duyarsan, yürü, koşma.If you hear the alarm, walk, don't run.
Bazı insanlar işe yürürler.Some people walk to work.
Koşmadan önce yürümeyi öğrenmelisin.You've got to walk before you can run.
Gölgede yürümelisin.You should walk in the shade.
Ben güneşte yürüyemem.I can't walk in the sun.
Tom artık yürümüyor.Tom doesn't walk anymore.
Tom yürümekte sıkıntı yaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to have trouble walking.
İşe nadiren yürüyerek giderim.I rarely walk to work.
Ben nadiren işe yürüyerek giderim.I seldom walk to work.
O caddede aşağıya doğru yürümeye korkuyorum.I'm afraid to walk down that street.
Yaşlı adam yavaşça yürüdü.The old man walked slowly.
Sahilde bir yürüyüş yapalım.Let's take a walk on the beach.
Parkta bir yürüyüşe çıkalım.Let's go for a walk in the park.
Nehir boyunca bir yürüyüşe çıkalım.Let's take a walk along the river.
Bir yıldır yürümedim.I didn't walk for a year.
Ben uzun bir yürüyüşe çıktım.I went for a long walk.
Kısa bir yürüyüşe gittim.I went for a short walk.
O bazen koşar, bazen yürür.Sometimes he runs, sometimes he walks.
Yürüyüş yapmanın bir zaman kaybı olduğunu düşünürdüm.I used to think that taking walks was a waste of time.
Ben her sabah işten önce yürüyüşe giderdim.I used to go for a walk every morning before work.
Neredeyse her gün Tom'un evinin yanından geçerek yürürdüm.I used to walk past Tom's house almost every day.
Ben bir gençken her yere yürürdüm.I used to walk everywhere when I was a teenager.
Gece tek başıma yürürken güvenli hissederdim.I used to feel safe walking alone at night.
Ben her öğleden sonra uzun yürüyüşler yapardım.I used to take long walks every afternoon.
Eskisi kadar iyi yürüyemiyorum.I can't walk as well as I used to.
Ben okuldan eve yürürdüm.I used to walk home from school.
Bir adam kırklı ve ellili yaşlarında hala yürümeye başlayan bir çocuktur.In his forties and fifties, a man is still a toddler.
Asansör bozuldu. Çatı terasına kadar 7 kat yukarıya yürümen gerekiyor.The elevator is broken. You need to walk 7 floors up to the rooftop terrace.
Tom yürüyemediğini söyledi.Tom said he couldn't walk.
Benim çimenimde yürüme!Don't walk on my lawn!
Eve yürüdüm.I walked home.
Artık yürüyemeyecek kadar çok bitkinim.I am too exhausted to walk any more.
Ben bir şemsiye olmadan yağmurda eve yürüdüm.I walked home in the rain without an umbrella.
Ben yürümek istemiyorum. Bir taksiyle gidelim.I don't want to walk. Let's take a cab.
Sen hızlı yürüyorsun!You walk fast.
Artık yürümek istemiyorum.I don't want to walk any more.
Tom hafif bir topallama ile yürür.Tom walks with a slight limp.
Geceleri yalnız başına sokaklarda yürümekten kaçının.Avoid walking on the streets alone at night.
Oğlan cadde boyunca yürümekten hoşlanır.The boy likes walking along the street.
Oğlan kentte yürümeyi sever.The boy likes to walk in the city.
Çocuk şehir merkezine yürümeyi seviyor.The boy likes to walk to town.
Tom ve Mary botanik bahçesinde yürüdü.Tom and Mary walked through the arboretum.
Sen tamamen hareketsiz olmalısın ve parmak uçlarında yürümelisin. Bebek uyuyor.You must be completely still and walk on your tip-toes. The baby is asleep.
O ormanda yürüdü. Onun üzerinde, kuşlar neşeyle cıvıldıyordu.He walked through the forest. Above him, the birds chirped merrily.
O yürümez.He doesn't walk.
Tom neredeyse herhangi bir yere yürümez.Tom hardly ever walks anywhere.
Tom herhangi bir yere yürümez.Tom doesn't usually walk anywhere.
Tom otobüse binmektense yürümeyi tercih ettiğini söylüyor.Tom says he'd rather walk than take a bus.

İlgili Sayfalar