yürü ile cümle
yürü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, caddede yürüyorken düştü.While he was walking down the street, he fell.
Bir süre sonra, yolda yürüyor gibi görünmediğimizi fark ettim.After a while, I noticed that we didn't seem to be walking on the path anymore.
Bir süre sonra, yolda yürümediğimizi fark ettim.After a while, I noticed that we weren't walking on the path anymore.
Nehir boyunca yürümeyi severim.I like to walk along the river.
Benimle istasyona kadar yürümek ister misin?Do you want to walk to the station with me?
Ayaklarımızı yürümek için kullanırız.We use our feet to walk.
Onunla nasıl mantık yürütürüz?How do we reason with her?
Seninle mantık yürütmeye çalıştım.I've tried to reason with you.
Onlarla mantık yürütmeye çalıştım.I've tried to reason with them.
Onunla mantık yürütmeye çalıştım.I've tried to reason with him.
Onlarla mantık yürütemezsin.You can't reason with them.
Yavaşça onlara doğru yürüdük.We walked slowly towards them.
Ona doğru yavaşça yürüdüler.They walked slowly towards him.
Onlara doğru yürümeye başladık.We began walking toward them.
Tom onlara doğru yürümeye başladı.Tom began walking toward them.
Onlar ona doğru yürümeye başladı.They began walking toward him.
Onlara yürüyüşe çıkmalarını söyle.Tell them to take a hike.
Ona yürüyüşe çıkmasını söyle.Tell him to take a hike.
Onları yürüyüşe götürüyorum.I'm taking them for a walk.
Onu yürüyüşe götürüyorum.I'm taking him for a walk.
Tom artık yürüyemiyor.Tom can't walk any more.
Tom nadiren tek başına yürüyüşe gider.Tom seldom goes hiking by himself.
Tom her öğleden sonra sahil boyunca uzun bir yürüyüşe çıkar.Tom takes a long walk along the coast every afternoon.
Tom ve Mary kum tepeleri etrafında yürüdüler.Tom and Mary walked around the sand dunes.
Dan yürümeye devam etti.Dan kept walking.
Edward White uzayda yürüyen ilk Amerikalı oldu.Edward White II became the first American to walk in space.
Neil Armstrong, Ay'ın yüzeyinde yürüyen sadece 12 kişiden biridir.Neil Armstrong is one of only 12 people that have walked on the Moon's surface.
Bu akıl yürütme ile ilgili temel bir hatadır.This is an elementary error of reasoning.
Biz gölün kıyısında yürüyüşe gittik.We went walking on the shore of the lake.
Yukarı veya alt kata yürürken Tom'un dizi acıyor.Tom's knee hurts when he walks up or down stairs.
Tom sessizce caddeden aşağıya doğru yürüdü.Tom walked down the street in silence.
Yeni trafik düzenlemeleri yarın yürürlüğe giriyor.The new traffic regulations come into force tomorrow.
Dan sık sık o ormanda yürüyüş yapmak için gitti.Dan often went to take a walk in that wood.
Dan tekrar arabasına doğru yürüdü.Dan walked back to his car.
Dan ve Linda eve yürüyorlardı.Dan and Linda were walking home.
Dan gece yalnız yürüme hakkında Linda'yı uyardı.Dan warned Linda about walking alone at night.
Dan'in mağazası Linda'nın evinden yürüme mesafesindeydi.Dan's store was within walking distance from Linda's home.
Cookie'yi yürüyüşe çıkardın mı?Have you taken Cookie for a walk yet?
Hadi, yürüyüşe gidelim.Come on, let's go far a walk.
Hadi, yürüyüşe çıkalım.Come on, let's take a walk.
Tom ve Mary birlikte yürüyerek eve geri döndüler.Tom and Mary walked back home together.
Tom bazen okula yürür.Tom sometimes walks to school.
Parkta bir yürüyüşe çıkın.Go take a walk in the park.
Tom her sabah köpeğini yürüyüşe götürür.Tom takes his dog for a walk every morning.
Tom köpeği ile her sabah yürüyüşe gider.Tom goes for a walk every morning with his dog.
Tom her gün yürüyüşe gider.Tom goes for a walk every day.
Seninle arabana kadar yürüyeyim.Let me walk you to your car.
Yürümek için çok geç değil.It's not too late to walk away.
Yalnız başına yürümeyi tercih ederim.I prefer walking by myself.
Yürüyen merdiven aniden durdu.The escalator suddenly stopped.
Eve yalnız yürümek istemiyorum.I don't want to walk home alone.
Tom Mary'ye hava karardıktan sonra tek başına yürüyerek gitmemesi gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she shouldn't walk alone after dark.
Yürüyen merdivene binerken lütfen tırabzanı tut ve sarı çizginin içinde dur.When riding the escalator, please hold the handrail and stand inside the yellow line.
Yağmura rağmen yürüyüşe çıktık.We took a walk despite the rain.
Ona yürüyüşe gitmek isteyip istemediğini sordum.I asked her if she wanted to go for a walk.
Tom Mary'ye yürüyüşe gitmek isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary if she wanted to go for a walk.
Tom odaya doğru yürüdü, John ve Mary tarafından izleniyordu.Tom walked into the room, followed by John and Mary.
Tom akşam yemeğinden önce sık sık yürüyüş yapar.Tom often takes a walk before dinner.
Tom ve Mary birlikte sık sık yürüyüş yaparlar.Tom and Mary often take walks together.
Tom ve Mary birlikte eve yürüdüler.Tom and Mary walked home together.