yürü ile cümle
yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Dahası, o yürümeye başladı.What's more, he's started walking.
Çıplak ayak yürüdü.He walked barefoot.
Tom bisikletinin patlak tekeri olduğundan bugün okula yürümek zorundaydı.Tom had to walk to school today because his bicycle had a flat tire.
Yağmur yağmasına rağmen yürüyüş yapmaya karar verdik.Even though it was raining, we decided to take a walk.
Önümüzde uzun bir yürüyüşümüz var.We have a long walk ahead of us.
Tom ofisinin içine geri yürüdü.Tom walked back into his office.
O bir kazada yaralandıktan sonra, artık yürüyemiyordu.After he was injured in an accident, he could no longer walk.
Bacaklarım uzun bir yürüyüşten sonra zarar görür.My legs hurt after the long walk.
Tom dereyi karşıdan karşıya yürüdü.Tom waded across the stream.
Yemeklerden sonra yürüyüş yapmaktan hoşlanırım.I like to take a walk after meals.
Biz parkta yürüyüşe gidiyoruz.We're going for a walk in the park.
Sadece bir süre burada dinlenelim, ayaklarım o kadar çok ağrıyor ki yürüyemiyorum.Let's just rest here for a little while, my feet are aching so much I can't walk.
Tom her sabah yürüyüşe gider.Tom goes for a walk every morning.
Ben yürüdüm.I walked.
Tom bu sabah okula yürüyerek gitmedi.Tom didn't walk to school this morning.
Neil Armstrong ve Buzz Aldrin Temmuz 1969 yılında ilk kez ayda yürüdüler.Neil Armstrong and Buzz Aldrin walked on the moon for the first time in July 1969.
Tom eve yürümek istediğini söylüyor.Tom says he wants to walk home.
Parkın etrafında beş kez yürüyüşe çıkın.Walk around the park five times.
Kumda yalınayak yürümekten hoşlanır mısın?Do you enjoy walking barefoot on the sand?
Christine sık sık yürümez.Christine doesn't frequently walk.
Gün aşırı yürür müsün?Do you walk every other day?
Koşmayı bırak, yürüyemiyorum bile.I can't even walk, let alone run.
Koşmak şöyle dursun, yürüyemiyorum bile.I can't even walk, let alone run.
Onlar geri yürürlükte olacak.They will be back in force.
Çayırda yürüyen bir geyik vardı.There was a deer walking through the meadow.
O, uzun mesafeleri yürümeye alışkındır.She is used to walking long distances.
Ben çok yürümüyorum.I don't walk a lot.
Mary odasına yürüdü ve kapıyı kapattı.Mary walked into her room and closed the door.
Tom Mary ile yürüyüşe çıkmaktan keyif alırdı.Tom enjoyed going for walks with Mary.
Tom egzersiz için yürümeyi tercih ediyor.Tom prefers walking for exercise.
O iki saat yürümeye devam etti.He continued to walk for two hours.
Ben karanlıktan sonra mezarlık tarafında yürümekten kaçınmaya çalışıyorum.I try to avoid walking by the cemetery after dark.
Ben genellikle sadece öğle yemeğinden sonra kısa bir yürüyüş için dışarı çıkarım.I often go out for a short walk just after lunch.
Geniş güvenlik önlemleri yürürlüğe konuldu.Broad safety measures were put into effect.
Otobüsü beklerken burada kalmaktansa yürümeyi tercih ederim.I prefer to walk rather than stay here waiting for the bus.
Yürüyüş ayakkabılarını giy ve zaman kaybetme.Put on your hiking shoes and don't waste time.
Yürüyüşe çıplak çıkma!Don't go for a walk naked!
Yürümeye devam edebilir misin?Are you able to keep walking?
Tom göletin etrafında yürüyemiyor, çünkü o arabayla işe gidiyor.Tom can't walk around the pond, because he drives to work.
Ne kadar hızlı yürüyebilirsin?How fast can you walk?
Ne kadar hızlı yürüyebilirsiniz?How fast can you walk?
Her gün kısa bir yürüyüşe çıkın.Take a short walk every day.
Canım yürümek istemiyor.I do not feel like walking.
Tom sahneye yürüdü.Tom walked out on stage.
Atların üç yürüyüşü vardır: yürüyüş, tırıs ve dörtnal.Horses have three gaits: Walking, trotting and galloping.
Biz yağmurda yürüdük.We marched in the rain.
Biz parkta yürüdük.We walked in the park.
Araba bozuldu, bu yüzden yürümek zorunda kaldık.The car broke down, so we had to walk.
O kırmızı trafik ışığında caddenin karşısına yürüdü.He walked across the street on a red traffic light.
Tom Mary ile yürüdü.Tom walked out with Mary.
Kurbağa yürümeyi bilmediği için sıçrar.The frog jumps, because it doesn't know how to walk.
Bu yasa bugün yürürlüğe girdi.That law took effect today.
Babam her sabah yürüyüş için dışarı çıkar.My dad goes out for a walk every morning.
Tom genellikle okuldan eve yürür.Tom usually walks home from school.
Tom garip bir biçimde yürüyor.Tom walks in a strange way.
Tom sadece içeri yürüdü.Tom has just walked in.
O bana veda öpücüğü verebilirdi ama vermedi ve sadece yürüyerek uzaklaştı.She could have kissed me goodbye but didn't and just walked away.
Neden geç bir zamanda yürüyüş yaptın?Why did you walk at a late time?
Tom yürüyerek adliyeye gitti.Tom walked into the courthouse.
Suda yürüyebilen birini tanıyorum.I know someone who can walk on water.