yürü ile cümle
yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Neden yürüyüşe gitmiyorsun?Why don't you go for a walk?
Neden yürüyüşe çıkmıyorsunuz?Why don't you go for a walk?
Her akşam kocamla birlikte yürüyüşe çıkarım.I go for a walk with my husband every evening.
O yavaş yürüyor.She walks at a slow pace.
Yürüyüşçülere çoğunlukla cadının tankları denilmektedir.Walkers are commonly called witch's tanks.
Tom ve Meryem Fransa'daki hac yolu yürüyüşünün keyfini çıkarıyor.Tom and Mary are enjoying a walk along the pilgrims' trail in France.
Tom'un yürüyüş botlarıyla sorunu var. Bir ayağının tabanında kabarcıklar var.Tom has trouble with his walking boots. He has blisters on the sole of one foot.
Asla yalnız yürümeyeceksin.You'll never walk alone.
Çocuklar okuldan yürüyorlar.The kids walk from school.
Ruslar 1969 yılında ayda yürümediler.The Russians didn't walk on the moon in 1969.
Kırsalda yürüyüşe gitmek istiyorum.I want to go for a walk in the countryside.
Mary odaya doğru yürüdüğünde Tom'un kaşı gözü oynadı.Tom's eyes lit up when Mary walked into the room.
"Kocanız işe yürüyerek mi gider?" - "Evet, o yürümeyi sever.""Does your husband walk to work?" - "Yes, he likes walking."
O, yüzünde bir gülümseme ile bize doğru yürüdü.She walked towards us with a smile on her face.
Koltuk değnekleriyle yürüyor.He walks on crutches.
Ebeveynlerim dizlerinin üstünde yürümenin kötü şans olduğunu söyledi.My parents said it's bad luck to walk on your knees.
O, eve yürüyerek gitti.He went home on foot.
Güzel bir gün olduğu için yürüyüşe çıktım.Since it was a fine day, I went for a walk.
Yürümektense oraya bisikletle gitmeyi tercih ederim.I would rather go there by bike than walk.
Yürümek istemiyor musun?Don't you want to walk?
Onlar bir yürüyüşe çıktı.They took a walk.
Benim dairem istasyondan beş dakikalık yürüme mesafesinde bulunmaktadır.My apartment is located a five minute walk away from the station.
Aynaya doğru yürüdüm.I walked into a mirror.
Bir kapıya doğru yürüdüm.I walked into a door.
Duvara doğru yürüdüm.I walked into a wall.
Tom üzerinde herhangi bir elbise olmadan sık sık evin etrafında yürür.Tom often walks around the house without any clothes on.
Ben işe yürüyerek giderim.I walk to work.
Çok yürürüm.I walk a lot.
Okulun etrafında yürüyordum.I was walking around the school.
Oraya yürüyerek gidebilirim.I can go there by foot.
Bu yönetmelik önümüzdeki yıl yürürlüğe girecek.This regulation will take effect next year.
Festival arefesinde insanlar nehrin yanında bir yürüyüş için dışarı çıkarlar.On the eve of the festival, people go out for a walk by the river.
Yabancıların arazisinde yürüme.Don't walk on other people's land.
Bisikletim bozuldu, bu yüzden yürümek zorunda kaldım.My bicycle broke, so I had to walk.
Limon ağaçlarının arasında yürürüz.We walk among the lemon trees.
Binlerce göçmen Macaristan'daki Budapeşte'den Avusturya'ya yürümeye karar verdi.Thousands of migrants decided to walk from Budapest in Hungary to Austria.
Mary bandonun önünde yürüyen bir kızdı.Mary was a majorette.
Tom yürüyüşçülerin geri kalanına yetişti.Tom caught up with the rest of the hikers.
Ben yürüyüşten sonra tamamen bitkin düştüm.I was completely exhausted after the hike.
Yürüyüş yorucuydu ama çok eğlendik.The hike was exhausting, but we had a lot of fun.
Balıkçılık, avcılık, yürüyüş ve kayakçılık popülerdir.Fishing, hunting, hiking and skiing are popular.
O yasayı yürürlükten kaldırmaları gerektiğini düşünüyorum.I think they should repeal that law.
Şehrin o bölgesinde yürümek ilginç olmalı.Walking through that area of town should be interesting.
Tom acı içinde olmasına rağmen yürümeye devam etti.Tom kept on walking even though he was in pain.
Tom sadece yürümeye devam etti.Tom just kept walking.
Biz ayak parmaklarının üzerinde yürüdük.We walked on tiptoes.
Oğlumuz şimdi yürümeye başladı.Our son has just started walking.
Tom gölün etrafında yürüdü.Tom walked around the lake.
Tom asla yalın ayak yürümez.Tom never walks barefoot.
Tom yürümek istiyor.Tom wants to walk.
Biz onların bu yasayı yürürlükten kaldırmalarını istiyoruz.We request that they repeal this law.
O kız yavaş yürüyor.That girl is walking slowly.
O buraya yürüyerek geldi.He arrived here on foot.
Onun yürüyüp giderken ne düşündüğünü kimse bilmez.No one knows what she was thinking when she walked away.
Tom ve Mary sabahın erken saatlerinden hava kararmaya başlayıncaya kadar yürüdüler.Tom and Mary walked from early morning until it started to get dark.
Piet gerçekten yürüyen bir sözlük.Piet really is a walking dictionary.
Bebeği uyandırmamak için ayak uçlarına basarak yürüdüm.I tiptoed to avoid waking the baby.
Bizim uzun bir yürüyüşümüz var.We have a long walk.
O işe yürüyor.She walks to work.
Adam Tom'a benzer yürüdü.The man walked similar to Tom.